• 10.11.2021 07:01

Sokak kültürünün geliştirdiği en önemli ekonomi teorilerinden birisi finanse edildiği sürece cari açık sorun olmaz teorisidir. Bu teori harika bir totoloji örneğidir.[i] Cari açık, finanse edilmeden yaratılamaz. Bir başka deyişle örneğin ihracattan fazla ithalat yapabilmek için aradaki farkın finansmanını bulmak gereklidir. Bu farkın finansmanı bulunamayacaksa zaten cari açık oluşmaz. Buradaki sorun cari açığın nasıl finanse edileceğidir.

Türkiye ekonomisinin son otuz yılına damgasını vuran sokak teorilerinin başında gelir. Türk insanı mucizelere inanmaya meraklı olduğu için bu teoriyi sevmiş ve benimsemiştir. Defalarca denenmiş, faiz düşürülmüş olmasına karşılık enflasyon inmek bir yana yükselmiş olsa da yine de denenmeye devam edilmektedir. İşin doğrusu enflasyonun yükseldiği yerde faizin de yükseleceğidir, enflasyon düşerse faizin düşeceği şeklindedir. Aksi olursa yani enflasyon yükseldiği halde faiz düşürülürse enflasyon daha da yükselir.

Doğruluğunu gösteren hiçbir kanıt olmamasına karşın son zamanlarda moda olan teoriler arasında bu da yer alıyor. Cari açığı olmayan ekonomilerde enflasyon düşük olabileceği gibi cari açığı olan ülkelerde de enflasyon düşük olabiliyor. Aşağıdaki tablo bize cari açığı olan ama enflasyonu yüksek olmayan (hatta bazısında eksi enflasyon olan) birkaç ülkeyi göstermektedir (Veriler için IMF, World Economic Outlook Database, October 2021):

mahfi

Cari açık birçok kötülüğün nedenleri arasında sayılabilir ama yalnızca cari açığı düşürerek ekonomiyi düzelmek hatta enflasyon sorununu çözmek mümkün değildir. Enflasyonu düşürmenin yolu, aralarında cari açığın da bulunduğu riskleri azaltmaktan geçer.

Sokaklarda, kahvehanelerde hatta esnaf çevrelerinde en çok dile getirilen ekonomi teorilerinden birisi de budur: ‘Madem ekonomide sorun var Merkez Bankasının rezervlerini satalım sorunları çözelim.’ Oysa ekonomideki sorunlar merkez bankasında rezervler olduğu için değil muhtemelen yeterli rezerv olmadığı için ortaya çıkmaktadır. Bu da tıpkı faiz enflasyonun nedenidir yaklaşımında olduğu gibi sonuçtan nedene giderek sorunu çözme yöntemi örneğidir. Türkiye, sokakların sesine uyarak, bu bilim dışı yöntemi uygulamış ve Merkez Bankası (swaplar hariç net) rezervlerini eksiye düşürmüştür. Bunun sonucu olarak Türkiye’ye döviz girişi hızla gerilemiş, yabancı yatırımcılar paralarını alıp ülkeden çıkmış, kurlar alıp başını gitmiştir.  

Çin’in demokrasiyle yönetilmediği bir gerçek, ama onlar yıllardır aynı sistemle ve piyasaya saygılı bir biçimde yönetiliyor. Yani dünya Çin'i bu sistemle tanımış ve benimsemiş bulunuyor. Sistemin uzun süre sabit kalması ve piyasaya saygılı olması ekonomi için demokrasiden daha önemlidir. Demokrasiyle ya da demokrasi dışı yollarla ekonomiyi düzeltmenin birçok örneği var. Buna karşılık sürekli sistemle oynayarak, demokrasiyle demokrasi dışılık arasında gidip gelerek, riskleri artırarak, piyasaya karışarak ekonomiyi düzeltmenin örneği yok.

Sokak teorilerinin en ünlülerinden birisi olan bu teori aslında ekonomi ile sınırlı değil. Herkesin yalnızca uzmanı olduğu alanda konuşmasını öne süren bir teorinin ekonomi alanına yansıtılmış hali bu. Oysa sosyal ve siyasal riskler ekonominin bozulmasına yol açan meseleler. Bu riskleri yok sayarsanız faizi yükseltmekten veya düşürmekten mucizeler beklemeye başlarsınız. Ekonomi politikası asla ve kesinlikle sosyal ve siyasal politikalardan soyutlanamaz. Soyutlansaydı Türkiye sürekli faizlerle oynayarak bugün gelişmiş ülkeler arasında olurdu. O nedenle de sosyal bilimlerin bir parçası olan ekonomiyle uğraşanların olaya bütüncül yaklaşması gerekir. Eğer bir ülkede ekonomi sosyal ve siyasal sorunlardan etkileniyorsa, örneğin CDS primi bu nedenlerle yüksekse, o zaman onları yok sayarak yalnızca faiz ve kurla oynayarak hiçbir şeyi düzeltme imkânı olmaz.


Bu yazı, Mahfi Eğilmez'in kişisel blogundan alınmıştır.