• 9.02.2017 00:00
  • (1951)

 Haber kanallarında alt yazılar fıldır fıldır dönüyor..

20 bankacı gözaltına alındı.. Bilmem ne üniversitesinde 10 akademiysen tutuklandı..

Jandarma’da FETÖ operasyonu.. Poliste FETÖ soruşturması; 15 gözaltı..

Alt yazılar fıldır fıldır..

***

Darbe giriminin üzerinden 11 ay geçti.. Bir ay sonra 15 Temmuz direnişinin yıldönümünü kutlayacağız..

Hâlâ her gün onlarca gözaltı..

Hâlâ her gün onlarca tutuklama..

Neden?

İki nedeni var..

Birincisinden başlayalım.. Bugüne kadar 150 bin kişi mesleklerinden ihraç edildi.. 50 bin kişi tutuklandı..

Cezaevleri hıncahınç!..

Doldu taştı..

***

Çünkü; Bylock sistemi çözüldü.. Örgütün mahrem hücrelerine girildi.. FETÖ’nün gizli kapaklı yanı kalmadı..

Tutuklananlar arasında 500 kişi itirafçı olmuş..

172 kişi gizli tanıklık yapmış.

Soruşturmaların, operasyonların, gözaltıların, tutuklamaların hâlâ sürmesinin nedeni bu..

Örgüt çözüldükçe, itiraflar geldikçe yeni isimler ortaya çıkıyor.. Kripto FETÖ’cüler deşifre oluyor..

FETÖ çökertildi..

Çözüldükçe çözülüyor..

***

Meselenin bir yanı bu.. Gelelim ikinci kısmına.. İtirazların yükseldiği, mağduriyetlerin yaşandığı alan bu.. Sorunlu bölge!..

Nedir o?

Belgeye dayanmayan tutuklamalar..

Nasıl oluyor?

Şöyle..

Biri, birini ihbar ediyor.. Biri, birilerini FETÖ’cü olmakla suçluyor.. O biri sahte de olabiliyor, gerçek biri de..

Öyle veya böyle soruşturma açılıyor.. Savcı devreye giriyor, suçlanan veya yaftalanan kişinin evi aranıyor, bilgisayarına falan el konuluyor, gözaltına alınıyor..

***

Bundan sonrası yargının ruh halinin yansıması..

Savcı suçlanan kişi hakkında belge bilgi olmamasına rağmen dosyayı kapatmıyor..

Kapatamıyor..

Ya ihbar doğruysa, başım derde girerse endişesi ağır basıyor..

FETÖ’cü damgası yersem veya sürgüne gönderilirsem korkusu karar almasını engelliyor..

Elini tutuyor..

Top kendinden gitsin diye tutuklama isteğiyle mahkemeye sevk ediyor.. Sudan sebeple..

Başından gitsin               niyetine..

***

Hâkim dosyaya bakıyor, tutuklasa bir türlü, tahliye kararı verse bir türlü.. Savcı tutuklama istemiş!..

Düşünüyor, taşınıyor ortada belge yok ama ya savcının tutuklama talebi haklıysa telaşına düşüyor..

O da FETÖ’cü damgası yemekten, sürgüne gitmekten endişe ediyor..

Kararının son cümlesine tutuklanması kelimesini yapıştırarak sorumluluktan kurtuluyor..

Topu üst mahkemeye sallıyor..

***

İtiraz üst mahkemeye..

Savcı tutuklansın demiş, nöbetçi hâkim tutuklamış, risk almanın anlamı yok!.

İtirazı reddediyorlar, topu duruşma hâkimlerine gönderiyorlar..

***

Bu arada ne oluyor?

Hukuk katlediliyor.. Binlerce insan mağdur oluyor.. Adil yargıya inanç sıfırlanıyor.. Yargıya güven kalmıyor..

Yeni düzenin ilk kriz sinyali

Referandumdan sonra geçici bir model devreye girdi.. Anayasa değişikliği 2019 yılının kasım ayındaki seçimlerden sonra yürürlüğe girecek..

Sadece üç madde işlerlik kazandı..

Biri Cumhurbaşkanı’nın parti üyesi olması..

Cumhurbaşkanı partisine döndü, genel başkan seçildi.. Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı sıfatını aldı..

***

Meclis Başkanı içtüzük değişikliği için partilerin Meclis grup başkanlarını toplantıya çağırdı..

Dikkatinizi çekerim..

Partilerin genel başkanlarını, partilerin liderlerini değil..

Grup başkanlarını..

Niye?

Çünkü üç partinin Meclis grup başkanı aynı zamanda partilerinin genel başkanı..

Biri hariç..

Başbakan, partisinin genel başkanı değil, Meclis Grup Başkanı..

***

CHP lideri itiraz etti.. Çağrı mevzuata uygun olsa da siyasi etiğe uygun düşmemektedir. Liderler toplantısı liderler arasında olur. Doğru olan usul, eşit durumda olanların bir araya gelmesidir.

Son cümle çok önemli.. Eşit durumda olanların bir araya gelmesi!..

Yani Ana Muhalefet Lideri eşiti olarak Başbakan’ı değil Cumhurbaşkanı’nı görüyor..

***

Yeni düzenin ilk krizi sinyali diyelim mi?