• 9.02.2018 00:00
  • (1122)

 Kadın, çocuk, çevre, hayvan dostlarımız gibi çok hassas konularda AK Parti ve sosyolojisine karşı faşizan/ırkçı bir metot uygulanıyor. Son olarak Diyanet’i hedef alan 18 yaş altı evlilikler meselesi gibi yukarıda saydığımız konular, ülkedeki dindar kesimler neredeyse insanaltı bir çerçeveye yerleştirilerek tartışılmak isteniyor.

Bunun tabii ki belirli bir önyargı ve cehalete dayalı olduğu söylenebilir. “Modern irtica” diyebileceğimiz bozuk yaklaşıma göre, uygarlık ve tüm değerler kendilerine “ilerici” diyen kesimlerin uhdesindedir. Onlar tüm geri kalmış “mahlukları” kendi seviyelerine çekmek isterler. Onlar olmasa dünya karanlık ve barbar bir yerdir. Ama kimse 20. yüzyılda ölen insanların toplamının neden insan uygarlığı boyunca ölenlerin toplamından daha fazla olduğunu açıklayamaz.

Ancak, bu tavrın bilinçli bir tercih, CHP’nin başını çektiği kesimlerin özel bir stratejisi olduğu kısmını da es geçmeyelim. AK Parti ve sosyolojisini barbar, kadın, çevre, çocuk düşmanı, sapkın ve bilim karşıtı olarak göstermek adına, kadın, çocuk ve hayvanlarla ilgili her hassas konu bu şekilde işlevselleştirilip çarpıtılıyor.

Bir sorunu, toplumun belirli bir kesiminin ontolojisine sapkınca göndermeler yaparak tartışmak ahlaki olabilir mi? Her şeyi geçtim, bu tavır sorunu olan kesimlere herhangi bir katkı sağlayabilir mi?

Türkiye’de bir kadın şiddeti sorunu olduğu, çevresel sorunlar yaşadığımızı, hayvan dostlarımız için daha duyarlı olmak gerektiğini tabii ki yadsımıyorum. Ama bu sorunların kaynağı ve sorumlusu olarak dindar insanları, hatta dini göstermek, ırkçılık ve nefret suçu değilse nedir?

Hani bu iftiraya cevap vermek bile abes ama eğer bu sorunlar dindarlıkla ilgiliyse, tamamen sekülerleşmiş ülkelerdeki kadın cinayetleri, ırkçılık, küçük yaştaki evlilikler, tacizler, mobbing oranlarına ne demeli öyleyse? Siz hiç İsveç’teki kadınların durumuna baktınız mı?

Böyle bir yaklaşım olamaz. Bu yaklaşımı özellikle bu konuları önemseyenlerin reddetmesi lazım. “Muhafazakar hükümete buradan iyi vurur, iyi ses getiririz, kutuplaşmayı, önyargıları daha da arttırır, bedavadan koltuğumuzu koruruz” mantığı ne kadar hastalıklı bir mantıktır!

Bu tünelden hızla çıkmak lazım.