Uluslararası ilişkilerde bazı durumlar mizah romanlarına konu olabilir. Örneğin Suudi Arabistan Türkiye'den ithalata yasak getirmiş. Bunun yanında Suudi Arabistan'daki Türk müteahhitlerinin anlaşmaları feshediliyormuş.


Kaşıkçı cinayeti
Bütün bu durumların nedenini anlamak çok zor değil. Suudi Gazeteci Cemal Kaşıkçı'yı İstanbul'daki Suudi Arabistan Başkonsolosluğu'nda öldürüp parçalayanların üzerine gittiğimiz için, Suudi Arabistan'ın veliahdı Türkiye'ye öfkeli... Yani biz susup, bu cinayeti sineye çeksek, Suudi Arabistan'la ilişkilerimiz gül gibi sürüp gidecektir... Düşünün ki bu cinayet hakkında Birleşmiş Milletler'in de uyarısı var ama bir tek Türkiye bu meseleye parmak basıyor. Bu durumda bütün dünyaya ve özellikle Suudilerle haşır neşir olanlara ayıp değil mi?

Avrupa'nın ayıbı
Bir diğer ayıplı durum da Avrupa Birliği'nin Türkiye'ye karşı izlediği tutumdur. Neredeyse yarım yüzyıldır Türkiye'yi üyelik konusunda oyalayan Avrupa Birliği, şimdi de Yunanistan ve Kıbrıs Rumları ile birlikte Türkiye'yi tehdit etmekte ve yaptırımlar uygulanabileceğini hatırlatmaktadır. Bunların biraz akılları olsa, bu tür tehditlerin Türkiye üzerinde fazla etkisi olmadığını ve ters etki yarattığını bilirlerdi. Özellikle bu dönemde birden fazla cephede çıkarları için çatışmayı göze alan Türkiye'yi üye olarak kabul etselerdi, belki bugünkü anlaşmazlıklar gündemde bile olmazdı.

Taviz yok
Aklı başında olan her siyasetçi bugünün Türkiye'sini anlamaya çalışmalıdır. Türkiye artık haklı ile haksızı hiç tavizsiz ayırmaktadır. Ayrıca Türkiye dünyada yalnız değildir ve beraberliklerini askeri paktlardan çok daha derin birlikteliklere bağlamaktadır. Son olarak Azerbaycan'ın dünyada yalnız olmadığını en yüksek sesle yine Türkiye duyurmuştur.
Bilemiyorum... Yeni Türkiye'nin bu derin anlamını içeride anlamayanlar acaba ne zaman uyanacaklardır. Dışarıdakiler ise hemen her gün boşuna bağırıp çağırmıyorlar mı?

  • Abone ol