Kasaplar Deresi’nde otopsi

  • 1.04.2011 00:00

2010 yılındaki muhteşem büyüme rakamından, TBMM’deki “hadım etme” yasa tasarısına...

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün Ergenekon Davası’ndaki savcı değişimi konusundaki yorumundan, Başbakan Erdoğan’ın seçim sonrasında büyük bir siyasal çalkantıyı da beraberinde getirme riskleri taşıyan ısrarlı “başkanlık” vurgusuna, tüm günü içerde ve dışarıda detaylarıyla izledim.

Ama en çok “Kasaplar Deresi’nde yeni soruşturma” haberinden etkilendim.

Siirt’teki Kasaplar Deresi olayı ilk olarak yaklaşık 20 yıl önce gündeme gelmişti.

Bölgede yaşanan çatışmalarda ölen PKK’lılardan aileleri tarafından teslim alınmayan ya da aileleri tespit edilemeyenler, asker gözetiminde Siirt Belediyesi’nin kepçeleriyle Kasaplar Deresi mevkiinde açılan toplu mezarlara gömülüyordu. Mart 1989 yerel seçimleri ardından ölenlerin yakınları savcılığa başvurarak cesetleri istediler. Savcılık hemen harekete geçti ve 22 Nisan 1989 günü belediye çalışanlarının yer göstermesi sonucunda Kasaplar Deresi kazıldı. Kazıda bulunan cesetler ve kemikler savcılık, polis ve istihbarat yetkililerinin gözetiminde belediye tarafından kent mezarlığına gömüldü.

O gün bölgeye kimse yaklaştırılmadı, gazetecilere de izin verilmedi...

***

Kasaplar Deresi Bölgesi en son 28 Mart’ta 40 bin kişinin katıldığı bir yürüyüşle gündeme geldi. Sivil itaatsizlik kapsamında toplu mezarlara dikkat çeken BDP ve DTK’lılar, eylemde “200 PKK’lının gömüldüğü” Kasaplar Deresi ve diğer tüm toplu mezarların açılmasını talep ettiler.

Siirt’in çöplüğüyken toplu mezar haline gelen Kasaplar Deresi ile ilgili olarak Siirt Barosu avukatlarının başvurusu üzerine sürdürülen incelemede; henüz delillerin toplanma aşamasında olduğu ve bazı resmi kurumlardan birtakım belgelerin istendiği, bu belgelerin gelmesiyle birlikte sürecin hızlanacağı belirtiliyor.

Haberde, savcılığın Kasaplar Deresi’nde yapılması planlanan yeni kazının “Minnesota Protokolü” olarak da bilinen Birleşmiş Milletler Otopsi Protokolü çerçevesinde gerçekleştirilmesi yönünde çalışmalar yürütüldüğünü de okudum.

Tanımlama beni yüreğimden yakaladı:

“Otopsi Protokolü”...

***

Minnesota Protokolü 1990 yılında ABD’nin Minnesota eyaletinde kaçak göçmen ve işçilere yönelik yargısız infazlar nedeniyle hazırlanmış ve BM tarafından kabul edilerek uluslararası bir belgeye dönüştürülmüş. Protokol, insan hakları ihlallerinde ölüm olgularının, ayrıntılı bir şekilde incelenmesini sağlayan yöntem ve otopsi kurallarını içeriyor. Toplu mezarların açılmasında hukuki ve tıbbi birtakım kuralların karara bağlandığı protokolde, şüpheli ölüm ve toplu mezarlarda bulunan cesetlere otopsinin nasıl yapılacağı ayrıntılı bir şekilde anlatılıyor.

***

“Siirt’in eski çöplüğü olan Kasaplar Deresi, 1989 yılında gazeteci Günay Aslan’ın Cumhuriyet Savcılığı’na yaptığı tarif üzerine kazıldı.

Eski çöplüğe 73 kişinin gömüldüğünü söyleyen Aslan, bu konuda bir de kitap yazdı.

Kazılarda insan kalıntıları ve kemikler bulunurken Aslan’a kitabından ötürü iki yıl hapis cezası verildi. Kasaplar Deresi’ne atılan cesetler hakkında geçen ay içinde Abdülkadir Aygan da açıklamalar yaptı ve beş PKK’lının cesedinin bu bölgeye atıldığını anlattı.”

Doğu ve Güneydoğu’da böyle nice ölüm tarlası bulunuyor... Batman, Bitlis, Erzurum, Ardahan, Tunceli, Hakkâri, Elazığ, Mardin, Diyarbakır, Bingöl, Kars ve Siirt’te bugüne kadar tam 24 toplu mezar ihbarı yapıldı. Kazılarda 87 kişiye ait iskelet kalıntısı bulundu. 494 kişiye ait kalıntılar ise gün yüzüne çıkarılmayı bekliyor.

***

Ne var ki ölüm çukurlarını araştıran kazılar olayları aydınlatmaya yardımcı olacak bir özenle yapılmıyor...

Minnesota Protokolü olarak da bilinen Birleşmiş Milletler Otopsi Protokolü bu nedenle gündemde...

Kasaplar Deresi’nde gerçekleştirilecek bir otopsi aslında içinde bulunduğumuz rejimin de ayrıntılı bir detayını verecek...

Bu “ölüm çukurlarından” sorumlu rejim ortadan kalkmadıkça Türkiye maalesef aydınlığa çıkamaz, tüm siyasal propagandaların aksine tökezleyip durur... Otopsiyi sadece Kasaplar Deresi’ne değil, buranın geçmişine yönelik yapmalı... Hem de biran önce...

Çünkü kendi devlet realitesinin tüm çirkinliğini görerek yaşamaktan ve bir türlü düzeltememekten bıkıp usandık...
'Herkes Bu Eğitimlerin Peşinde!'

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Çok Okunanlar

Rant değil belediye yararı

Rant değil belediye yararı

  • 16.11.2022

Resmi İlanlar