Başbakan Erdoğan’ın imzaladığı anayasa

  • 24.03.2011 00:00

Libya gündeminde kendine yer bulmaya çalışan bir gelişme de TÜSİAD’ın “Türkiye devleti bir cumhuriyettir” dışındaki tüm maddelerin değişebileceğini vurgulayarak hazırladığı anayasa çalışması oldu.

Böylece, TÜSİAD, 19 yıl önce ilk kez tartışmaya açtığı “Anayasanın ilk 3 maddesi değiştirilebilir” önerisini yeni anayasa çalışmasında bir kez daha gündeme getirmiş oldu. Çözüm önerilerinin, anayasayı madde madde analiz etmek yerine “kavramsal-ilkesel ve kurumsal” bir vizyon oluşturmak için hazırlandığına vurgu yapılan çalışmada, “Anayasanın tümüyle yenilenmesi” fikri ön plana çıkıyor. Anayasa ile birlikte kapsamlı bir seçim sistemi, siyasi partiler rejimi ve yargı reformuna da ihtiyaç olduğunun vurgulandığı çalışmada, yeni anayasanın “kurucu meclis” tarafından hazırlanmasının önemine dikkat çekiliyor. 

TÜSİAD’ın 12 Eylül Referandumu’nun ardından başlattığı ve Prof. Dr. Ergun Özbudun başkanlığında 30 akademisyenin 6 aydır üzerinde çalıştığı yeni anayasa için öneri paketinde “yerel yönetimlerin yetki alanı genişletilmesi”, “her türlü kimliksel örgütlenmeye izin verilmesi” ve “seçim barajının düşürülmesi” gibi dikkat çekici öneriler yer almakta... Böylece “yeni anayasa” konusunda TÜSİAD diğer tüm önerilere “demokratik çıta” olacak bir öneri getirmiş oldu.

***

Bu arada TÜSİAD Başkanı Ümit Boyner’in kendi anayasa taslaklarını sundukları konuşmasını okurken şu bölümü çok önemsedim:

“Özellikle son on yılda AB üyelik perspektifinin bu mücadelede bize önemli bir referans noktası, bazen dayanak oluşturduğunu söylemek de hakkaniyet gereğidir. AB’nin bugün yaşadığı neredeyse varoluşsal sayılacak kriz, Birlik’in temel ilkelerinin, dünyaya sunduğu modelin ve hayat anlayışının geçersiz olduğunu göstermez.  Her ne kadar AB üyesi bazı ülkelerin olumsuz tutumları kabul edilemez bir durum yaratıyorsa da onlara rağmen ilerlemeyi sağlayacak yöntemler denememiz gerekiyor. Başka diyarlarda, çok farklı hesapları olan ülkelerin aralarındaki sorunları çözmek için harcadığımız gayretin ve enerjinin bir kısmını, başta Kıbrıs sorunu olmak üzere AB ile ilişkilerimizi kilitleyen konularda da göstermeliyiz.  Türkiye’nin ancak demokratik bir sistem içinde müreffeh, güçlü ve itibarlı olacağına inanıyoruz. AB süreci bu yoldaki gayretlerimiz açısından bulunmaz bir çerçeve sunuyor, bizim de daha disiplinli hareket etmemize yardımcı oluyordu.

AB sürecinin gevşemesinden beri demokratikleşme, ifade özgürlüğü, yargılama süreçleri, basın özgürlüğü gibi konularda bir gerileme yaşıyoruz. Geçmişin pek hatırlamak istemediğimiz tartışmalı, bulanık ve çatışmacı günlerine dönemeyiz. Buna izin vermemeliyiz. Ortadoğu ülkelerine, halklarına örnek teşkil etme iddiası taşıyan, oralardaki milyonlarca insanın ilham kaynağı olmakla haklı şekilde övünen bir ülkenin kazanılmış mevzilerinden geri düşme hakkı olmaması gerekir.”

TÜSİAD Başkanı Boyner’in anayasa önerilerini sundukları toplantıda yaptığı konuşmadaki bu kısım beni 29 Ekim 2004 yılına götürdü.

Çünkü Avrupa Anayasası Antlaşması o tarihte 25 ülke tarafından imzalandı. 

Ama Tören’e 29 ülke katıldı.

Ve 25 üye ülkenin ardından Türkiye, Romanya ve Bulgaristan ise sadece nihai senedi imzaladı.

Hırvatistan ise bu törende gözlemci sıfatıyla bulundu. Türkiye adına, Avrupa Anayasa Antlaşması’nı kim paraf etti?  Başbakan Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Abdullah Gül.

***

Başbakan Erdoğan’ın parafladığı o Avrupa Anayasası, Türkiye’nin tüm sorunlarını çözüverir aslında...  Neden mi?

Çünkü Avrupa Anayasası, yeryüzünde ilk kez, Temel Hak ve Özgürlükleri teker teker sayarak anayasal madde haline getiriyor. Temel Haklar Şartı’nın anayasa haline gelmesi “insan odaklı rejimin” garantisi haline dönüşüyor.  Temel Haklar Şartı’nı oluşturan 54 madde, bireyin özgür ve zengin bir yaşam için ihtiyacı olan her şeyin bundan böyle Avrupa Anayasası’nın içinde yer aldığını, hiçbir yasa ve yönetimin bunun dışında kalamayacağını anlatıyor...  Avrupa Anayasası, Temel Haklar Şartı’nı içselleştirerek tüm hukuksal yapıların kapsayıcısı haline geliyor, bireyin tüm edinimlerini hukuksal olarak madde madde sıralıyor. Keşke siyasal iktidar bu anayasa taslağına sahip çıksa ve halkı topluca mağdur hale getiren rejimi dönüştürse...

Siyasetin bu coğrafyada maalesef hala din, ırk ve mezhep üzerinden yapıldığını biliyorum ama gene de umutlanıyorum...

Meksika atasözü ne diyor:

“En son umut ölür”...

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Resmi İlanlar