• 12.01.2021 00:00

  2020 yılının birçok göstergesi çıkmış olsa da bazı göstergeler henüz tamamlanmadı. En son açıklanan üç önemli veriyi ele alalım.

İlk veri hazine nakit dengesi. Bire bir aynı şey olmasa da çok yakın iki veri olması nedeniyle hazine nakit dengesi bütçe dengesi için bir anlamda öncü göstergedir. Nakit dengesi aşağıdaki tablodaki gibi açıklandı (kaynak: Hazine ve Maliye Bakanlığı.) 

 

Buna göre uzun bir süre sonra nakit dengesi GSYH’nin yüzde 3’ünü açmış bulunuyor. Bütçe açığı da bu orana yakın olacaktır. Bu durumda yıllardır ekonominin dengesi olarak yüzde 3’ün altında tutulan bütçe dengesi çıpa niteliğini kaybetmiş görünüyor. Bu önemli bir denge kaybıdır. Öte yandan Türkiye’nin yıllarca dikkatle kolladığı faiz dışı fazla verme çabası da son dört yılda tersine dönerek faiz dışı açık vermeye başlamıştır. Bu açığın artması ise borçlanmanın ve dolayısıyla borçlanma maliyetinin artacağının göstergesidir.  

İkinci veri Ekim ayı işsizlik oranı. Buna göre Ekim 2020 itibarıyla resmi işsizlik oranı Eylül ayındaki yüzde 12,7 oranında kalmış görünüyor (kaynak: TÜİK, İşgücü İstatistikleri, Ekim 2020.)

İşsizlik oranı resmi işsiz sayısının işgücüne bölünmesiyle bulunuyor. Buna karşılık işsiz olup çalışmaya hazır olanlar ve mevsimlik çalışanlardan son 4 hafta içinde iş arama kanallarına başvurmamış olanları ve zamana bağlı eksik istihdamı da hem işsiz hem de işgücü sayısına ekleyerek (geniş işgücü oluyor) hesaplama yaparsak karşımıza yüzde 26,9 oranında geniş işsizlik oranı çıkıyor. Türkiye için gerçek işsizlik oranı aslında budur. Çalışmaya hazır + mevsimlik çalışanlar ile zamana bağlı eksik istihdam işsizler arasında sayılmıyor. Öyle olunca da resmi işsizlik oranı geçen yılın aynı ayına göre azalmış görünüyor. Oysa geniş işsizlik ciddi biçimde artıyor.

 

 

Üçüncü veri ödemeler dengesi ya da kamuoyunu ilgilendirdiği biçimiyle cari denge. Cari açık artmaya devam ediyor (kaynak: TCMB, Ödemeler Dengesi İstatistikleri, Kasım 2020.)

 

 

Tablo son dört yılı karşılaştırmalı olarak gösteriyor. Geçen yılki fazladan son bu yıl cari denge yeniden açığa dönmüş durumda. 12 aylık bazda cari açık GSYH’nin yüzde 5’ini aşmış bulunuyor. Yılsonunda açık muhtemelen bu oranın üzerinde olacak. Türkiye’ye yönelik doğrudan yatırımlar azalırken portföy yatırımları yükseliyor. Bu kalıcı para girişi yerine sıcak para girişine dönüşü gösteriyor. Hizmet gelirlerindeki büyük düşüş asıl olarak turizm gelirlerinin düşmesinden kaynaklanıyor. İlk on ayda resmi rezervlerde 38,6 milyar dolar azalma olmuş. Bir başka ifadeyle açığı finanse edebilmek için rezervlerimizin 38,6 milyar dolarını harcamışız.  

 

 

Her üç gösterge de ekonomik dengelerin bozulmaya devam ettiğini gösteriyor. Enflasyondaki bozulmayı da bunlara eklersek önümüzdeki döneme ciddi bir sıkıntı aktardığımızı açıkça görebiliyoruz. Bozulan dengeler içinde belki de en önemlisi bütçe dengesi ile cari denge arasındaki ilişki. Bu iki dengeyi aynı grafik üzerinde aşağıda gösterelim:

Dikkat edilirse bütçe dengesiyle cari denge birbiriyle ters yönlü bir ilişki içindeler ve dolayısıyla birbirini dengeliyorlar. Örneğin 2001 krizinde bütçe açığı çok yüksekken cari fazla oluşmuş. 2009 krizinde (küresel krizin bize etkisi 2009’da oldu) cari açık azalırken bütçe açığı artmış. 2011 yılında bu kez cari açık artarken bütçe açığı daralmış. 2019 yılında cari fazla varken bütçe açığı belirli miktarda yükselmiş. 2020 yılı bu açıdan istisnai bir yıl. Henüz elimizde aralık ayı verileri olmasa da Kasım verileri bize bu yıl hem cari açığın hem de bütçe açığının yüksek olacağını gösteriyor. Bu durum gelecek dönemde iki açığı birden çözmek zorunda kalacağımız için en ciddi sorunlardan birisi olarak karşımızda duruyor.