Dolar iki buçuk lira olur mu?

  • 9.08.2011 00:00

Gittikçe gerginleşen Türkiye-Suriye ilişkileri çerçevesinde dış güvenlik konularının ele alındığı ‘Genel Değerlendirme Toplantısı’…

 

Yeniden harharlanan küresel krizin olası etkilerinin esas alındığı ‘Ekonomi Koordinasyon Kurulu Toplantısı’...

 

Ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında bu iki toplantıdan çıkan sonuçların ayrıntılarıyla masaya yatırıldığı ‘Bakanlar Kurulu Toplantısı’.

 

Başbakanlık binasındaki bu yüksek dozajlı toplantı trafiği sırasında, İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi, ‘kamuoyunu yönlendirme amaçlı internet siteleri’ne ilişkin davanın iddianamesini hazırlayan Özel Yetkili İstanbul Cumhuriyet Savcısı Cihan Kansız’ın 22 sanık hakkında yakalama emri çıkarılması konusundaki talebine ilişkin incelemesini tamamladı ve yedisi general 14 kişi hakkında yakalama kararı aldı.

 

Gün boyunca sokakta konuşulan en birinci konu ekonomi ve döviz kuruydu… Yazının başına oturduğumda borsaların kapandığını ve İstanbul serbest piyasasında euronun 2 bin 500 lirayı aşarak Türk Lirası karşısında tüm zamanların rekorunu kırdığını, Amerikan dolarının da bin 750 lirayla 2009 Mart başından bu yana en yüksek seviyesine ulaştığını gördüm.

 

* * *

 

2008 yılında küresel kriz patlak verdiğinde, bu krizin 1929 Ekonomik Krizi’ne eşdeğer olduğu çok fazla telaffuz edilmiş ama bu tespit garip bir şekilde unutulmuştu…

 

Gene, 2008 Krizi’nin ‘nasıl’ çıktığı sık sık anlatılmış ama ‘neden’ çıktığı üzerinde galiba yeterince durulmamıştı…

 

Hatta sanki kriz aşılmış muamelesi yapılmıştı.

 

Şimdi de krizin yeniden adeta tek gündem olmasının nedeni, ABD’nin AAA olan kredi notunun tarihinde ilk kez düşerek AA+ olması ve AB ülkelerinden İtalya ve İspanya’nın da zora girmesiydi…

 

* * *

 

ABD’nin kredi notu neden tarihinde ilk kez düşürüldü?

 

Çünkü ABD’nin mali sistemi, Sanayi Sonrası Dönem’in gereklerine uygun bir yenilenmeyi başaramadı… Çağı ıskaladı…

 

2000 yılından 2006 yılının sonlarına kadar bankalar herhangi bir geliri, işi veya varlığı olmayan kişilere bile kredi dağıtmakta hiçbir mahsur görmediler…

Medya’nın dalga geçmek için NINJA Kredileri (No Income, No Job, No Asset - gelir, iş ve varlık yok) olarak adlandırdığı uygulama önce konut fiyatlarına tavan yaptırtmış, ödeme zorlukları başlayınca da kafa üstü yere çakılmıştı.

 

Hâlbuki küresel bolluktan yararlanarak bankaların o fonları araştırma ve geliştirme harcamalarına, inovasyona kanalize ederek yeni çağın büyümesini güvenceye almaları gerekirdi…

 

Mali statüko yeniliğe direnince kriz patlak verdi.

 

* * *

 

Krizi aşmak için ABD ve diğer gelişmiş ekonomilerin mali sistemlerinin yeniden yapılandırılması, gelişmekte olan dünyanın sermaye hareketleri ile ilgili politikalarının yeniden gözden geçirilmesi ve dünya finans sisteminin ‘Bilgi Çağı’na göre yeniden hızlıca dizayn edilmesi gerekmekteydi…

 

Biraz da Oboma’nın içeride ve dışarıda olağanüstü ağır ve yoğun bir gündemle uğraşması nedeniyle bugüne kadar bu yapılamadı…

 

Yapılamayınca da sanki krizin nedenleri 1929’daki ile aynıymış gibi aynı çözümlerde çare aranarak, bol keseden para dağıtılarak, piyasa ekonomisi bloke edilerek yangın söndürülmek istendi.

 

* * *

 

Olup biteni iyi ve doğru anlamak gerek…

 

Birincisi, yaşanan herhangi bir kriz değil, Sanayi Dönemi’nin bitip, Bilgi Çağı’nın başlamasına yönelik derin ve yapısal bir kriz…

 

Bu, bir örneğini 1750 Sanayi Devrimi’nde, bir diğerini 1929’da bulacağımız çok ağır bir dönüşüm…

 

İkincisi, bu çok ağır dönüşüme uygulanan tedavi yanlış… Keynes, 1929 Krizi’nin talep yetersizliğinden kaynaklandığını teşhis ederek, ona göre bir reçete uygulamış ve fevkalade bir sonuç almıştı…

 

2008 Krizi ‘talep yetersizliğinden’ kaynaklanmıyor… Üretim düzeyi ile mali sistem arasındaki uyumsuzluktan kaynaklanıyor…

 

Ayrıca sosyal olarak dünya nüfusu kolayından ‘kol gücünden beyin gücüyle’ çalışmaya geçemiyor, çok ciddi biçimde zorlanıyor…

 

Bunlar ‘yeni’ sorunlar, onun için de ‘yeni’ çözümlere ihtiyaç duyuluyor.

 

xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx

 

Bizim olaylara yapısal olarak bakmadığımızı biliyorum…

 

Günlük ‘faiz, repo, döviz’ üçlemesi çok daha ilginç geliyor…

 

Ne var ki 2008 Küresel Krizi’ni ve yanlış tedavi girişimlerini bir arada tartışmayınca, bu üçlemenin akıbetini doğru teşhis etme ihtimali de ortadan kalkıyor…

 

* * *

 

ABD mali sistemi çağa uyamadığı, zamanın ruhunu ve tarihin temposunu yakalayamadığı için sınıfta kaldı…

 

Anlamayanlar da çakmaya devam ediyor…

 

Güncel soru ise hep aynı:

 

‘Dolar ne olur?’

 

Mevcut yaklaşımla iki buçuk da olur, üç de…

 

Benden söylemesi…

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Resmi İlanlar