Çocuklarımız tahıl mağduru mu?

  • 28.08.2011 00:00

PISA, yani ‘Uluslararası Öğrenci Başarısını Belirleme Programı’, OECD ülkelerindeki 15 yaş grubu öğrencilerin zorunlu eğitim sonunda, katılacakları günümüz Bilgi Toplumu’nda karşılaşabilecekleri durumlar karşısında ne ölçüde hazırlıklı yetiştirildiklerini belirlemek amacıyla geliştirilmiş...

Ama...

Ölçülmeye çalışılan nitelik, öğrencilerin okulda müfredat kapsamında ele alınan konuları ne dereceye kadar öğrendikleri değil; gerçek hayatta karşılaşabilecekleri durumlarda sahip oldukları bilgi ve becerileri kullanabilme yeteneği, öğrencilerin düşüncelerini analiz edebilme, akıl yürütme ve okulda öğrendikleri fen ve matematik kavramlarını kullanarak etkin bir iletişim kurma becerisine sahip olup olmadıkları...

***

2010 yılı sonunda OECD tarafından açıklanan PISA sonuçlarında Türkiye’nin puanını en fazla arttıran ülkeler arasında olduğu ancak seviye atlayamadığı görülmüş.

1’in en düşük, 6’nın en yüksek seviye olduğu PISA’da, Türkiye hem 2003’te hem 2009’da 2’nci seviyede... Kısacası sınava katılan kırkın üzerindeki ülke arasında sonlarda sürünüp duruyoruz... Uzmanlar, alınan tedbirlere ve atılan olumlu adımlara rağmen halen Türkiye’nin puan düzeyini bir bütün olarak yükselterek neden daha ileri bir seviyeye atlayamadığını sorguluyorlar...

***

Siyaset kurumuna ait dostane eleştirinin bile inanılmaz bir tahammülsüzlükle karşılanıp, tapınma düzeyindeki abartılı övgü ve palavraların ısrarla doğal bir hayat gerçeği olarak sunulduğu bu artan hastalıklı ortamda, Milli Eğitim Bakanlığı alkışlanacak çok gerçekçi tespitler yapıyor. Bakanlığa göre Türk eğitim sistemi ne yazık ki dünyadaki bilimsel ve ekonomik gerçeklere duyarlı bir yapı taşımamakta... Bakanlık zafiyetleri giderecek bir strateji müjdesini verirken, öğrenci başına eğitim harcamalarının ortalamasının Avrupa Birliği ülkelerinde 4 bin dolarken, ülkemizde ise 390 dolar olduğunu da hatırlatmakta...

***

Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı (TEPAV) ise PISA başarısızlığı için daha da geniş, farklı ve derin bir soruşturma gereğinden söz ediyor.

Nitekim TEPAV araştırmacısı Selin Arslanhan, ‘Gıda Tüketim Yapısı Öğrenci Değerlendirme Programı (PISA) Sonuçlarını Nasıl Etkiliyor’ başlıklı bir araştırma yapmış.

‘Ülkelerin kişi başına milli gelir düzeyleri ile farklı gıda ürünlerini tüketimlerine bakıldığında, milli gelir düzeyine göre tüketim yapısında farklılaşma’ gözlemiş.

Arslanhan şu tespiti yapıyor:

“Türkiye için tüketim farklılığı açısından dikkat çeken ürünler et ve tahıldır. Son yıllarda artış göstermiş olsa da Türkiye’nin et tüketimi kişi başına milli gelir düzeyinin benzer olduğu ülkelere göre oldukça düşüktür. PISA performansı değerlendirilen 56 ülke içerisinde Türkiye, yıllık kişi başına 24,4 kg et tüketimi ile 53. sıradadır. PISA programının uygulandığı ülkelerin et tüketimi ile PISA 2009 sonuçları arasındaki ilişkiye baktığımızda ise ülkelerin kişi başına et tüketimi arttıkça Matematik ve Fen Bilimleri puanlarında artış gözlenmektedir. Türkiye’nin kişi başına milli gelir düzeyinin benzer olduğu ülkelere göre fazla tükettiği gıda ürünlerinden ise tahıl oldukça dikkat çekici bir seviyededir ve 1970’lerden bugüne kadar kişi başına tahıl tüketiminde ciddi bir değişim gözlenmemiştir.

Türkiye PISA performansı değerlendirilen 56 ülke içerisinde yıllık kişi başına 221 kg ile en fazla tahıl tüketen 2. ülkedir. PISA ve tahıl tüketimi ilişkisine bakıldığında etteki durumun tersine, ülkelerin kişi başına tahıl tüketimi arttıkça PISA Matematik ve Fen Bilimleri puanlarında düşüş gözlenmektedir. Et ve tahıl tüketimi ile ülkelerin PISA performansları arasında bir korelasyon olduğu açıktır.”

***

Gıda ürünleriyle okul başarısı ilişkisini inceleyen TEPAV’ın, ‘yoksul ülkelerde elbet beyinsel enerjiyle de ilgili bir beslenme sorunu var’ diyen Çetin Altan’ın haklı çıktığına işaret etmesi zaten çok ilgilendiğim konuya dikkatimi daha da artırdı.

Ve temel şu soruyu bir kez daha sordum:

Acaba çocuklarımızın birçoğunu belki de bazen çaresizlikten özensiz bir şekilde davranarak boş yere tahıl mağduru mu yapıyoruz?

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Yorumlar (1)

  • abdurrahman çelebiyan
    abdurrahman çelebiyan
    28.08.2011 12:35

    üstad...sorun DOMUZ da... haram olmasında...çok bilinen çok basit bir konu...proteinden fakir beslenme...EN ÇOK ÇOĞALAN HAYVAN DOMUZUN ÇOK UCUZ OLAN ETİ HRİSTİYAN -BATI TOPLUMLARI İÇİN protein kaynağı oluyor.ucuz tavuk eti asla onu karşılamıyor..cinsellik te dde maalesef abartılı övünmelerimiz doğru değil...o da et e bağlı...et yiyen varlar azgın-kızgın...ot yiyenlerde tık yok..köpek-- her an....inek yılda bir...sevgilerle..

Resmi İlanlar