• 28.05.2021 06:28
  • (114)

Yaklaşık bir aydır Türkiye, suç örgütü lideri olarak tanımlanan Sedat Peker’in iddialarıyla çalkalanıyor. Doğal olarak insanlar, iddiaların muhatabı olan bakandan ve ülkeyi yönetme sorumluluğunu üstlenmiş yöneticilerden tatmin edici açıklamalarla birlikte demokrasilerin en temel vasfı olan “hukuk”un atacağı adımları bekliyorlar.

Ancak görüldü ki ne İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun, ne de ülkeyi yönetenlerin toplumu ikna etmek gibi bir gündemleri yok. Soylu iki hafta boyunca televizyonlarda gösteri yaptı ve sanki lisanı hal ile bütün bu iddiaların ”fasa-fiso” olduğunu söyleyerek “Aaaa kuşa bak…” deyip kapımıza dayanan 1990’ların sisleri arasında arkasına bakmadan yürüyüp gitti…

Uzun süredir sessizliğini koruyan Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın ne diyeceği merak ediliyordu, gerçi uzun süredir AK Parti’nin anahtarını cebinde taşıyan Bahçeli’nin Soylu’ya sahip çıkmasının ardından cumhurbaşkanının söyleyecekleri de merak konusu olmaktan çıkmıştı. Nitekim o da Soylu’ya sahip çıktı ve bugün ülkeyi kaplayan 1990’ların karanlık görüntülerine hiç değinmeden “İçişleri Bakanı’nı hedef alan saldırıların gerisinde ülkemizde sağlanan huzurdan duyulan rahatsızlık var. Ülkemize yönelik saldırılara müsaade etmeyeceğiz” diyerek memleketimizin ne kadar güllük gülistanlık olduğunu yeniden ilan etmiş oldu.

Maalesef AK Parti iktidarı uzun süredir siyaset üretemediği için ülke sorunlarını çözme kabiliyetini de yitirmiş bulunuyor. Ayrıca yönetim krizi yüzünden her geçen gün derinleşen ekonomik krizi, vicdanları yaralayan hukuksuzlukları ve üzerine gidilemeyen kirliliklerin varlığını artık çok da önemsemiyor.

Düşünün ki milyonların evine ekmek götürebilme derdinde olduğu, zihinlerin yeniden çete-mafya-siyaset ortaklığı iddialarıyla kirlendiği bir ortamda Cumhurbaşkanı Erdoğan, İYİ Parti lideri Meral Akşener’le ilgili öyle şeyler söylüyor ki siyasi nezaketle bağdaştırmak asla mümkün değil: “Gelin hanıma gayet güzel ders verildi. Yine dua etsin ki gelin hanıma çok ileriye gitmeden ders verildiler. Ama durun bu daha bir. Daha neler olacak neler”

Evet artık şunu biliyoruz; AK Parti-Bahçeli-Perinçek koalisyonunun toplumu herhangi bir konuda ikna etmek gibi niyetleri de, dertleri de yok. Lisanı hal ile diyorlar ki: “Biz ekonomik anlamda uçuyoruz diyorsak öyledir, halkın ekonomik sıkıntı içinde olduğunu söyleyenler bu ülkenin kötülüğünü isteyen fitnecilerdir, bütün çete-mafya artıklarını hapse tıktık diyorsak doğru olan odur, yasayla çete suçluları dışarı çıkarıldı diyenler haindir.”

Kısacası “Ezan susmaz, bayrak inmez”… Halkın ekonomik mağduriyet yaşaması, çete-mafya görüntülerinin yeniden havamızı kirletir hale gelmesi sadece teferruattır…

Nitekim 1990’lı yılların başbakanı Tansu Çiller de “Devlet için kurşun atan da kurşun yiyen de şereflidir…” sözleriyle hepimize “vatanseverlik” dersi vermişti…

Şimdi geldiğimiz noktada yöneticilerimizin de söylediği gibi her şey yolunda, dolayısıyla fitne çıkarmanın alemi yok…

İyi güzel de bütün “Vatan-millet” söylemlerine rağmen neden vicdanlar rahat değil?

Neden insanlar devletin bakanlarına değil de, bir suç örgütü liderinin söylediklerine daha çok itibar ediyor?

Çünkü bu ülkede yaşayan insanlar henüz toptan akıllarını yitirmediler. Biliyorlar ki Sedat Peker Türkiye’nin değişik şehirlerinde AK Parti iktidarına destek için mitingler düzenledi, “oluk oluk kan akacak” sözleriyle akademisyenleri tehdit etti. Ama o gün hiçbir AK Partili çıkıp “Kardeşim sen kim oluyorsun, burası bir hukuk devleti” diyebilme faziletini gösteremedi. Ama şimdi hep birlikte “mafya lanetleme” kuyruğundalar, ne diyelim kolay gelsin…

Bizden söylemesi; bu siyaset anlayışıyla AK Parti ve ortakları kendi elleriyle oluşturdukları bu siyasetsizlik ortamından kurtulamazlar ve toplum nezdinde asla temize çıkamazlar. Ve tabii ki esas dramatik olan, hukuk-özgürlük-şeffaflık söylemleriyle iktidar olan AK Parti’nin bu hallere düşmesidir…