Fakir yemeği…

  • 12.04.2022 08:00

Derin yoksulluğu, içe doğru işleyen bir yaraya dönüştüren bugünkü ekonomik iflasın sigara yanığından pek farkı yok…

Toplumun tenine her gün 800 derecelik bir kor değip duruyor… Acısı her gün artıyor, izi derinleşiyor.

xxxxxxx

Toplumun tenine 800 derecelik bir kor ateşi değiyor demek, ne demek?

Yoksulluğa, parasızlığa bin yıllık çare olan “fakir yemeği”nin bile artık yok olması, buharlaşması demek…

Arama motoruna “fakir yemeği” yazıyorum…

“Fakir yemeği” olarak bilinen yiyecekler dökülüyor:

Mercimek ...

Bulgur pilav, cacık ...

Salçalı ekmek ...

Kıymasız patates yemeği. ...

Patates ...

Tavuk döner, vs…

Bunlar “ucuz” yemekler, yoksul insanların karınlarını doyurmasına imkân sağlayan yiyecekler… Daha doğrusu eskiden öyleydi.

Bugün yoksul insanların ellerine geçen parayla bu yemekleri düzenli almaları bile imkansızlaştı… 

Salatalık taneyle satılıyor, tavuk ateş pahası, domates 25 lirayı geçti… Hangi fakir bugün “ekmek peynir” yiyecek, hangi fakir domatesi ekmeğine katık edecek, hangi fakir çoluğuna çocuğuna tavuk döner ısmarlayacak?

Eskilerin deyimiyle yoksullar “kuru ekmeğe” muhtaç hale geldi… Ekmek kuyruklarını her gün, her yerde görüyoruz.

“Fakir yemeğini” sofrasına koyabilenlerin bile zengin gözüktüğü günler bunlar.

xxxxxxx

Bu kadar sarsıcı bir fakirleşme dönemi var mı?

1994’den 2008’e bütün krizleri yaşayan biri olarak en azından yakın dönemde pek anımsamıyorum…

O halde bu nedir?

Olsa olsa Osmanlı’daki gerileme döneminin hortlamış halidir, ikiz kardeşidir…

xxxxxxx

 Gerileme dönemi Sırbistan'ın sınırları içinde yer alan küçük bir kasaba olan Karlofça’da imzalanan antlaşma ile başlar.

Karlofça Antlaşması, Osmanlı’nın büyük çapta toprak kaybettiği ilk antlaşmadır… Gerileme Dönemi’nin başlangıcı kabul edilir.

Gerileme Dönemi’nin nedenlerinin peşine düşerseniz, önünüze bir yığın sebep çıkar?

-Merkezi Yönetimin Bozulması

-Askeri Sistemin Bozulması

-Sosyal Alandaki Bozulmalar

-Eğitim Sisteminin Bozulması

-Dış Etkenler

Ve tabii ekonomik nedenler…

xxxxxxx

Ekonomik nedenleri tahmin etmek için bir çabaya gerek yok, bugünkü durumla aynı:

-ihracatın azalması,

-ithalatın artması,

-paranın değerinin düşmesi,

-enflasyonun artması,

-kırsalda yaşayan insanların vergilerini ödeyemeyerek tarımsal üretimi bırakmaları

-ve saray masraflarının artması….

Görüldüğü gibi bugün ile hiçbir fark yok…

Gerileme Dönemi’nden, Gerileme Dönemi’ne…

xxxxxxx

Geçmişe bakmanın birçok yararından biri de yarına dair daha isabetli tahminler yapmaya imkân vermesidir…

Gerileme Dönemi’nde ıslahat hareketleri de görüyoruz…

Karlofça Antlaşması ile Osmanlı bir dizi tedbirler almış ve mali, iktisadi, idari yapılanmaya giderek, ordu ve donanmanın yenilenmesi çalışmalarını başlatmıştır. 

Bir nevi restorasyon… Yapılan ıslahatlarda Avrupa örnek alınmıştır.

3. Ahmet, Avrupa kentlerine geçici elçiler göndererek yenilikleri takip etmek istemiştir.

Bu dönemde matbaa getirilmiş, İstanbul'a bir kâğıt ve kumaş fabrikası kurulmuştur.

xxxxxx

Sultan I. Mahmud (1730-1754) ve III. Mustafa (1757-1773) dönemlerinde Osmanlı Ordusu modernize edilmeye çalışılmış, humbaracı ve topçu ocaklarının Batı tarzında teşkilatlandırılmasına girişilmiştir.

Bir Fransız subayı olan Comte de Bonneval, 1731'de humbaracı ocağının ıslahına başlayarak ocağın ihtiyaç duyduğu talimli askeri yetiştirmek üzere de 1734 yılında Üsküdar'da bir mühendislik okulu açılmasını sağlanmıştır.

Ama dillerden ve gönüllerden uzak olsun, reformlar çok geciktiği için dağılma dönemi engellenememiştir…

xxxxxxx

Enseyi karartmaya gerek yok…

Tarih, yaşadığımız bugünkü dönemi sigara ateşi gibi yakan pahalılık nedeni ile “fakir yemeği”nin bile pişirilemediği, ortadan kalktığı korkunç bir dönem olarak anacak…

Ama mucizeleriyle ünlü bu millet emin olun bu “makus talihi” yenecektir.

Toplumlar genellikle acıyla akıllanır, biz de yakın tarihte görülmeyen bu acıyla, yakın tarihte görülmeyen bir akla ulaşacağız büyük bir ihtimalle.

O akıl bizi, demokrasiye, hukuka, özgürlüğe kalıcı bir şekilde taşıyacak.

Başka da bir çaremiz yok zaten.

Tabii altın varaklara meraklı görgüsüz yeni zenginler semirirken, sayıları hızla artan yoksulları “kuru ekmeğe” muhtaç halde yaşatmak istemiyorsak.

Yorum Yap

Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Düzce Yerel Haber (www.duzceyerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Resmi İlanlar