Önce Vatan, İnşallah

  • 20.02.2014 00:00

 Başbakan, artan bir ivmeyle ortaya dökülen ‘hırsızlık, yolsuzluk ve rüşvet’ gerçeğini örtmek için Latin Amerika usulü bir faşizmden medet ummaya başladı.

Bu amaca ulaşmak için bir yandan ardı ardına çıkardığı akla ziyan yasalarla baskıcı, otoriter bir rejimin cehennem taşlarını döşüyor, bir yandan ‘darbecilerle’ iyice kol kola girmeye hazırlanıyor, bir yandan da gittikçe eridiği görünen kitlesel desteğini kaybetmemek için çırpınıyor.

Koalisyonuna önemli bir aktör olarak katmak istediği ‘Kürt siyaseti’ ise bu yeni oyunda rol almak istemediğini son günlerde daha yüksek tondan söylüyor.

xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx

‘Küreselleşmenin agorası’ olan interneti denetimine almak isteyen siyasal iktidarın ürkütücü internet yasası Cumhurbaşkanı’nın önünde beklerken, yeryüzünden yükselen onca ikaza rağmen sıraya şimdi de ‘yargı bağımsızlığını’ tamamıyla katleden yeni HSYK yasası girdi.

Ayyuka çıkan hırsızlık iddiaları nelere kadir... Değiştirmeye uğraştığı mevcut HSYK kanununu bizzat AKP’nin kendisi hazırlamış, Venedik Komisyonu ve AB ölçütlerine göre düzenlenmiş, yasa, halk oyuyla kabul edilmişti.

17 Aralık, ‘yolsuzluk ve rüşvet’ gerçeğini gözler önüne serince, internet, HSYK, torba yasa, mevcut demokratik görüntüyü de tamamıyla kezzaplayarak sıraya girdi.

‘Latin Amerika Faşizmi’nin taşlarını döşemeye koyuldu.

xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx

Türkiye, faşizme de, diktatörlüğe de yabancı değil.

Bunları yıllarca yaşadı, bu ülkenin ceza yasası faşist İtalya’nın yasalarından aynen kopya edildi. Yasaklar, baskılar yıllarca sürdü.

Diktatörlüğü de tecrübelerimizin dağarcığında taşıyoruz, iktidar koltuklarına oturan boy boy generalleri gördük.

AKP’nin ‘Türk usulü’ faşist diktatörlük modeline ‘büyük katkısı’, İslami bir söylemle kitleyi arkasına alıp, bu kitleyle orduyu bir araya getirecek manevralara girişmesi oldu.
Erdoğan ve AKP, planlarında başarıya ulaşırsa Türkiye’de orduyla kitle ‘faşist bir diktatörlüğün’ arkasında ilk kez bir arada duracak... Sloganları da ‘önce vatan, inşallah’ olacak herhalde.

Darbecilerle bugünkü siyasi iktidarın en büyük ortaklıkları ise ‘soygunlar’ konusunda ikisinin de uzman olması ve soygunları çeşitli ‘kutsal’ sloganlar ardına saklamakta büyük beceri kazanmaları.

xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx

Bu planı uygulayabilmek için görülüyor ki Başbakan, ‘milli orduyla’ kol kola girerken darbecilerle Ergenekon’cuları salıverecek. Böylece ordunun bugünkü komutanlarına, ‘biz AKP’yle yanyana gözüküyoruz ama biz aslında hapisteki generallerin salıverilmesini sağlayan bir gücü ele geçiriyoruz’ mesajını astlarına verme imkanını bağışlayacak. Onların bu yolla sağlayacağı prestijle, kendi iktidarını daha sağlam bir payandaya dayayacak.

Yeni faşizmin çerçevesi oluşturulurken, askeri vesayetin geriletilmesinde demokrasi yanlılarının büyük bir teşekkür borcu olan Taraf Gazetesi’ne de medyadaki ‘görevliler’ aracılığıyla bir ‘kumpas’ düzenleme, ‘ben yapmadım, Taraf yaptı’ oyunu oynama peşine düştüler.

Anlaşılan Taraf Gazetesi, bu ‘kirli’ evliliğin ‘yüz görümlüğü’ olarak paşalara verilecek, ipliklerini pazara çıkaran gazeteden darbecilerin intikam almaları sağlanacak.

Hem de Taraf Gazetesini hedef alan suçlamalar üzerinden orduya, ‘biz ikimiz de ortak düşmanın mağduruyuz, gelin birlikte intikam alalım’ denilecek.

AKP’nin medyadaki ‘alo Fatih’lerinin son zamanlardaki yayınları, yazıları, konuşmaları, bu planın altyapısını oluşturma çabaları olarak piyasaya sürülüyor.

xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx

Bu plan tutar mı?

Orduyu ve kitleyi arkasında toplamış bir siyasetçiyle partisi, Latin Amerika usulü ‘yeni faşizmi’ hayata geçirebilir mi?

Partiyle ordu, ülkeyi ihalelerle soymayı amaçlayan bir baskı rejimini yaratabilir mi?

Kitle, ilânihaye bu soygun düzeninin arkasında durur mu?

Ben bu planın yürüyeceğini sanmıyorum.

Birincisi, bu tür faşist diktatörlüklere kitle desteğini sağlayan ‘ekonomik kazanımların’ bu yeni dönemde daralacak olması, Türkiye’nin ekonomide inişe geçmesi, dışarıdan para bulmanın zorlanması bu planın öyle uzun uzadıya sürmesine olanak vermez.

‘Senin önüne yatarım Rıza’ türünden arsızlıklarla birleşen ekonomik daralma iktidarı da, ortaklarını da ciddi biçimde sarsar.

İkincisi, bizzat AKP’nin daha önce izlediği özgürlükçü politikalarla zihin dünyası epeyce özgürleşmiş ve zenginleşmiş olan toplumu zincirlemeye kalkmak çok ciddi toplumsal olaylara yol açar. Devletin bu olayları şiddetle bastırmaya kalkışması çatışmaları derinleştirir. İktidarda bir süre daha kalsalar da bu faşist anlayışla ülkeyi yönetemezler.

Üçüncüsü, AKP’nin iktidar olmasına büyük destek veren dünya, Ortadoğu’yu da etkileyecek böyle bir faşizmi desteklemeyeceği gibi bütün desteğini çekerek karşısına çıkar ki bunun işaretleri de zaten açıkça görünüyor.

Bütün bunlar, onların hayallerindeki’ faşizme’ geçit vermez.

xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx

Peki, ne olur?

AKP, Birinci Cumhuriyetin temelini oluşturan Kemalizm’in bütün renklerini görmüş ve yaşamış olan Türkiye’ye şimdi ‘İslami Kemalizm’in’ ne olduğunu gösteriyor ve hep birlikte bu sistemin hangi biçime girerse girsin dönüp dolaşıp soyguna ve diktatörlüğe çıktığını görüyoruz.

Aslında AKP, Kemalizm’in ve Birinci Cumhuriyet’in sonuna gelindiğini kanıtlıyor. İster laikçi ol, ister İslami ol, ne olursan ol, bu sisteme eklemlendiğinde vardığın yer hep aynı. Bu gerçeği halka çok açık gösteriyor AKP tecrübesi.

Sadece AKP’nin değil, her rengi ve biçimi denenmiş bir ideolojinin çöküşünü izliyoruz.

Kışla da denendi, cami de denendi, sonunda hep yalan, kan, baskı, soygun çıktı ortaya.

Bu sistemden başka bir şey çıkmıyor.

Faşizmin her rengi ülkeyi çökertiyor, faşizmin yeni biçimlerini aramak da bir işe yaramıyor.

xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx

AKP gibi ‘dinci’ bir partinin iktidara gelmesi ve Kemalist devlete eklemlenmesi belki de bu sistemin bitmesi için bir zorunluluktu, dindarlar da denendi ve çember kapandı.

Bu sistem içinde denenecek hiç kimse kalmadı.
Toplum kendi tecrübeleriyle, yaşadıklarıyla, gördükleriyle, ‘yeni bir şeye’ ihtiyacı olduğunu anlıyor, Gezi türü daha önce hiç denenmemiş çıkışlarla bu ‘yeniyi’ arıyor.

Medyaya talimatlar veren, memleketi soyan, hukuku hiçe sayan, halkını ezen bu sistemi sona erdirip, yeni bir sistem kurması gerektiğini, yeni bir cumhuriyetin temelinin atılmasının kaçınılmaz olduğunu seziyor.

xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx

Toplumun bu temeli bulacağı adres belli, evrensel hukuku ve insan haklarını kendine anayasa yapmış olan Avrupa Birliği üyeliği.

Bu üyeliğin gereklerini yerine getiren, demokrasiyi, hukuku, insan haklarını, eşitliği, özgürlüğü temel alan, bu değerlerle anayasasını oluşturan, ekonomisini yeniden biçimlendiren, üretimi ön plana çıkartan İkinci Cumhuriyet.

xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx

AKP iktidarındaki İslam söylemli bir Latin Amerika faşizmi denemesi, bu sistemin sanırım son durağı.

Bütün duraklara uğrandı, bütün renkler denendi ve bir çıkmaza gelip dayandık.

Bu duraktan sonra ‘rotayı’ değiştirmemiz gerektiğini anladık.

Belki bu durakta biraz daha oyalanıp zedeleneceğiz ama buradan sonra bu ülke için yeni bir yol açılacak. O yolun ilk durakları da zorlu geçebilir ama bu çetrefil patikalardan kurtulup ana yola çıkacağız.

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Çok Okunanlar

Rant değil belediye yararı

Rant değil belediye yararı

  • 16.11.2022

Resmi İlanlar