• 5.01.2022 06:52

Demek ki ekonomik kriz sandığımızdan daha vahim bir durum arzediyor. Zira seçimlere hazırlanan hiçbir iktidar bir taraftan marketlere zabıta gönderip şov yaparken, bir taraftan da gece yarısı zamlarıyla halkı yeni yıla kabusla uyandırmayı göze alamaz.

Galiba hazinede paralar gerçekten suyunu çekmiş… Ve iktidar şimdi en azından günü kurtarabilmek için 31 Aralık gecesi gerçekleştirdiği zamlarla milletin cebine elini atmaktan başka bir çare bulamamış görünüyor.

Bu çaresizliğin sonuçları ortada… Enflasyon yükseliyor, faiz yükü ağırlaşıyor, dünya ticaretinin hacmi inanılmaz oranda büyümesine rağmen Türkiye’nin bu ticaretteki payı giderek azalıyor. Gerçi Cumhurbaşkanı Erdoğan yeni yıl mesajında dünyanın ilk on ekonomisi arasına girme vaadini tekrarladı ama, bu biraz uzak bir hayal gibi gözüküyor. Ancak yüksek enflasyonda dünyada ilk ona girdik bile… Geçen sene enflasyonda dünyada 11. sıradaydık, yeni açıklanan rakamlarla birlikte 8. sıradayız. Bizim önümüzde Venezüella, Lübnan, Suriye, Zimbabve, Arjantin ve İran bulunuyor. Artık bizim de bir şampiyonluğumuz var!

Maalesef siyasi iktidar, siyasi fayda dışında hiçbir ekonomik rasyonaliteyi dikkate almayarak kelimenin tam anlamıyla bir kaos ortamı yaratmış bulunuyor. Ayrıca zamanında atması gereken adımları atmadığı için ülkeye zaman ve enerji kaybettiriyor.

Eğer iktidar normal bir siyasi akılla hareket edebilseydi, bugün yaşadıklarımızın hiçbirini yaşamayabilirdik. En azından “Faiz sebep, enflasyon sonuç” gibi fantezide ısrar edilmeseydi, 20 Aralık’taki dolar çılgınlığı yaşanmaz ve hemen o gece devreye sokulan arka kapı maceralarıyla geniş toplum kesimleri mağdur edilmezdi.

Ama akıl bir kere kaybolmayagörsün, sonrasında sadece “ekonomimiz uçuyor” gösterisini pazarlayabilmek için 128 milyar doları arka kapıdan satarak har vurup harman savurursunuz ama o bile derdinize çare olmaz. Tıpkı şu günlerde yine arka kapıdan piyasaya sürülen dolarların dövizi durdurmaya yetmediği gibi…

Bu akıl dışı politikanın içine düştüğü çaresizliği anlayabilmek için müneccim olmaya filan gerek yok. Eğer bir iktidar İstanbul’daki köprülerin gidiş-gelişinden alacağı paraya bile muhtaç hale gelmişse, bu hikayenin sonu gelmiş demektir. Şimdilik bulabildiği tek yol daha fazla zam, daha çok vergi ve daha yüksek faiz… Kim ne derse desin, doğal olarak bu gidişatın sonu 2022’de daha da büyük bir kriz demektir.

Bu iktidarın yeniden ekonomik gerçekliklere, makuliyete dönmesi hayal ötesi bir durum olduğuna göre, bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da ısmarlama fetvalarla belli kesimleri seçime kadar idare etmekten başka bir çare gözükmüyor.

Malum, eğer muhalefete yarayacaksa bazı durumlarda yalana başvurmaya dinen cevaz verilebileceğine, ‘eskiden yolsuzluk yok muydu’ diyerek bugün yapılan yolsuzluklara fetva üreten, zenginlerin bankalardaki mevduatlarını korumak için dolara endeksli faiz garantisini ‘hibe’ olarak değerlendiren Hayrettin Karaman gibi bir hocamız var.

Her ne kadar bugünün şartlarında ‘riba’ ve ‘faiz’in ne anlama geldiği konusunda ilmi bir çalışma yapma ihtiyacı hissetmeseler de ilahiyatçılarımız iktidarın selameti için fetva üretmekte pek hevesliler… Mesela bankaya para yatıran mudilerin faiz kazançlarını dövize endeksleyerek kayıplarını karşılayacağı teminatında bulunan iktidara dini destek vermek için; Ziraat Katılım Bankası’nın ilahiyatçılardan oluşan ‘Danışma Komitesi’, dövize endeksli mevduat için icazet belgesi düzenledi. Belgede, ‘Olağanüstü durum sebebiyle kamu yararı dikkate alınarak değerlendirildiğinden İslam’a uygundur’ denildi.

Görüldüğü gibi iktidarın elinde her durum için uygun fetva vermeye hazır bir ulema sınıfı var. Tam da zamların yağmur gibi geldiği şu günlerde, bu ilahiyatçılarımızın iktidara bir destek daha sunması gerekmiyor mu?

Mesela, hemen acilen bir ilahiyatçılar komitesi oluşturup şöyle bir fetva üretebilirler: “İktidarımızın dış ve iç düşmanlara karşı kurtuluş savaşı verdiği şu günlerde halkımızın ülkemizin bekası için zamlara sabretmesi, metanet göstermesi, öğünlerini küçültüp, özellikle elektrik tasarrufunda bulunması dinimiz açısından da makbul bir davranıştır.”

Şimdi bütün bir millet olarak ilahiyatçılarımızdan böylesine cesur bir çıkış bekliyoruz!..