• 26.08.2021 06:34

Geçen hafta 1990’ların ilk yıllarında Türk basınındaki promosyon ve tiraj yarışının nasıl çığırından çıktığını ve bunun medyanın saygınlığını nasıl zedelediğini anlatmıştım.

Ancak 1991 yılının Kasım ayında bir gazetenin iç iktidar kavgası ve bunun bir tiraj savaşına dönüştürülerek sürdürülmesi de Türk basın tarihinde promosyon dönemi kadar iz bıraktı. 

 

***

Cumhuriyet Gazetesi’nin o dönem genel yayın müdürlüğünü yapan Hasan Cemal daha çoğulcu, daha özgürlükçü ve daha nitelikli bir gazete yapma gayreti içerisindedir. Bu çaba İlhan Selçuk tarafından pek de hoş karşılanmaz.

Siyasal açıdan liberal sol ile askerci bir Baasçılık ayrışması da diyebiliriz.

***

Nadir Nadi 20 Ağustos 199l'de ölünce gazete içi dengeler hızla bozulur.

İlhan Selçuk 24 Ekim 1991 tarihli yazısında, 20 Ekim1991 seçimlerinin sonrasında ANAP-DYP koalisyonunu ve SHP'yi değerlendiren bir yazı yazan Osman Ulagay’ı hedefe koyar.

Ulagay'ı, SHP'nin iktidar olmasını engellemeyi amaç edinen bir komplonun parçası ve TÜSİAD yazarı olmakla suçlar.

Bunun üzerine ayrışma hızlanır ve sertleşir. Kavga büyür. 

***

Konu önce Yayın Kurulu'na götürülür. İlhan Selçuk, Ulagay'ın haftada beş değil üç gün yazı yazmasını önerir.

Yönetim kurulu İlhan Selçuk’u desteklemez. Bunun üzerine Yayın Kurulu Başkanı Osman Nuri Torun, Berin Nadi ve ilhan Selçuk görevlerinden istifa eder.

Uğur Mumcu, Oktay Akbal, Ali Sirmen, Ali Ulvi, Sami Karaören, Mustafa Ekmekçi, Şükran Ketenci ve onları izleyen 80 kişi de gazeteden ayrılır.

***

Hasan Cemal genel yayın müdürlüğü yaptığı 11 yılı tüm ayrıntılarıyla ve müthiş bir açık yüreklilikle yazdığı Cumhuriyet’i Çok Sevmiştim adlı kitabında o günü şöyle anlatır:

Salı, 5 kasım ’91

Yönetim Kurulu toplantısı öğleye doğru dağılır dağılmaz, ‘şeker abiler’ düğmeye basmıştı! İstifalar çığ gibi yağıyordu. Kimi faksla, kimi teleksle, kimi yazılı duyurularla.

Bürolarda el ayak çekiliyor, neredeyse haber yazacak kimse kalmıyordu. Gazetenin bin yıldır alışılmış köşeleri boşalıyor, sayfaların düzeni her geçen saat bozuluyordu.

Ankara’da operasyonu, ‘Alçak! Alçak!’ nidalarıyla büroyu çınlatan Uğur Mumcu yürütüyordu.

Alçak bendim!

İlhan Selçuk’un ‘Cumhuriyet okuruyum çünkü Cumhuriyet okumuyorum!’sloganıyla ateşlenecek Cumhuriyet’i boykot kampanyasının ilk işaretlerini alıyorduk. Şaşırmıştım
.’

***

Cumhuriyet Gazetesi’ndeki iktidar kavgası medyada çok ilgi çeker. Mizah dergilerinin de ilgisiz kalmadığı bir konu haline gelir.

Cumhuriyet’i Çok Sevmiştim  kitabından okuyalım:

Kemalist misin, Cemalist mi? Bu oyun çok tutmuştu.

1991 yılı kasım ayının ilk haftasından itibaren basında artık haber bizdik. Uzun süre manşetlerden aşağı inmedik.

‘Kemalist mi, Cemalist mi?’

Mizah dergileri, bu başlıkta bir maden keşfetmişlerdi. 

 

***

‘’Cumhuriyet okuruyum

çünkü Cumhuriyet okumuyorum!” boykotu tutar:

Ekim ayındaki net satışımız genel seçimlerin de etkisiyle 121 bindi. 1991 yılı ortalama satışımız 104 bin civarındaydı. Kavgaya kasım ayının ilk haftasında 110 binle girmiştik. 9-15 kasım 1991 arası, yani ilk hafta 40 bin düştü tiraj. Satış, 68 bin civarındaydı. O sırada bir “yalan haber”in tirajı düşürmekteki rolünü yaşadık. Yalan haberin altındaki imza Melih Aşık’tı. Milliyet’teki köşesinde balonu uçurmuştu: ‘Cumhuriyet’in imzasız başyazılarını Mehmet Barlas yazıyor!’ diye...

Düşüşümüz aralık ayı ortasına kadar durmadı. 14-20 aralık haftasında 55 bindi tirajımız. Aralık ayı böyle kapandı. 1992’nin ocak ayında 8 bin kadar daha düştük, 48 bin civarında sattı Cumhuriyet. 1992 yılı şubat ayının ilk haftasında ise dibe vurduk: 41 bin 838 satabildi Cumhuriyet!


***

Ağır bir ekonomik sıkıntının da etkisiyle tiraj düşüşü başa çıkılamaz hale gelir. Sonunda Hasan Cemal gazeteden istifa eder, ayrılan ekip geri gelir.

Hasan Cemal tüm yaşananları ve ayrıntıları kitabında anlatır.

***

Benim dikkatimi Hasan Cemal’in 2005 tarihinde kitabının yazımını bitirirken son bölüme eklediği bir dip not çekti:

Kavgaya 110 bin net satışla girdi Cumhuriyet. Vazo kırıldı. Önce İhan Selçuk ve takımı gitti. Tiraj 40 binlere kadar düştü, ortalama 55 bin sattı. Sonra biz gittik, onlar geri geldi. Satış yıllardır 50 binlerde seyrediyor.


Baktım 16 Ağustos - 22 Ağustos 2021 haftası Tiraj Raporu’nda bu rakam 24 binin de altına düşmüş.


***

Siyasal açıdan ise liberal sol ve askerci bir Baasçılık ayrışması Cumhuriyet’in çatlamasıyla yeni bir evre geçirmiştir.

Bizdeki askerci bir Baasçılığın kökenleri İttihat ve Terakki’ye dayanır, Doğan Avcıoğlu’nun Devrim Gazetesi ile sürer, bugüne kadar gelir.

Kendisine muhalif veya ilerici süsü veren mecralardaki egemen söyleme dikkat ederseniz, bu çizgiyi daha net görürsünüz...

Paşaları sürekli kutsayıp, muhalif demokrat yazarlara düşmanlık etmeleri de alameti farikalarından biridir...

1990’lardaki Cumhuriyet kavgası hem bu açıdan ve hem de bugünkü görüntüyü de anlamak açısından çok öğreticidir bence.