• 15.11.2021 07:41

Başlığa bakarak Cumhur İttifakı’nın dağılacağı gibi bir görüntünün ortaya çıktığı ya da en azından benim böyle bir kanaat içinde olduğum anlaşılmasın.

Kuşkusuz son günlerde özellikle MHP cenahından yapılan açıklamaların böyle bir beklenti oluşturması muhtemeldir, ancak ittifakta bir çözülmenin olması şimdilik mümkün değildir. Ayrıca bu ittifakın hangi şartlarda ve ne tür ihtiyaçlardan kaynaklandığı dikkate alındığında, her iki tarafın da fantezi yapma lüksünün olmadığı bir gerçektir.

Herkesin bildiği bir gerçeğin altını tekrar kalınca çizmekte yarar var, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın Bahçeli’ye, Bahçeli’nin de Erdoğan’a şiddetle ihtiyacı var ve henüz bu ihtiyaç ortadan kalkmış değil. Dolayısıyla şimdi ortaklardan birisinin “Ben yoruldum, gidişatın sonunu da iyi görmüyorum” diyerek siyasi bir intihar denemesine kalkışması çok da akıllıca görünmüyor…

Ama şu da bir gerçek ki “yönetilemeyen Türkiye” manzarası yüzünden her iki tarafın da mutluluktan uçtuğunu söyleyemeyiz. Her ne kadar Cumhurbaşkanı Erdoğan ülkede her şeyin “dört-dörtlük” olduğunu söylese de anlaşılan o ki MHP’de içten içe bir kaynama var ve rüzgarlar başka türlü esiyor…

Muhtemelen MHP’nin tepelerinde ve özellikle de teşkilatlarda bu iktidarın yanında durmanın mahzurları artık tahammül sınırlarını aşma noktasına geldiği görülmüş olmalı ki önce Bahçeli grup toplantısında şu cümlelerle işaret fişeğini çaktı: “MHP Cumhur İttifakı’nın bir ortağı olsa da işlevi ve üstlendiği demokratik sorumluluğu muhalefettir, bunun yanı sıra TBMM’de denge ve denetleme göreviyle mesuldür.”Ve iki gün sonrasında da MHP Genel Başkan Yardımcısı Karakaya, hükümetin ortağı olmadıklarını net bir şekilde ifade ederek meseleyi bir adım daha ileriye götürdü.Aslında ‘yaklaşıyor yaklaşmakta olan’ cümlesiyle ifade edilen dramatik hali koalisyonun her iki ortağı da net bir şekilde görüyor. Her ne kadar iktidar duymuyormuş gibi yapsa da ekonomik krizin altında ezilen milyonların feryadı, her iki partinin duvarlarına çınlamaya devam ediyor.Düşünün ki AK Parti iktidar olduğunda 1 dolar 1.67 TL idi, bugün 10 lira… Herhalde bu ülkede, Türk lirasının yaşadığı dramatik halin bir başarı hikayesi olmadığını görmeyen yoktur.Bu tabloya “hukukun üstünlüğü” ve “Sefalet endeksi”ndeki içler acısı halimiz de eklendiğinde, erken ya da zamanında yapılacak bir seçimin koalisyon ortakları için şimdiden kabusa dönüşmesi son derece doğal. Kısacası çanlar Cumhur İttifakı için çalıyor... İşte tam da bu yüzden MHP, AK Parti ile arasına bir çizgi çekme ihtiyacı hissetmiş olabilir, doğrusu haksız da sayılmaz. Zira toplumun gördüğü manzara şudur; MHP bu iktidarın koalisyon ortağıdır, dolayısıyla kabul etse de etmese de iktidarın başarısızlıklarının sorumlusudur.Bahçeli gibi siyasi tecrübesi yüksek olan bir lider de çok iyi bilir ki bu iktidarın günahlarına ortak olmanın sandıkta kesinlikle faturası olacaktır. Galiba MHP’deki son çıkışları böyle bir karışık ruh halinin tezahürü olarak okumakta yarar var. Ama sona yaklaşmakta olan iktidar treninden atlamak hiç de o kadar kolay değil…Ayrılık zor ama MHP için küçük de olsa bir ihtimal var, sandığa az bir süre kala riski göze alıp güçlü bir ayrışma hamlesi yapmak… Toplum bu hamleyi ne kadar ikna edici bulur orası meçhul, ama yine de denemeye değer belki…Artık bu hikayenin nasıl biteceğini MHP dahil herkes görüyor ve Cumhur İttifakı’nın gemisi su alıyor, bu haliyle limana ulaşması, eğer bir mucize olmazsa pek mümkün değil.Kimler batmakta olan gemide kalmaya devam eder, ya da bir filika ayarlayıp yol yakınken geriye döner bilemeyiz.Evet bu iktidar gidiyor, ama içtenlikle ifade etmek gerekirse Cumhur İttifakı 2023 seçimlerine kadar herhangi bir çözülme olmadan devam etmelidir. Zira Türkiye özellikle son beş yılda, hiçbir dönemde olmadığı kadar büyük kayıplar yaşadı ve bu tablonun tek sorumlusu Cumhur İttifakıdır. Dolayısıyla, sandıkta faturayı birlikte ödemelerinde sayısız faydalar bulunmaktadır.