• 31.12.2020 00:00

 Uzun zamandır dışarıda  bazı odaklar Türkiye hakkında politika üretmeye başladılar. Hatta bugünlerde alenen niyetlerini açıkça belli etmekten de kaçınmıyorlar. “Türkiye’de daha ‘dost’ bir muhalefet oluşturulması. Bu iktidarla fazla yol alınmaz.Türkiye’nin yeniden hizaya oturtulması gerektiği yönünde tasviyeler öneriliyor. Türkiye kaybedilmiş olarak gözüküyor.

       ABD’nin TSK ve Mit içindeki ajanları buna benzer yeni bir yapılanma oluşturulması önerilmekte”. Yunanlı bir politikacı eğer Erdoğan’ı şimdi durdurmazsanız Avrupa için büyük tehlike olur diyor.ABD’li analist Türkiye eski Türkiye değil, denetimimizden çıkıp, kendi politikasını yürütüyor. Bu da bizim çıkarlarımızla çatışıyor, diyor. Bu örnekleri daha da çoğaltabiliriz. En son AİHM’nin Demirtaş hakkındaki salıverilsin kararıyla işin boyutu derinleşti ve çetrefelleşti. Çünkü AİHM’in buna benzer İspanya’nın ayrılıkçı partisi Batasuna teröre destek verdiği için kapatılıyor. Bir milletvekili terörü kınamadığı için milletvekilliği düşürülüyor. Anlayacağınız Avrupa kendi içindeki terör yanlılarına acımasızca cezalar verirken (Haklı olarak), ülkemizdeki PKK terörüne açıkça destek veren, 6-7 Ekim’de Kobani için insanları ayaklanmaya çağırıp 39 insanın katledilmesine neden olan kişiyi uzun tutukluluk süresini  hak ihlali gerekçesiyle salıverilsin diyor. Demokrasinin en büyük düşmanı olan terörü görmezlikten geliyor. Terörü silah olarak demoklasin kılıcı gibi tepemizde kullandılar. Fetö’den aranan ve yargılanan kişilerin çoğu Avrupa başkentlerinde ağırlanıyor. Türkiye’yi eskisi gibi denetim altında tutamayan güçler, içerdeki  muhalefeti bir araya getirmek için akla gelmeyen senaryolar üretiyorlar. İ.P’nin desteklediği belediye başkanı seçilir seçilmez soluğu terörle iltisaklı olarak görevden alınan belediye başkanlarını ziyarete giderken, çocuklarını PKK’nın kaçırdığı anneleri görmezlikten geliyor. Yeter ki; Erdoğan gitsin de ne olursa olsun anlayışındaki bir muhalefet ülkeye ne demokrasi, ne de huzur getirir. Ancak dışardaki güçlerin istediklerini yerine getirir. Boşuna ‘Dost’ muhalefet sözcüğünü kullanmıyorlar. O zaman geriye ‘Düşman’ iktidar kalıyor. Düşmanı yok etmek için her yol mübahtır değil mi?.

TÜRK MİLLİYETÇİSİ İLE KÜRT MİLLİYETÇİSİ KOL KOLA

    Yerel seçimlerde CHP-İ.P ittifakını dışardan destekleyen HDP’nin eski eşbaşkanı tutuklanınca Kılıçdaroğlu, Akşener, Karamollaoğlu, Davutoğlu, Babacan olmak üzere hepsi serbest bırakılsın diye baskı kurmaya kalktılar. Akşener bazen HDP’yi kürtlerin siyasi temsilcisi olarak nitelerken, tabandan gelen tepki üzerine, HDP PKK’nın siyasi temsilcisidir diye çark ederek tabanı oyalamaya çalışması, hatta kahvaltıya gelmek isterim diyen Demirtaş’a kapımız açıktır diyen Akşener ne yapacağını bilemez halde savrulup durmakta. En son AİHM kararı karşısında sözde mahkeme kararlarını uygulamalıyız babından yola çıkarak Demirtaş salıverilsin dediler. Bu sözü kime söylettiler biliyor musunuz?. TV’lerde İ.P deyince milliyetçilik üzerine saatler boyu ahkam kesen Yavuz Ağıralioğlu’na. Daha geçen günlerde Demirtaş’ı PKK’nın meclisteki sözcüsü olarak suçlayan, ellerinde 6-7 Ekim olaylarında katledilen gençlerin kanı olduğunu söyleyen Ağıralioğlu! Hiç de tesadüf değil en hızlı Türk milliyetçisiyim diyen adama söyleteceksin ki; diğerleri sesini çıkaramazsın. Aynı şekilde 90’lı yıllarda faili meçhul cinayetlerin işlendiği dönemde İçişleri bakanı olan Akşener’e kahvaltıya gelmek isterdim demesi de tesadüf mü?. O zaman hangi Kürt milliyetçisi, hangi ABD sevicisi olan ‘solcusu, liberali’ Akşener’e karşı çıkar. Olmayacak bir şey gerçekleşiyor, ‘Türk milliyetçisi’ ile ‘Kürt milliyetçisi’ kol kola birlikteler, arkalarında da Joniler ve Hanslar yürü aslanım diye destek veriyor. Ama bu yol sizi çıkmaz sokağa götürür. Mustafa Kemal’in askeri değil, Mustafa Kemal’in itlerisiniz diyen HDP milletvekiline Atatürk’ün partisiyiz diyenlerden okkalı bir tepki görmedik. Velhasıl kelam aslında bu yakınlaşma birileri için ‘Dost muhalefet’ yaratma projesinin sahadaki yansımalarıdır. Daha durun bitmedi, dışarda yutup kanallarıyla yayın yapan gazeteci kılıklı Fetö’cüleri de unutmayalım. Koskoca Alman Dışişleri bakanı Mit Tırları davasında casusluk suçundan 27 yıl ceza alan Can Dündar’ın fikir özgürlüğünden ceza aldığını söylüyor. Bakın tarihinize casusluk yapan adamlara ne cezalar verdiniz. Ama sizde haklısınız size çalışan adamı korumanızdan daha doğal ne olabilir ki..

CHP KADIN İSTİSMAR TECAVÜZ

   Gün geçmiyor basında ya bir kadının istismara veya tecavüze uğradığını söylemesin. 100 yıllık bir partinin bu durumlara düşmesi gerçekten çok acı, çünkü kurucumuz olan Atatürk’ün partisi olmakla övünen, (Gerçi söylemden öteye gitmeyen) aslında Atatürk’ü ağzına alamayanların yönetim kadrolarında  olduğu bir dönemi yaşıyor. Pazartesi günü Düzce’ye gelen Muharrem İnce; utanıyorum haftada bir defa bu haberleri okumaktan demişti, şimdi diyor bu olaylar haftada 2-3’e düştü diye ayıflanıyor. Eğer geminin kaptanı zırt pırt her gün yalan söylerse ne o gemide hayır kalır, ne de tayfalarda. En son Muğla’da öldürülen Pınar Gültekin’in babasına bir milletvekilinin telefon açıp davadan vazgeçmesini istemesi kamuoyunda bomba etkisi yarattı. Katilin annesi CHP ilçe yönetim kurulu üyesiymiş olaydan sonra partiden istifa etmiş. Ne diyelim, çarşınıza pazar versin.

Kalın Sağlıcakla.