Behçet Oktay’ın kemiklerini kim kırdı?

  • 28.12.2011 00:00

 Kız kardeşi Şule Oktay, ölümü hakkında dün de çok çarpıcı iddiaları seslendirmeye devam ediyordu...

Solak olduğu halde kendini kafasının sağ tarafından vurduğu iddia edilen eski Özel Harekât Daire Başkanı Behçet Oktay’dan söz ediyorum...

***

Behçet Oktay, 25 Şubat 2009’da saat 02.00 sıralarında Dikmen Keklikpınarı Mahallesi 50. cadde 29 numaralı evinin önünde yaralı bulunmuştu.

Hastaneye kaldırılan Oktay, tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı. 

Olayı soruşturan Ankara Başsavcılığı, 20 Nisan 2009’da Oktay’ın ‘intihar’ ettiği tespitiyle takipsizlik kararı vermişti. 

Kararın ardından Oktay’ın ailesi, adli tıp, otopsi raporlarındaki tespitler ve şüpheli tanık ifadeleri uyarınca karara itiraz etmişti. Sincan 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nin takipsizlik kararını kaldırması üzerine dosya yeniden açıldı.

***

Yeniden açılan dosya bilinçli bir şekilde uykuya yatırılmışken... 

Ayhan Çarkın, faili meçhul cinayetlerden mesul ya da en azından haberdar özel harekâtçı ekipten dört kişinin ‘ecelleriyle ölmediğini’ söylerken, Behçet Oktay’ın adını da saydı.

Oktay’ın ailesi ve avukatları, bu haber üzerine yeniden harekete

geçip, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’ndan Çarkın’ın yeniden dinlenmesi talebinde bulundular.

***

Behçet Oktay’ın ölümü şüpheli... Hem de çok şüpheli...

Ortalıkta öylesine şiddetle cevap bekleyen ama yetkililerin aldırmadığı sorular var ki insan duyunca dehşete düşüyor...

Bazılarını sıralayayım:

- Otopsi raporuna göre Oktay’ın kaburgalarında şiddetli ve hedefli darbeden kaynaklı kırıklar vardı. Öldüğü sırada bir eğlence yerinden yeni ayrıldığı söylenen Oktay’ın kemiklerini kim kırdı?

- Oktay’ın ölümünün tek görgü tanığı olan Halil Kesici’nin, “araba kara saplandı, kızdı, çıkıp kendini vurdu” şeklindeki ifadesi ne otopsi raporundaki, ne de olay yerindeki bulgularla birebir örtüşürken, Kesici’nin tanıklığı niye muteber sayıldı?

- Tek kurşunla intihar etti denen Oktay’ın niye iki elinde de barut izi vardı?

- Oktay’ın olay gecesi polis tarafından el konan cep telefonundan yapılan görüşmelerin üzerine niye gidilmiyor? 

- Oktay’ın telefonunun ölümünden sonra üç kez arandığı, bu görüşmelerden birinin sinyalinin Ankara Emniyeti’nin civarından geldiği bilinirken, bugüne dek verdiği ifadelerde bu konuşmalardan hiç bahsetmeyen Kesici niye sorgulanmıyor?

- Ve Kesici’nin de iki elinde barut izi bulunmasına rağmen, bunun nedeni nasıl olup da açıklanmadı, açıklanamadı?

***

Üç yıl önce gözümüzün önündeki ‘intihar’ olarak takdim edilen ama ‘cinayet’ olduğuna inanılan karanlık olaya acaba neden yeterince projektör yakılmıyor?

Biliyoruz ki Ergenekon’a giden yol Susurluk’tan geçiyor...

Susurluk’u çözdükçe Ergenekon daha çok aydınlanacak...

Ancak Susurluk tahminlerden öte direniyor ve cinayetler de dâhil yolları kesmeye uğraşıyor...

***

Hiç şüphesiz...

Susurluk konusunu çözmek ‘eski devleti’ gerçek anlamıyla dönüştürmek ve yeni bir cumhuriyet kurmak anlamına geliyor...

Hâlbuki bizde siyaset, ortama egemen olmak ve bir noktadan sonra da mevcut ile anlaşmak üzere yapılır...

Türkiye’nin toplumsal çıkarı ise tavizsiz bir şekilde ‘yeniyi’ kurumsal, sistemli, ilkeli ve kalıcı bir şekilde inşa etmekten geçiyor...

Eski Özel Harekât Daire Başkanı Behçet Oktay’ın ölümünü aydınlatmak acaba tam da bu noktada da mı zorlaşıyor?

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Resmi İlanlar