• 13.04.2017 00:00
  • (1982)

 Şöyle bir tezim var; anayasa değişikliğiyle getirilmek istenen yeni rejim çok riskli..

Defalarca yazdım..

Ne diyorlardı?

Dünyada örneği yok, ilk defa biz uygulayacağız.. Zaten anayasa değişikliğini hazırlayanlar da bize özgü olduğunu, Türk usulü olduğunu söylüyorlar..

Bu sebeple çok riskli diyorum..

***

Bu tezimi Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Prof. Karatepe doğruladı..

Aynen şöyle dedi; Pratikte sistemin nasıl işlediğini daha iyi görebileceğiz. Uygularız, üç sene beş sene baktık olmuyor, parlamento değiştirir.

Ama o iş öyle kolay değil..

12 Eylül darbesinden sonra Evren ve arkadaşları bir anayasa yaptı..

Belki halk korktuğu için..

Belki halk desteklediği için..

Belki halk sağ-sol çatışmasından bıktığı için..

Belki halk anarşili yıllara tepki duyduğu için..

1982 yılında yüzde 92 oyla kabul etti..

***

Zaman içinde çok maddesi değiştirildi ama özü kaldı, ruhu kaldı..

35 yıldır o ruh değiştirilemiyor..

Anayasa değişikliği kabul edilirse üç beş yıl sonra değişmez.. En az 20 yıl, 30 yıl kalır..

Belki daha fazla!.

Bu sebeple riskli diyorum..

***

Sadece ben demiyorum, Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Prof. Karatepe de diyor..

O da aynı görüşte..

Aynı görüşte ama o risk alınmasından yana..

Söze ‘Her şeyde risk var’ diye girip şöyle devam etmiş;

‘Çıkıyorsunuz, hiç bilinmeyen bir şeyi, hem de bundan bir sene önce kamuoyu yoklaması yaptırdığınızda halkın yüzde 25’nin desteği var.. Siz bunu gündeme getiriyorsunuz. Her şeyin riski var. Risk her zaman vardır. Keyfi orada..’

***

2010 yılında yüksek yargıyı şekillendirmek için anayasa değiştirildi.. Tarafsız ve bağımsız yargı için referanduma gidildi..

Risk alındı..

Sistem değiştirildi.. Yeni düzen kuruldu..

Seçmen onayladı..

Sonuç?

Memlekete adalet geleceğine, memlekete tezgâh geldi, kumpas geldi, düzmece davalar geldi..

Bedeli ağır oldu.. Binlerce insan o anayasa değişikliğinin bedelini ödedi..

Paralel devlet o referandumla kuruldu..

FETÖ o anayasa değişikliğiyle güçlendi..

Bugün..

4 binden fazla hâkim-savcı meslekten atıldı.. Çoğu tutuklu..

Ağababaları kaçak!..

Yargıya olan inanç sıfırlandı..

 

Çalakalem mi bilerek mi?

 

Cumhuriyet gazetesi iddianamesinden bahsediyorum..

Çıkan sonuç şu..

Savcı, gazeteci arkadaşları 165 gündür hapiste tutmasını haklı gösterecek bir iddianame yazmış..

Haklı olmadığı için suç yaratmaya kalkmış..

Olmayanı olmuş gibi göstermiş..

Muğlak ifadeler kullanmış..

İddiasını kanıtlayamamış..

İddiayla iftira karışmış..

***

Dün Sedat Ergin yazdı.. Cumhuriyet Kitap ekinin 1992 yılından beri Genel Yayın yönetmeni olan Turhan Günay’la ilgili bölümü incelemiş..

Günay, ‘terör örgütü üyesi olmamakla birlikte’ diye başlayan meşhur madde var ya..

O maddeden suçlanıyor.. 7.5 yılla 15 yıl hapsi isteniyor..

Günay, terör örgütü üyesi olmamakla birlikte terör örgütüne nasıl yardım etmiş..

İddiaya göre, Cumhuriyet Vakfı hizmet etmiş..

Bu iddia da soru işaretleriyle dolu ama neyse..

Günay da Cumhuriyet Vakfı’nın yönetim kurulu üyesi olarak bu suça iştirak etmiş..

Savcı böyle diyor..

***

Bir dakika!..

Günay hiçbir zaman vakfın yönetiminde yer almamış!.

Ne olacak şimdi!.

HSYK ne der, ne diyecek, ne demeli!..