• 13.12.2017 00:00
  • (1203)

 Küreselci çete, meşhur 2009 Davos panelinden sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı hedef tahtasına koymaya başladı. O tarihten sonra, belki de dünyada hiçbir lider aleyhinde olmayan bir kara propaganda mekanizması çalıştı. Erdoğan’ı gözden düşürmek için yeryüzünde söylenmemiş bir söz, atılmadık bir iftira bırakmadılar.

Yargı kumpasları, değişik siyasal komplolar ve son olarak doğrudan askeri darbeye bile başvurdular. Fakat ne Erdoğan aleyhindeki kara propaganda ne de darbe girişimleri sonuç verdi. Algı operasyonları ile Batılıları belki biraz etkileyebildiler ama Ortadoğu ve Türkiye’de aynı sonucu elde edemediler. Erdoğan’ın Türkiye ve Ortadoğu’daki olumlu algısı her geçen gün daha da arttı.

Amerikan merkezli Pew (Pew Research Center)’un Ortadoğu’da yürüttüğü çalışmanın sonuçlarına göre bölgede son yıllarda en çok etkisini artıran ülke Türkiye, Recep Tayyip Erdoğan ise bölgede en yüksek olumlu algıya sahip lider.

Rapora göre, bölgede genel olarak siyasi liderlere bakış negatif. Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan ise bir istisna olarak öne çıkıyor. İtibarı yerlerde sürünen lider ise İsrail Başbakanı Binyamin NetanyahuEsed, Ruhani, Sisi de kötüler kategorisinde Netanyahu’yu izliyor.

Görüldüğü gibi 2009’dan beri tam gaz devam eden Erdoğan’ı ötekileştirme, zayıflatma, devirme girişimleri aksi sonuçlar vermiş. Son dokuz yılda Erdoğan liderliğindeki Türkiye hem bölgedeki etkisini artırmış hem de itibarını. Küresel çetenin, Türkiye’deki FETÖ ve diğer işbirlikçileri vasıtasıyla devreye koyduğu Erdoğan’ı ötekileştirme stratejisi amacına ulaşamamış.

Ne var ki, Erdoğan aleyhindeki algı operasyonları son bulmuş değil. Küreselcilerin Erdoğan’la savaşı devam ediyor. Zaten uluslararası ilişkilerin doğası da bunu gerektiriyor; Batı sistemi, İslam dünyasıyla mücadele içinde ve bu yüzden de Tayyip Erdoğan liderliğindeki Türkiye başlıca düşmanları.

Amerika’da kurulan Zarrab davasının gerçekte tek bir yargılananı var, o da Cumhurbaşkanı Erdoğan. Sanık olarak öne çıkan isimlerin çoğunun -Reza Zarrab gibi- kendi adamları olduğu anlaşıldı. Burada mahkemelerin serbest bıraktığı FETÖ’cü polislerin ABD’ye kaçarak New York’taki mahkemeye “devlet tanığı” olarak çıkarılması da davanın siyasi, hedefin Tayyip Erdoğan’ın şahsında Türkiye olduğunu göstermeye yetmektedir.

Ana muhalefet partisi liderinin, FETÖ’cülerin eline tutuşturduğu belgelerle Cumhurbaşkanı Erdoğan ve ailesini hedef alması da, Kılıçdaroğlu’nun ipinin elinde tutanların ABD’deki aynı çete olduğunu tartışmaya yer bırakmayacak şekilde açığa çıkarmıştır.

Küresel çetenin son dokuz yıldır kesintisiz bir şekilde yürüttüğü algı operasyonlarına, darbe girişimlerine karşın sonuç alamaması önemli bir gerçeğe işaret ediyor; eski dünyanın kodlarıyla millete rağmen liderleri devirme, atanmış kuklalarla ülkeleri yönetme devri bitmiştir. En azından Türkiye için bu böyle!