• 14.05.2021 00:46
  • (114)

İsrail devletinin şu günlerde Filistin’de işlediği cinayetler, dünyanın değişik coğrafyalarında yaşayan ve birazcık vicdanı olan herkesi derinden yaraladığı bir gerçek.

Ama dünyanın zalimlerinin sadece Filistin’de değil, dünyanın pek çok coğrafyasında zulme maruz kalan, katledilen çocukların, bebeklerin, kadınların ve topyekun sivillerin acılarını hissedecek bir vicdana sahip olduğunu söylemek ne yazık ki mümkün değil.

Başta Türkiye olmak üzere hiçbir İslam ülkesinin, bu terörü engelleyebilmek için ortak bir iradeye ve güce sahip olmadığını biliyoruz. Bu konuda tek yaptırım gücü olabilecek ülke Amerika… O da zaten bu şebekenin en büyük destekçisi… Maalesef Amerikan yönetimleri değişiyor ama katillere destek hiç değişmiyor.

Ne zaman Filistin’de terör estiren İsrail’i koruyan Amerika’yı düşünsem, ünlü Amerikalı şair Allen Ginsberg’in o meşhur “Amerika” şiirini yeniden okuma ihtiyacı hissediyorum.

/Amerika her şeyimi verdim sana, şimdi bir hiçim

17 Ocak 1956 ve iki dolar yirmi yedi sent.

Kendi kafam bile bir destek değil bana.

İnsanlarla savaşı ne zaman sona erdireceğiz?

Al şu atom bombasını da kıçına sok./

Bu arada İsrail saldırganlığına karşı sert tepki gösteren ünlü İngiliz rock grubu Pink Floyd’un solisti Roger Waters’ın ve ünlü Hollywood yıldızı Ruffalo’nun vicdanlı sesini de hafızalarımıza not etmek gerekiyor. Sosyal medya hesabından İsrail’e tepki gösteren Waters “İsrail bir apartheid (ırkçı, ayrımcı) devlettir. Şeyh Cerrah’ta yaşanan soykırımsal evden çıkarmalara bakın” ifadelerini kullandı.

Filistin’de yaşanan acının yüreğe dokunan bir tarafı var, bir de kimsenin görmek istemediği ama hepimizin payına düşen utanç resmi. Bütün Arap sokağında Filistin meselesinin her zaman önemli bir yeri olmuştur, dolayısıyla Arap ülkelerinin despotik yöneticilerinin hemen tamamı da hiçbir bedel ödemeden siyaseten Filistin’den pay almayı ihmal etmezler.

Bu çerçevede Türkiye’de hem toplum, hem de bütün iktidarlar için Filistin her zaman önemli olmuştur. Son 30-40 yıllık siyasi tarihimizde gerek sağ, gerekse sol cenahta yer alan hemen bütün siyasi partiler ve de iktidarlar İsrail’in zalimliği karşısında güçlü tepkiler vermişler ve hatta Türkiye’nin gücü nispetinde yaptırımlar uygulamışlardır.

Mesela İsrail hükûmeti, 23 Temmuz 1980’de Kudüs’ü İsrail’in ebedi başkenti olarak ilan etmesi üzerine Türkiye, 28 Ağustos 1980’de Kudüs’teki Başkonsolosluğu kapatıp İsrail ile ilişkilerini maslahatgüzarlık seviyesine indirmiştir. Geçmiş yıllarda iktidarlar Türkiye’ye yakışan bu tür kararlar alabilmişler, ama bunu içeride asla bir siyaset malzemesi olarak kullanmayı düşünmemişlerdir.

Biliyoruz ki AK Parti iktidarı dindar-muhafazakar bir iktidar. Doğal olarak, ne zaman İsrail ırkçı reflekslerle Filistin halkına karşı zalimane bir tutum sergilemişse AK Parti’nin temsil iddiasında olduğu muhafazakar kesimler ve bizzat AK Parti bu teröre karşı haklı olarak sert tepki göstermiş, hatta mitingler düzenlenmiştir. Bugünlerde de bolca nutuklar atılıyor, gösteriler yapılıyor. İsrail terörüne karşı sivil tepkiler elbette takdire şayan… Ama unutmayalım ki iktidarların işi gösteri değil, icraattır.

Ne yazık ki 19 yıllık AK Parti iktidarı İsrail’e karşı meydanlarda nutuk atmaktan öte ciddi bir yaptırım uygulama cesaretini gösterememiştir. Bu haliyle “eski Türkiye”deki iktidarların bile çok gerisinde kaldığının altını çizmek gerekiyor. Eğer İsrail cinayet işlerken AK Parti iktidarı bir tek konsolosluğunu bile kapatma cesaretini gösteremiyorsa, bilelim ki meydanlarda nutuk atmak Filistin halkının yarasına merhem olmayacaktır.

Maalesef Türk dış politikası kurumsal anlamda çöktüğü için, uluslararası ölçekte yaptırım gücünü kaybetmiş ve Türkiye’nin önem atfettiği her konuda işin sadece gösteri boyutuyla ilgilenir hale gelmiştir.

Hal böyle olunca, “Acaba Filistin meselesi de iktidarlara getireceği oy oranında mı bir değere sahiptir?” sorusunun vicdan sahibi zihinlerde daha da güçlü bir şekilde sorulmaya başlanması kaçınılmazdır.

İtiraf edelim ki ölüm makinesi İsrail’e karşı, Türkiye dahil İslam ülkelerinin gerek devlet katında, gerekse toplumsal anlamda ortaya konan tepkiler artık bir ikiyüzlülüğe dönüşmüş bulunuyor. Bu ikiyüzlülüğün en önemli göstergesi; bugün iktidardan işaret alarak Filistin için sokağa çıkan insanların hiçbirisinin ne yazık ki Doğu Türkistan için kılı bile kıpırdamamıştır.