• 11.04.2017 00:00
  • (1757)

 Gazeteci Zübeyir Kındıra’yı bilirsiniz..

Fethullah çetesinin gazabına uğrayıp, 31 yıl önce Polis Akademisi’nden atıldı.. İletişim Fakültesi’ni bitirdi, gazeteci oldu..

Ama Fethullahçı çetenin peşini hiç bırakmadı..

İlk kitabını 1999 yılında yazdı..

Adı; Fethullah’ın Copları..

Fethullahçıların devlet içinde, poliste, yargıda nasıl örgütlendiklerini anlattı..

Şakirtlerin önemli görevlere geldiğine dikkat çekmeye çalıştı..

Tabii o tarihte dinleyen olmadı..

Dinleyen olmadığı gibi; başı beladan kurtulmadı..

***

15 Temmuz darbe girişimi Kındıra’nın feryadında ne kadar haklı olduğunu gösterdi..

Yeni bir kitap daha yazdı..

Adı; Şeytan’ın İmamları..

Fethullah’ın kökenini, imam yapılanmasını, yargıda, Emniyet’te nasıl örgütlendiklerini, kimlerin yardım ettiğini.. Yargıtay üyesinden hâkime, savcıdan polis müdürüne kadar kimin kim olduğunu anlatıyor..

İsim isim..

Müthiş çalışma..

Çok iyi kaynak..

***

Kitap, 15 Temmuz darbe girişimini anlatmıyor ama küçük bölümü 15 Temmuz’la ilgili zihinlerdeki önemli soruya yanıt veriyor..

Nedir o soru?

MİT’e saldırı olacağı ihbarı geldi.. MİT Müsteşarı bu bilgiyi Genelkurmay Başkanı ile paylaştı..

Cumhurbaşkanı ile paylaşmadı..

Neden?

Cumhurbaşkanı’na neden bilgi vermedi?

Kitaptan öğrendiğimize göre;

Fidan kendisine yönelik saldırı bilgisini vermek amacıyla aradığında Cumhurbaşkanı dinleniyormuş. Israr etmemiş, sonra aramayı planlamış ama aramamış..

Neden?

Neden sorusunun cevabı kitapta..

87 yıl sonra ‘parti devleti’ tartışması

Anayasa değişikliğinde en çok tartışılan konularda biri de cumhurbaşkanının partili olması..

Hatta birinci sırada tartışılıyor..

Cumhurbaşkanının aynı zamanda bir partinin genel başkanı olmasının ‘tarafsızlık’ yeminiyle bağdaşmadığı söyleniyor..

Devlet başkanı vasfıyla uyuşmadığı gerekçesiyle karşı çıkılıyor..

***

İktidar aynı görüşte değil.. Sık sık Atatürk’ü örnek veriyor.. İsmet İnönü’yü örnek veriyor..

Doğru..

Atatürk Cumhurbaşkanı ve CHP Genel Başkanı idi..

İnönü Cumhurbaşkanı ve CHP Genel Başkanı idi..

Ama durum farklıydı.. .

O zaman tek parti dönemiydi..

Parti devleti vardı..

Kuvvetler ayrılığı yoktu..

Daha doğrusu demokrasi yoktu.. 

***

1924’te Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası’yla, 1930’da Serbest Cumhuriyet Fırkası’yla çok partili hayata geçiş için iki deneme yapıldı, olmadı.. 1930’da parti devletine geçildi.. 1945’e kadar, aslında 1950’ye kadar..

***

1950’de o defteri kapattık sanıyorduk, 87 yıl sonra yeniden gündeme geldi..Tartışma konusu oldu..