• 2.02.2017 00:00
  • (1919)

 Haberi okuyunca yine aynı senaryo dedim..

Ben bu filmi görmüştüm..

Dejavu!.

Bir fark var tabii.. İsimler değişti.. Bir ara Ergenekon vardı, bir ara PKK vardı, bir ara tabela terör örgütleri vardı..

Hepsinin yerini FETÖ aldı..

Şantajın yeni adı FETÖ oldu..

***

Haber şu; Ankara’da iki sivil polis bir inşaat şirketinin patronlarına gitmiş.. ‘FETÖ ile bağlantınız tespit edildi; 1 milyon dolar verirseniz olayı çözeriz’ demişler..

İki işadamı Organize Suçlar Müdürlüğüne şikâyet etmiş.. Sivil polislere tuzak kurulmuş.. İşadamları önceden seri numaraları alınmış paraları teslim ederken suçüstü yapılmış..

***

Şaşırtıcı haber değil.. Yaşanmış yüzlercesinden biri.. Büyük ihtimalle iki uyanık polis işadamlarından bir milyon lira değil yüz bin lira isteselerdi parayı kaparlardı..

Bilemiyorum.. Acaba kaç yüz kişi FETÖ’cü olmamak için birilerine para ödedi!..

***

polis süsü, savcı süsü vererek; ‘Terör örgütü hesabınıza girmiş. Terör örgütüne para aktarmış görünüyorsunuz. Telefon numaranız terör örgütüyle irtibatlı çıktı; temizleyelim’ teklifiyle...

Ne profesörler..

Ne siyasetçiler..

Ne ünlü doktorlar..

Ne ünlü işadamları dolandırıldı..

***

Bir ara Ergenekon vardı.. Ergenekon çuvalının ağzı öylesine açılmıştı ki; arkadaş gruplarının otellerde topluca yediği yemekler bile gizli faaliyet sayılmış, Ergenekon’a sokulmuştu..

Durumdan vazife çıkaran uyanıklar anında devreye girmişti..

***

 ‘Şu arkadaşın var ya, Ergenekoncu çıktı. Onunla sık sık buluştuğun tespit edildi, bugün yarın sana da gelirler..’

Çaresi yok mu?

‘Var; 50 bin lira verirsen hallederiz..’

***

Neden böyle oluyor?

Korku imparatorluğu yaratılıyor da ondan.. Yok yere, sudan sebeplerle insanlar hapse atılıyor da ondan..

Somut örnek..

Gazeteci dostumuz Kadri Gürsel’e yöneltilen suçlamalarda biri de şu.. Sonradan ByLock kullandığı anlaşılan kişiler Kadri’yi aramış veya Kadri onları aramış..

Telefonla konuşmuşlar..

Ne konuştukları önemli değil; konuşmaları suç sayılmış..

Suçlamanın mantığı sıfır!.

***

Şöyle düşünün.. Biri sizi telefonla arıyor. Arayanın ‘ByLock kullanıcısı’ olduğunuzu bilmenize imkân var mı?

Yok..

Zaten ByLock kullanıcısıysa polisin yakalaması lazım..

Telefonla görüştüğünüz zaman polis bile ‘ByLock kullanıcısı’ olduğunu tespit edememişse siz nasıl bileceksiniz..

Ama savcı suçluyor..

Ama hâkim tutukluluk gerekçesine koyuyor..

***

Memleketteki iklim bu olunca.. Resmi-sivil dolandırıcılar başlıyor faaliyete..

‘Sizin işyerindeki Ahmet var ya..

Eee. Ne olmuş ona?

ByLock kullanıcısı çıktı. Her gün konuşuyordunuz. Savcı ne konuştuğunuzu merak ediyor. Senin durumun da kritik.

Ne yapmam lazım?

At bi yüzlük, kayıtları temizleyelim.. Yoksa ByLock’cuyla konuşmaktan hapsi boylarsın!..

Aman etme eyleme. Kulun kölen olayım..’

***

Memleketteki son durum bu..

Tutukluluk kolay tahliye zor olunca!

Anında gözaltı, kolay tutukluluk, delilsiz tutukluluk sivil-resmi dolandırıcıların en büyük kozu oldu..

Maalesef en küçük ihbar bile tutukluluk nedeni oluyor..

Birine tezgâhı kur.. İki uyduruk tweet, bir sahte mesaj falan derken adam doğru içerde..

Veya ‘Kripto FETÖ’cüdür’ ihbarı yap, uğraşsın dursun..

Bir de bunların üzerine son zamanlarda..

Niyet okuma tutukluluğu..

Tahmin tutukluluğu eklendi..

***

Tutuklandın mı ne zaman çıkacağın belli değil..

Bir üst mahkeme falan işlemiyor..

100 gün mü olur, 300 gün mü, 500 gün mü yatarsın belli değil..

Çünkü; hâkimler kolay kolay tahliye kararı vermiyor; veremiyor..

Niye mi?

Hâkimler de ‘Tahliye edersem adam ya gerçekten kripto FETÖ’cüyse başım belaya girer’ endişesi taşıyor..

Başka yere sürerler kaygısıyla hareket ediyor..

Elini taşın altına sokmuyor..

Hal böyle olunca; tutukluluk giderek modern işkenceye dönüşmeye başladı..

***

Bu adil olmayan durumun dışarıya yansımasına gelince..

Resmi-sivil çakallar, şantajcılar, dolandırıcılar göbek atıyor..

Her gün kafa koparıyorlar..