Ülke için en hayati konu bile gündemde en fazla birkaç gün kalıyor.

Geçen haftanın konusu karma eğitim meselesiydi.

Her defasında olduğu gibi bu konuda da muhalefet tepki gösterdi, iktidar bildiğini okumaya devam etti ve mesele gündemden düştü.

Gündemden düşse de üzerinde konuşmamız gerekiyor.

Çünkü çok önemli bir konu.

Geçtiğimiz hafta iktidarın “Çok programlı Anadolu lisesi, mesleki ve teknik eğitim merkezi ve mesleki eğitim merkezinde karma eğitim yapılır” yasasını değiştirdiği ortaya çıktı.

Sanırım bu konuda yetki okul yönetimlerine verildi.

Rejim değiştirerek ülkeye kendi ideolojik elbisesini giydirmeye çalışan iktidarın bu adımla nereye varmak istediğini az çok tahmin edebiliyoruz.

Ülke yararı gözetilerek atılmış bir adım olarak göremeyiz.

Çünkü eğitimdeki akademik sonuçlar bu kadar vahimken en uç sayılabilecek karma eğitim meselesini konu edinmek ülke yararı gözetmek değil, ideolojik ve siyasi çıkar sağlama peşinde koşmaktır.

İktidarın bu adımını ne yazık ki başka türlü yorumlayamayız.

Esasında karma eğitim meselesi bütün dünyada büyük tartışma konusu.

İki görüş var.

Birinci görüş şöyle: Dünyada kimi bilim insanları yaptıkları araştırmalar neticesinde kız ve erkek çocuklarının ayrı sınıflarda derse daha iyi konsantre olduklarını ve daha iyi eğitim aldıklarını savunuyorlar.

Bu görüşü savunanların önceliği akademik başarı.

Bu görüşün yaygınlık kazanması üzerine ABD’de, Almanya’da, İngiltere’de ve birçok Avrupa ülkesinde kız ve erkek çocuklarının ayrı eğitim aldığı okulların açılmasına olanak sağlandı.

Almanya 2000’li  yılların başında ayrı okulların açılmasına izin verdi.

ABD’de ise Hillary Clinton önderliğindeki bir grup senatörün çabaları sonucunda 2011 sonlarına doğru kız ve erkek çocukların ayrı eğitim aldığı okulların açılması yasalaştı.

İngiltere’deyse kız ve erkek çocukların ayrı sınıflarda ders almasını savunan parti solcu işçi partisi.

Ülkemizde de kız ve erkeklerin ayrı eğitim gördüğü liseler zaten mevcuttu.

İkinci görüş ise şu: Kimi bilim insanları kız ve erkek çocukların farklı okullarda, sınıflarda ders almasını sakıncalı buluyor.

Özellikle de bizim gibi kadın erkek ilişkilerini sağlıklı zemine oturtmayı başaramamış toplumlar için daha da sakıncalı hale geliyor.

Çünkü bu görüşü savunanlar çocukların sosyal gelişimi, karşı cinsle diyalog kurması, onu arkadaş olarak görmesi ve neticesinde toplumda kadın erkek eşitliğinin sağlanması açısından karma eğitimi daha sağlıklı görüyorlar.

İkinci görüşün önceliği ise çocukların insani gelişimi.

Çünkü aynı sınıflarda okuyan kız ve erkek çocuklar birbirlerinden etkilenerek, birbirlerinin eksikliklerini tamamlayıp fazlalıklarını törpülüyorlar.

Bu sosyalleşme neticesinde ilerleyen yaşlarda karşı cinsle normal, medeni, arkadaşça diyalog kurmaları kolay oluyor.

Karşı cins gördüğünde erkek ya da kadın değil insan görmeyi öğreniyorlar.

Yani bu birliktelik çocukların insanı gelişimine olumlu katkı yapıyor.

Bütün bunlar olmadığında da toplumda kadın erkek eşitliği sorunlu hale geliyor.

Ve bu sorunun yarattığı diğer devasa sorunlar…

İkinci görüş mealen şöyle diyor: İyi insan olmadıktan sonra iyi doktor, iyi hakim, iyi mühendis olmak yeterli sonuç değil.

“Batılı ülkeler bu konuyu tartışıyorlar, onlarda var bizde de olsun” diyemeyiz.

Çünkü onlar birçok sorunlarını halletmişler.

Çünkü oralarda hayat kadın erkek eşitliği üzerinden kurgulanmış.

Hem eğitim sisteminde birçok sorunu halletmişler hem de çocukların insani yönünü geliştirecek sistem, mekanizma, toplumsal normlar sağlıklı işliyor.

Ama Türkiye öyle mi gerçekten?

Hâlâ kadın ve erkek arkadaş olabilir mi tartışması yapılıyor.

Hâlâ cinsiyetçiliği aşamıyoruz.

Hâlâ kadınlar ve erkekler birbirlerini kötülüyor, aşağılıyor.

Dahası aile ilişkilerinde bile kadın ve erkek birbirini anlayamıyor, dengeleyemiyor.

Kadın erkek ayrımcılığından doğan hukuki, ekonomik, psikiyatrik sorunlar bitmek bilmiyor.

Kadının gülmesini, konuşmasını, yalnız dolaşması ayıp gören çağdışı tartışmaları bile geride bırakamamışken…

Yani demek istediğim çocuğun sağlıklı yetişmesini sağlayacak sistem yok, düzen yok, kural yok. Toplumsal değerler tahrip olmuş. Kutuplaşma, ayrımcılık, kavga, çatışma, cinsiyet ayrımcılığı…

Bütün bu sorunları ortadan kaldıracak sistem ve toplumsal yapı olmadan karma eğitimle uğraşmak bu sorunları dert etmemektir.

Kaldı ki eğitim demek çocuklara sadece akademik bilgiler aktarmak da değil.

Eğitimin iki temel amacı var:  İyi insan yetiştirme ve o iyi insana akademik başarı (mesleki yeterlilik)  kazandırma.

Birini göz ardı edip diğerini tek amaç edinemeyiz. Robot yapıyoruz insan eğitiyoruz.

Hep söylerim yeri gelmişken bir kez daha tekrarlayayım: Ortadoğu’daki çatışmaların, ayrımların, savaşların, yönetimlerdeki otoriterleşmenin birçok nedeni var ama en önemli nedenlerinden birinin kadınlarla erkekler arasına konulan kalın duvarların olduğunu düşünüyorum.

Yani kadınla erkek arasında sağlıklı iletişim olmadığında erkekler daha da kabalaşıyor, hırçınlaşıyor; merhameti, nezaket, saygıyı öğrenemiyorlar.

Neticesinde de ortaya birbirini yiyip bitiren, kabalığı, hükmetmeyi, dediğim dedik anlayışını üstünlük gören toplumsal yapılar çıkıyor.

Kadın ile erkeğin arasına sınır çeken toplumlar normalleşemiyor. Hastalıklı cinsellik bütün ilişkileri rehin alıyor. Kadını zararlı, ondan korunacak, uzak durulacak varlık olarak  gören erkek egemen toplum meydana geliyor.

Neticesinde de kadının toplumsal hayata katacağı değerlerin de önü kesilmiş oluyor.

Kısacası normal birey, normal insan olma sorunumuz var.

Bu sorunu çözecek, azaltacak toplumsal farklı dinamikler oluşmadan karma eğitim meselesini tartışmaya açmak mevcut sorunu büyütmekten başka işe yaramayacaktır.

Yani demem o ki  iyi insan olmadan iyi doktor, iyi mühendis, iyi hukukçu olmak yetmiyor.

İnsani yönü gelişmiş bireyler yetiştirmek gerekiyor.

Türkiye refaha kavuşmak, medeni, sağlıklı bir ülke olmak istiyorsa kadın erkek ilişkilerini sağlıklı zemine oturtmak zorunda.

Ve bu da küçük yaştan itibaren çocuklara verilen eğitimle olur.

Karma eğitime karşı olanlar kadın ile erkeği birbirine hayat veren‘insanlar olarak değil’ doğal düşman olarak konumladıklarının farkındalar mı?

Hiç sanmıyorum.

  • Abone ol