Mahfi Egilmez
Mahfi Egilmez

Gazete: mahfiegilmez.com/

Sadrazam Şehit Ali Paşayı Bilir misiniz?

  • 22.10.2020 00:00

 Osmanlı tarihiyle hayli ilgilenmiş olmama karşın açıkçası Sadrazam Şehit Ali Paşa hakkında pek bir şey bilmezdim. Ta ki Servet Taşdelen bir yerlerde onunla ilgili bir şeyler yazıncaya kadar. Onun yazdıklarını okuyunca araştırmaya karar verdim. Araştırdıkça altından neler çıktı neler.

 

Sadrazam Damat Şehit Ali Paşa (ya da Silâhtar Ali Paşa), III. Ahmed’in saltanatında 3 yıl 8 ay sadrazamlık yapmış olan bir devlet adamı. 1709 yılında III. Ahmed’in kızı Fatma Sultan’la nişanlandıktan sonra ikinci vezir rütbesine gelmiş, 27 Nisan 1713’de sadrazamlığa getirilmiş. Osmanlı İmparatorluğu 1699 yılında imzalanan Karlofça Barış Antlaşmasıyla Mora yarımadasını Venediklilere terk etmek zorunda kalmıştı. Venedikliler antlaşma hükümlerini çiğneyerek Karadağ’da çıkan isyanda isyancıların yanında yer aldılar. Bununla da kalmayıp İstanbul ile Mısır arasında sefer yapan Osmanlı ticaret ve hac gemilerine saldırmaya başladılar. Bunun üzerine Osmanlı İmparatorluğu 8 Aralık 1714'te Venedik'e savaş ilan etti. 1715 yazında Sadrazam Şehit Ali Paşa komutasındaki Türk ordusu Venediklilerin elinde olan Mora Yarımadası'na doğru ilerledi ve altı hafta içinde Karlofça Antlaşmasıyla kaybedilen Mora Yarımadasını tümüyle geri aldı. Osmanlı topraklarına katıldığı halde Girit’te Venediklilerin elinde kalan Suda ve Spina Longa kalelerini de ele geçirdi. Böylece Girit tümüyle Osmanlı topraklarına katılmış oldu.

Bu büyük başarılardan sonra Sadrazam Şehit Ali Paşa, ordunun başında Avusturya'ya doğru yürümeye başladı. Ali Paşa, Prens Eugen komutasındaki Avusturya ordusuyla girişilen Petrovardin savaşı sırasında askerlerine cesaret vermek için ön saflarda çarpışırken alnından vurularak öldü. Şehit Ali Paşa olarak anılmasının nedeni budur. Sonrasında Osmanlı ordusu savaşı kaybetti, paşanın cenazesi Belgrad’a getirilip kendisi için yaptırılan türbeye gömüldü.

 

Şehit Ali Paşa, kısa süren sadrazamlığı sırasında bu önemli savaşların yanında bazı önemli sosyal olaylara da imzasını atmış. İlmiye sınıfında yaptığı düzenlemeyle medreselerde (günümüzün üniversitesi gibi düşünülmeli) çocuk yaşta müderrislik unvanı (günümüzün profesörlüğü gibi düşünülmeli) verilmesini yasaklamış. Mısır’a köle olarak getirilen Habeşlilerin hadım edilmesi uygulamasını kaldırmış, zeamet müessesinde ilerici düzenlemeler yapmış.

Sadrazam Şehit Ali Paşa şiirle ve astronomi başta olmak üzere bilimle ilgilenir, kitap toplarmış. Kitaplara o kadar değer verirmiş ki yurtdışına kitap satılmasını yasaklamış. Fihristi 4 cilt defter tutan kitaplarını kendi kurdurduğu kütüphaneye vakfettikten sonra Avusturya seferine gitmiş. Bu seferde şehit oluşu üzerine Şeyhülislam Ebu İshak İsmail Efendi, paşanın kitaplarından felsefe, astronomi, şiir ve tarihe ait olanlarının vakfedilmesinin dinen caiz olmayacağına dair fetva vermiş ve bu kitapların elden çıkmasına neden olmuş. Sonuçta koca kitaplık yok olmuş gitmiş.   

Osmanlı’nın çöküşü bilimden, sorgulamaktan, felsefeden, sanatın her türünden dolayısıyla yaratıcılıktan kopmasıyla başladı. Biat kültürü, bunların önündeki en önemli engeldi. Osmanlı bunu aşamadı. O nedenle önce aydınlanmayı, sonra sanayi devrimini, demokrasiyi ıskaladı ve kaçınılmaz olanı yaşadı. Cumhuriyetin ilk kuşakları bunu tersine çevirmeye çok çabaladılar. Ne var ki biat kültürünü aşmak o kadar kolay değil. Onun için eğitimde bir türlü bilime, sorgulamaya, dayalı bir çıkış sergileyemiyoruz, onun için 21’inci yüzyılla ve gelecekle değil, önceki yüzyıllarla, geçmişle uğraşıp duruyoruz.

 

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.