Deniz Feneri gazeteciliği...

  • 30.09.2011 00:00

 Çarşamba günü sabah birçok gazetenin ilk sayfasında birkaç sütuna ‘Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) 2. Dairesi’nin, Deniz Feneri e.V bağlantılı soruşturmayı yürütürken görevden alınan cumhuriyet savcıları Nadi Türkaslan, Abdulvahap Yaren ve Mehmet Tamöz hakkında kovuşturma izni verilmesine karar verdiği’ haberini okudum...

Ancak savcıların HSYK 2. Dairesi’nin bu kararına karşı 10 gün içinde itiraz hakları var... İtiraz üzerine verilen kararlar kesin nitelik taşıyor.

HSYK 2. Dairesi’nin kararı kesinleşirse, karar önce Sincan Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilecek. Ardından Başsavcılık, savcılar hakkında iddianame düzenleyerek, Sincan Ağır Ceza Mahkemesi’ne yollayacak. Sonra mahkeme, savcılar hakkında kovuşturma açılmasına ilişkin dosyayı Yargıtay’ın ilgili dairesine havale edecek...

Savcılar hakkındaki suçun niteliği, ‘evrakta tahrifat’ olarak belirlenirse savcılar Yargıtay’ın 11. Ceza Dairesi’nde, ‘görevde yetkiyi kötüye kullanma’ olarak belirlenirse Yargıtay’ın 4. Ceza Dairesi’nde yargılanacak.

HSYK 2. Dairesi, savcılar hakkında yargılama sonuçlandıktan sonra disiplin yönünden yapılan soruşturmayı karara bağlayarak, savcıların geçici yetkiyle yer değiştirmesine veya görevden uzaklaştırılmasına da karar verebilecek...

***

Dün sabah yargıya havale edilmek istenen savcıların bu gelişmeyle ilgili açıklamalarına ise sadece bazı gazetelerde rastladım...

Açıklamalar ‘savcıların yargıya havale’ edileceğini ilk sayfadan duyuran hiçbir gazetede yoktu, onların dışında kalan gazetelerin ise hepsinde vardı...

Gazetecilik ilkeleri ve tutarlılık açısından bu tablo çok garibime gitti...

Çünkü bireyin ve mesleğin saygınlığını ilkelilik sağlar...

Haber ilk sayfadan verilecek kadar önemseniyor ise haberin konusu ile ilgili bir gün sonraki gelişmeler nasıl buhar olup uçabilir?

Ya da buna gazetecilik denebilir mi?

***

Savcıların yargıya havale edilmesini ilk sayfadan duyuran ama savcıların açıklamalarına yer vermeyen gazetelerin pas geçtiği haberde, Deniz Feneri soruşturmasından el çektirilen savcılar Nadi Türkaslan, Abdulvahap Yaren ve Mehmet Tamöz hakkında ‘resmi belgede tahrifat yapma’ suçundan kovuşturma izni verilmesinden sonra Savcı Tamöz’ün soruşturmanın başından bu yana yaptıkları işlemler ile ilgili bir metin hazırladığı duyuruluyordu.

Metni sadece hâkim ve savcıların kullandığı ‘adalet.org’ isimli internet sitesine gönderen Tamöz, soruşturma boyunca yaşadıklarını anlatırken mahkemedeki tahrifat iddialarıyla ilgili Bakan Ergin’e 2010’da bilgi verdiğini ileri sürmekteydi...

Ergin’in, bilgilendirilmesine rağmen, TV’de savcıların tahrifat yaptığı iddiasını dile getirmesinin üzüntü verici olduğunu da vurgulayan Tamöz, HSYK’nın kararının anında internet sitesine konulmasına da tepki gösteriyordu...

Bakan Ergin ise görüşünü almak isteyen gazetecilere basın müşavirliği aracılığıyla ‘açıklama yapmayacağını’ bildirmişti...

 ***

Ben yeryüzü ilkelerinin geçerli olacağı, tutarlı, saygın, saydam bir Türkiye istiyorum...

Ama...

‘Eski tas, eski hamam, yalnızca tellaklar değişti’ özdeyişini de bu toprakların doğurduğunun tabii ki bilincindeyim... Zor ama kör bir taraftarlık yerine kendi mesleğinin ilkelerinden yana tavizsiz tavır alan Türkiye’yi de belki bir gün görürüz...

Umudumuz bu.

Yıllardır aynı umudu besler dururuz.

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Resmi İlanlar