• 14.08.2018 00:00
  • (1089)

 Başkan Erdoğan’ın, New York Times için yazdığı makalenin en vurucu satırları şüphesiz “Türkiye zaman belirledi ve ABD dinlemezse bir kez daha kendi göbeğini kendi kesecek” yönündeki sözleriydi. Washington eğer “bu tek taraflılık ve saygısızlık trendini tersine çevirmezse” iki ülke arasındaki 60 yıllık stratejik ortaklık sona erecek!

Elbette, Ankara böyle bir “stratejik ortaklığın” olamayacağını uzun süredir dillendiriyordu. 15 Temmuz darbe girişiminden bu yana da ABD’ye yönelik eleştiriler kamuoyu önünde yapılıyordu. PKK’ya gönderilen binlerce TIR silah ise Ankara için Washington’ın bardağı taşıran hamlelerden biri olmuştu. Eleştirilere, suçlamalara rağmen Ankara ilişkileri koparma yönünde radikal kararlardan kaçındı. Türkiye’ye vize sınırlaması getirilmesi, Cumhurbaşkanlığı korumaları hakkında tutuklama kararı çıkarılması, taraf olmadığımız bir anlaşmayı ihlalden dolayı Halkbank Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Hakan Atilla’nın yargılanıp mahkum edilmesi olayı bile Ankara’nın ilişkileri düzeltme yönündeki arayışlarını engellemedi.

Ancak, Papaz Brunson krizinde Washington’ın saat vererek “Yarın 18:00’a kadar bize göndereceksiniz” yönündeki tehdidi, Trump’un Türkiye’ye yönelik “ekonomik savaş” başlatması haliyle Ankara’yı da ciddi bir değerlendirmenin eşiğine getirdi. Yer yüzünde hiçbir devlet ve millet yabancı bir gücün bu biçimdeki tehdidini kabul edemez, hiçbir şey olmamış gibi yoluna devam edemez. Böyle bir durumda zaten asgari saygıya dayalı bir ilişki söz konusu olamaz.

Yıllardır biriken, büyük problem arzetmesine rağmen Ankara tarafından olgunlukla savuşturulan sorunlar, ABD’nin bu son tek taraflı dayatmacı ve tehditkar diliyle son sınırına varmıştır. Bundan sonra top ABD’de. Türkiye’nin milli güvenlik kaygılarını hiçe sayan, ülkenin bekasını tehdit eden politikalara sahip bir ülkeyle “stratejik ortaklık” durumunun devam etmesi mümkün değil. Türkiye, yaklaşımını tümden değiştirmediği taktirde ABD’yle olan 60 yıllık stratejik müttefikliğini sonlandıracaktır. İhtiyaç duyduğu ortaklık, ittifak veya stratejik müttefiklik ilişkisini başka devletlerle geliştirecektir.

Başkan Erdoğan, önceki gün Ordu ve Rize’deki programlarında ABD’nin tehditkar dilinin arka planına ilişkin de kamuoyuna birtakım bilgiler verdi. New York Times’a yazdığı makalede de atıf yaptığı gibi Erdoğan, “ekonomik hedeflerimizden, Suriye ve Irak politikamızdan asla vazgeçmeyeceğiz” dedi. Bu sözler, ABD tehdidinin arka planını aslında gayet iyi açıklıyor.

Türkiye’ye dönük tehditlerin asıl nedeni Ankara’nın büyüme ve kalkınma yolunda aldığı “milli karar” ve Suriye ile Irak’taki harita değişikliğine dönük ABD dayatmalarına geçit vermemesidir. Bu noktadan sonra Türkiye’nin milli hedeflerinden vazgeçmesini kimse beklemesin. ABD’ye boğun eğmek telafisi olmayacak sorunlara yol açar ki, buna yeni bir Sevr Antlaşması da dahil!