Leyla İPEKCİ
Leyla İPEKCİ

Gazete: Yeni Şafak GAZETESİ

ABD’nin çöküşü işgallerinin mânâsında gizli!

  • 28.07.2018 00:00

 Amerikan başkan yardımcısının Türkiye’yi aleni biçimde tehdit etmesi eskiden olsa aramızdan pek çoğunu korkutur, sindirir, ehlileştirirdi. Kapalı kapılar ardındaki pazarlıklarda siyasilerin elini zayıflatırdı.

Devletin tavrı ne olursa olsun, bireyler olarak içimizde bir yerde kör noktalar vardı. Susar, sabrederdik: Terör, enflasyon, şehitler, köken ve mezhep çatışmaları, anarşi, sokak isyanları. Bitmeyen bir dehşet yumağında düğümlenip duruyorduk!

Şimdiyse twitter ahalisi tek tek münferit hesaplarından “bu ne rezalet, terörü destekleyen bir devletin Başkan yardımcısı tarafından tehdit ediliyorum” diyerek şikâyette bulunuyor merkeze. Binlerce kullanıcı. Sanal medyada.

Neredeyse onun bu pişkin ve korkutucu sözleri bizdeki bir sırrı açığa çıkarmış, gerçeğimizin genişlemesine ivme katmış gibi.

Yıllar yılı bu tehditleri kapalı kapılar ardında yapıp meydanlarda terörle darbeyle provokasyonla tehdit ettiler. Şimdi nasıl bir canlanış ise bizimki, böylesine pespaye bir tehdit karşısında defalarca ölmüş, kan dökmüş bu halktan kimseyi korkutamıyor artık.

Evet, göremedikleri şu: Amerika Türkiye üzerinden giderek yıpranıyor. Darbecilerimizi barındıran, kaçaklarımızı saklayan, teröristlerimize silah veren, masum bir bankacıyı esir gibi mahkum eden, on yıllarca vesayetimizin dizginlerini elinde tutan, ekonomimizin kara kutuluğunu yapan, bölgemizde onlarca savaşı tetikleyip tarafların her birine ayrı ayrı silah veren, bahanelerle bölgemizde işgallere kalkışan, yöneticileri diktatör ilan eden, türü çeşit iftira ile devletleri dibinden oyma konusunda ehlileşmiş bir devletten ve görece çok daha nahif halkından bahsediyoruz.

***

Amerikalıları hep sevmişimdir. Birbirinden güzel Amerikalı hocalarım oldu Boğaziçi Üniversitesi’nde. İçlerinden biri resim hocamdı, birlikte atölye çalışmaları, sergiler yaptık, güzel sanatlar kulübü olarak. 80’lerin sonu. Amerikan İmparatorluğu’nun çöküşü üzerine sosyoloji bölümünde bitirme ödevi yapıyordum.

Küreselleşmenin ilk dönemi. ‘Amerikan rüyası’nın hemen her dünya vatandaşı tarafından görüldüğü yıllar. Amerika’nın çöküşünü büyük savaşlardan değil, gündelik hayattaki küçük vicdani tavırlardan takip edebileceğimizi söylemiştim.

Resim hocam “çok ilginç çok ilginç” demişti. Ve yaptığım soyut resimlerdeki aşk duygusunun hiç çökmeyecek bir imparatorluk için şart olduğunu söylemişti.

Evet, gündelik hayat ilişkilerinde, görünmez bağlarda gönülleri birbirine bağlayan ve bir “gönülliyet yönetimi” kuran devletlerin en büyük sınavı adalet ve hakkaniyetle yönetmekten geçiyor.

***

Irak’ın işgalinde, şehirlerdeki halkın üzerine bombalar yağdırılırken hiçbir şeyin asla eskisi gibi olmayacağını hissetmiştim. Amerika’nın çöküşü yeni değil. 11 Eylül saldırılarıyla bambaşka bir ivme kazandı. Çünkü bu bahaneyle dünyayı hepimize dar etmek için yola çıkan Amerika giderek alenileştirdi sömürgeciliğini. Tahakkümünü. Hileli yöntemlerini.

Giderek sahteleştirdi işgal gerekçelerini. Habercilik ve medya konusunda medet umduğu karalama kampanyaları ve algı yönetimi operasyonlarında artık kimsecikleri kandıramaz oldu. Amerika’nın çöküşü giderek hızlandı evet.

Türkiye’nin onun karşısında kendi çıkarlarını korumak ve dosdoğru olmak adına sergilediği kuvvet, bugüne dek mağduriyetinden kaynaklanan ezikliği de sildi süpürdü. Nasıl bir manaysa bu!

Şimdi yeni yaptırımlar uyguluyor mesela Amerika bize. Yok kredi derecelendirme kuruluşları notu eksiltiyor, yok savunma sanayinde yapılan sözleşmelere uyulmuyor, yok şu, yok bu. Bütün cürümlerinin vergisini artık kendine çıkarmak zorunda Amerika. Türkiye halkından kesemiyor çünkü.

Bunu anlamayan küresel güçler, Türkiye’nin ittifak değiştirdiğini filan söylüyor. Hiçbir ittifakın tarafı olamayacak bir ülkeydik gerçi, ama ne zaman başka ittifaklarla anlık ilişki kursak başımıza bir felaket getiriliyordu. Demirel mesela, bunu açıkça tecrübe etmişti.

***

Daha yeni yeni hakkaniyet ve adalet ekseninde kendi içimizden kaynaklanan bir kudreti büyütüyoruz. Dünyanın bütün muhtaçlarına maddi manevi uluşma çabamız, mültecileri barındırma niyetimiz vesaire.. Bizde bir tür kayyumiyet mekanizması oluşturdu.

Hani eskiden “tam bağımsız Türkiye” diye slogan atanların pek çoğunun Batı bağımlısı olduğunu bilirdik. Üstelik küresel liberalizmde zaten böyle bir kendi başına bağımsızlığın olamayacağını filan söylerdik. Kastım bu değil.

Kayyumiyet derken; gerçeğini kendi manasından çeken bir Türkiye doğuyor, kaynağı kendi olan. Demek istiyorum. Lakin büyüyüp yetişkin olması kolay değil.

Liyakatsız yerel birimlere yetki verdiği, ehil olmayan sorumluları yönetici yaptığı, menfaat ve ikbal peşinde koşan bürokrasiye müsamaha gösterdiği sürece elbet yetişkin olamayacak.

Ama Amerika’nın çöküşünü savaşlarda, teknolojik donanımlı silahlarda, işgal ve sömürülerinde değil, insanlarının iç dünyalarında, maneviyat biçimlerinde, tavır ve tutumlarında izlememizi bugün için bütün dünyaya en çok mümkün kılan ülke Türkiye.

Amerika’nın Hiroşima’ya attığı atom bombası tek tek vicdanlarda patlamaya devam ediyor.

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.