Mustafa Kemal Vahdettin’in yaveri değil miydi?

  • 25.04.2011 00:00

İzmir Kitap Fuarı’na katılmadan önce, bir yandan günün ilk çayını Kordon’da Ege’nin ılık güneşi altında içip, diğer yandan da gazetelere göz atıyordum...

Zihnim doğal olarak “ne yazacağımla” meşguldü...Yüz yıldır Türkiye’nin demokratikleşip saydamlaşamadığından çözemediği, bunu başaramadığı için de dünyadaki Ermeni diasporasının varlık nedeni haline gelen 1915 olaylarının yıldönümü olarak gündeme gelen 24 Nisan’dan hala korktuğumuzu düşündüm.

Yaşanan bir facianın gerçeğini yüz yıldır ortaya koyup, konuşamayan bir toplum olur mu? Yaşanan acılar da, bunları hala konuşmamamız da içimi burktu. Biraz da İzmir güneşinin içimi ısıtan ılımanlığının etkisiyle bu kederli konuyu başka zamana erteledim.

***

Aslında gönlümden geçen, hafta içi koşuştururken gördüğüm harikulade bir gelişme üzerinde durmaktı... Oxford Üniversitesi, dünyada konuşan sadece üç kişinin kaldığı Dusner dilini kurtarmak için Endonezya’nın Papua adasına bir bilim ekibi göndermişti...

Papua ormanlarının derinliklerindeki balıkçı köyünde konuşulan Dusner dilini, Oxford “Dil bilimi, Filoloji ve Fonetik Fakültesi” araştırmacıları keşfetmişler ve geçen Ekim’de Dr. Suriel Mofu dili kayıt altına almak için Endonezya’ya gitmişti. Ancak Dr. Mofu’nun gitmesinin akabinde bölgeyi sel suları basmış ve Oxford ekibi Dusner dilini konuşan 60 yaşındaki kadınla 70’lerindeki iki erkeğin hayatta kalıp kalmadığını saptayamamıştı. Dr. Mofu’nun nihayet Dusner dilini konuşan kişilerle temas kurabildiği ve dilin sözlüğünü ve gramerini hazırlama projesinin başlayabileceği belirtiliyordu...

1915 sorununu çözemediğimiz gibi, Kürtçenin ana dil olarak konuşulup öğretilmesini demokratik kanallara aktaramamış olmanın isyanı ile haberi okudum...

Bir yandan da böyle giderse, yapılan tahminlere göre, dünyada bilinen altı bin dilin yarısının gelecek 50 yılda tamamen kaybolacağını anımsadım...

***

Aklımda Dusner dilinin öyküsü vardı ama doğrusu Padişah Vahdettin’in Millî Mücadele’ye verdiği desteğin İngiltere Devlet Arşivi belgelerince de doğrulanması, yakın tarihimizin gerçek yüzü ile resmi propagandası arasındaki uçurumu sergilemesi açısından belki de haftanın en çarpıcı haberiydi...

Doksan yıldır İngiltere Devlet Arşivi’nde bulunan 1921’de İstanbul’da bulunan İngiliz Yüksek Komiseri Sir Horace Rumbold’un kaleme aldığı raporda, Padişah Vahdettin’in Millî Mücadele’ye açıkça destek verdiği anlatılıyor, İstanbul’daki nazırlardan birinin bu süreçte Millî Mücadele güçlerine silah ve cephane tedarikinde bulunduğu belirtiliyordu...

Anadolu’ya asker, savaş malzemesi göndermek için İstanbul’da örgütlerin kurulduğuna da dikkat çekiliyordu... Ayrıca resmî tarihi sarsıcı şu tespitlere yer veriliyordu: “İstanbul hükümeti, Yunanlılarla mücadelede Ankara’dan yana tavır koymuştur... Sadrazam ve Hariciye Nazırı, Ankara hükümeti ile doğrudan ilişkilerinin olmadığını söylese de buna inanmak güçtür... İstanbul hükümeti nazırları Ankara’dan bağımsız görünmekle beraber Ankara’nın görüşlerini göz önünde tutuyorlar...”

***

Resmi tarih ve Kemalist propaganda bize sadece Vahdettin’i hain gibi göstermekle kalmaz, o dönemin süper gücü İngiltere’nin de Kurtuluş Savaşı süresindeki rolünü “yokmuş” varsayar... Ne ki zamana karşı ne yalan, ne de siyasal propaganda başarı kazanabiliyor...

Wikileaks Belgeleri, zamanımızda “propaganda” ile “gerçek” arasındaki farkı ortaya çıkarmak için geçecek sürenin doksan yıldan çok daha kısa olduğunu da ortaya koymakta...

***

Vahdettin’e “hain” damgası vuran Birinci Cumhuriyet propagandasına rağmen Vahdettin’in Mustafa Kemal’e yaptığı yardımlar biliniyordu... Zaten Mustafa Kemal, Vahdettin’in “yaveri” değil miydi? Objektif bir şekilde, resmi propagandanın maktulü olmadan gerçeği araştıranların çoktandır bildiklerini şimdi İngiliz belgeleri de doğruluyor...

Doğrusu, üç kişinin konuştuğu Dusner dili gibi bu gelişmeyi de hiç mi hiç atlamak istemedim...

***

Bu arada Fuar da son derece keyifli geçti...

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Resmi İlanlar