Şayet ‘İlerleme Raporu’na sorsaydık

  • 21.04.2011 00:00

Dün, yazıyı yazmak için masanın başına oturduğumda, Yüksek Seçim Kurulu toplantısını bu sabaha ertelemiş, Kurul’un Başkanvekili, “demokrasinin önünü açacak” muhtemel bir karardan söz etmiş, bir önceki vetoların öfkesi; Diyarbakır’ın Bismil İlçesi’nde iddiaya göre gencecik bir protestocunun “polis kurşunu” ile göğsünden vurulup ölmesine, ikisinin de yaralanmasına, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile BDP Başkanı Selahattin Demirtaş’ın dün akşamüstü yapılması öngörülen görüşmelerinin de iptaline yol açmıştı... Diyarbakır da Bismil’deki ölümlü protestonun daha da artırdığı gergin ve öfkeli bir bekleyiş içindeydi...

***

“İleri demokrasi”de son iki gündür yaşanan ve ölümlere yol açan olaylar yaşanır mıydı sorusuna cevap aramaya koyuldum...

Türkiye’nin AB standartlarında bir ülke olmasının reçetesi sayılan “AB İlerleme 2010 Raporu”na müracaat ettim...

“İleri bir demokrasi” penceresinden Türkiye’nin nasıl görüldüğünü okumaya koyuldum...

“Anayasa Mahkemesi, Aralık ayında oybirliğiyle Demokratik Toplum Partisi’nin (DTP) kapatılmasına karar vermiş ve aralarında TBMM’deki koltuklarını bu kararla kaybeden iki milletvekilinin bulunduğu otuz yedi parti üyesine beş yıllık siyaset yasağı getirmiştir.

Bu karar, Hükümetin demokratik açılım çabaları açısından önemli bir gerileme teşkil etmiştir. Anayasa’nın 68. ve 69. maddeleri ve Siyasi Partiler Kanunu’nun ilgili hükümleri gereğince, partinin ‘Devletin bölünmez bütünlüğüne aykırı eylemlerin odak noktası’ haline geldiğine hükmedilmiştir.

Sonuç olarak, Türkiye’nin hâlâ siyasi partilerin kapatılması konusundaki usul ve gerekçelere ilişkin mevzuatını Avrupa standartlarına uygun hale getirmesi gerekmektedir.”

***

Okumamı sürdürdüm:

“Hükümet, Anayasa değişikliklerinin uygulanması için gerekli mevzuata ilişkin bir eylem planı oluşturmuş ve ilgili paydaşlarla istişarede bulunma niyetini beyan etmiştir. Avrupa Konseyi Venedik Komisyonu ile yargıya ilişkin Anayasa değişiklikleri konusunda istişareler sürdürülmektedir.

Ancak, başlangıçta pakette yer alan ve siyasi partilerin kapatılmasını daha da zorlaştıran kilit hükümlerden biri TBMM’de yeterli oyu alamayınca paketten çıkarılmıştır.

Anayasa reform taslağının hazırlanması ve kabul edilmesi sürecinde, siyasi partiler ve sivil toplumla istişarede bulunulmamıştır.”

***

“Seçim sistemine ilişkin bir değişiklik yapılmamıştır. TBMM’de temsil için gereken ve Avrupa Konseyi’ne üye devletler arasında en yüksek oran olan % 10’luk ülke barajı mevcudiyetini korumaktadır.

Milletvekili dokunulmazlıklarının kapsamı kaygı yaratmaya devam etmektedir.

Dokunulmazlıkların kapsamı yolsuzluk olaylarında çok geniş olup, şiddet içermeyen düşüncelerin ifade edilmesini yeterince korumamaktadır.

DTP/BDP milletvekillerinin çoğu, ‘ülkenin bütünlüğü’ne karşı suçlar söz konusu olduğunda dokunulmazlıkları sınırlayan Anayasa’nın 14. maddesinin yorumuna dayanarak mahkeme önüne çıkarılmışlardır

Değiştirilen Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkındaki Kanun 10 Nisan 2010’da yürürlüğe girmiş, seçim kampanyalarında Kürtçe kullanılmasını fiilen mümkün hale getirmiştir.

Ancak, siyasi hayatta Türkçe’den başka bir dil kullanımı Seçimler ve Siyasi Partiler Kanunu’na göre halen yasadışıdır.

Mahkemeler Kürt politikacılara karşı açılan davalarda birbiriyle çelişen kararlar vermektedirler.”

***

“Terörle Mücadele Kanunu’nda terörizmin tanımının geniş kapsamlı yapılmasından kaynaklanan, ifade özgürlüğü başta olmak üzere temel özgürlüklerin kullanımındaki kısıtlamalar endişe kaynağı olmayı sürdürmektedir.”

İlerleme Raporu’nu okuduktan sonra sorum şu: Sizce, AB’nin önerdiği reformlar yapılsaydı, Türkiye böyle sarsılıp durur muydu?

Şayet sarsılmaz diyorsanız, neden bu reformları hızla yapmıyoruz ya da siz neden takipçisi olmuyorsunuz?

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Resmi İlanlar