• 8.02.2017 00:00
  • (1704)

 Ankara kulisleri Bakanlar Kurulu değişikliğiyle’ çalkalanıyor.. Ankaralı gazeteciler iddialı; Bakanlar Kurulu’nda önemli değişiklikler olacak..

İktidar ağırdan alıyor..

Paldır küldür değişikliğe gidecek havası vermiyor..

Ama gazeteciler bastırıyor.. Başbakan’ı ‘Ne zaman yapacaksınız?’ diye sıkıştırıyorlar; ‘Bu ay mı, önümüzdeki ay mı, sürpriz olur mu?’

Başbakan sakin, Başbakan ketum; ‘Bakanlar bir gün bakarsınız değişmiş’’ sözünün ötesinde ağzından tek kelime çıkmadı..

***

Önemli mi?

Çok da değil.. Son tahlil de iktidar partisinin iç işi.. Önemli olan isim değil, izlenecek politika..

Doğru, haklısınız..

Bazen isimler izlenecek politikanın işaret fişeğidir ama bu her zaman olmaz..

Olursa da ekonomide olur..

Başka dallarda (savunma, ulaştırma, eğitimsağlık) gelen bakan izlenecek politikanın ipuçlarını vermez..

***

İktidar partisi en fazla bakan değişikliğini Milli Eğitim’de yaptı.. Altı bakan değiştirdi..

Her bakan kendine göre eğitim politikası, sınav sistemi uyguladı..

Eğitim 14 yıldır belini doğrultamadı..

Bir bakanın koyduğu sistemi kendinden sonra gelen bakan kötüleyerek bozdu.. Sınav sistemi yaz-boz tahtasına döndü..

***

Yazının başlığında beni iki bakan ilgilendiriyor dedim..

Biri eğitim..

İsmet Yılmaz Bakan.. İyi kötü belli bir sistem var.. O değişirse yeni gelen bakan mutlaka sistemle oynayacaktır.. 

Nerden biliyorsun diyeceksiniz?

Hep öyle oldu.. Hüseyin Çelik gitti, Nimet Baş geldi, sistemi değiştirdi.. O gitti, Ömer Çelik geldi, o da değiştirdi.. Nabi Avcı yepyeni bir modeli uygulamaya koydu..

Eğitimde yeni bakan yeni sistem demektir..

***

Diğeri ekonomi..

14 yıldır Babacan-Şimşek ekolü sürüyor.. Mali disiplini esas alan, cari açığı önemseyen politika izleniyor..

Babacan kenarda, Şimşek direksiyonun başında..

Şimşek gider, yerine onun gibi düşünmeyen biri gelirse bu ekonomi politikasının tamamen değişeceğinin işareti olacak..

Büyümeyi hedef alan sisteme gececeğiz, bütçe açığı falan önemsenmeyecek.. 

‘Ne pahasına olura olsun, yeter ki büyüyelim’ anlayışı egemen olacak..

***

Bu iki bakanlık bu açıdan önemli.. Özellikle ekonomiden sorumlu bakanın kim olacağı..

Kuran-ı Kerim’le ses yarışması!.

Geçen akşam kanallar arasında turluyorum, karşıma ‘Kuran-ı Kerim’i güzel okuma yarışması’ çıktı.. 

Takıldım kaldım.. Ses yarışması formatında kurgulanmış.. Jüri masasında üç musikiyle Kuran tilaveti üstadı var..

Yarışmacılar geliyor, bir ayet okuyor.. Önce seyirciler not veriyor.. Sonra hocalar yarışmacıyı eleştiriyor, hatalarını söylüyor ardından puan veriyor..

Daha önce izlediğimiz ses yarışmalarının aynı..

Yarışmacıyla yarışma öncesi ve sonrası yapılan konuşmalar, jüri masasının tavrı, jüri üyelerinin eleştiri şekli aynı..

Şöyle diyorlar; ‘Sesini iyi kullanamadın.. Rast makamı olacaktı.. Yanlış makamdan girdin.. Sesin güzel, bravo, vs’

Şaşkınlıkla izledim..

Şarkı sözünün yerini Kuran almış!

Farkı bu..

Dün Diyanet İşleri Başkanı sert tepki gösterdi.. Dedi ki; ‘Kuran ses yarışmalarının güftesi olarak kullanılacak bir kitap değildir. Kuran bir hayat kitabıdır’.

Yüreğime su serpti..

***

Son zamanlarda Kuran değil Arapça kutsalmış gibi bir hava yaratılıyor.. Herkes Arapça okumaya çalışıyor, Arapça mukabele yapılıyor..

Kimse bir şey anlamıyor..

Kimse Kuran’ın ne söylediğini merak etmiyor.. Arapça dinliyor veya Arapçasının Latin harfleriyle yazılmışını takip ediyor..

Okuduğunu anlıyor mu?

Yooo..

Bunun üzerinde duran yok..

***

Bu yarışma sayesinde buna bir de makamla söylemek, şarkı gibi söylemek eklenirse korkarım içeriği hepten unutulup gidecek..

Diyanet’i alkışlıyorum..

Uyarısı yerinde oldu..