• 24.01.2018 00:00
  • (1417)

 Suriye bölünsün, parçalansın, içinden üç dört devlet çıksın diyen var mı?

Yok..

Ankara da toprak bütünlüğündün yana, Tahran da Moskova da Washington da..

Suriye’nin Suriye olarak kalması, sınırlarının değişmemesi için ülkeye tek bir otorite hakim olmalı..

Ülkede tek silahlı güç bulunmalı.. İşin kuralı bu..

Durum böyle mi?

Değil..

Sahada kimler yok ki..

- Şam yönetiminin resmi, meşru ordusu var..

- PYD/YPG/PKK’lılardan oluşan silahlı güç var.. Amerikalılar 30 bin kişilik silahlı güçten söz ediyor..

Ordu gibi...

- Muhaliflerin kurduğu Özgür Suriye Ordusu var..

- Sayıları az da olsa IŞİD militanları var..

- Sayıları az da olsa eli silahlı radikal gruplar var..

- Şam’a destek veren İran’ın Devrim Muhafızları var..

- Yine Şam yönetiminin yanında savaşan Hizbullah var..

- Savaşmasa bile ABD askerleri var..

- Bütün ağırlığıyla Rusya var..

- Sınırını korumak isteyen Türkiye var..

---

Sahada en az sekiz ayrı silahlı güç var.. Sekiz ayrı silahlı gücün olduğu yerde toprak bütünlüğü olur mu?

Olmaz..

Ne yapmak lazım?

Eli silahlı bütün yapıların oradan temizlenmesi lazım..

Dört başkentin (Ankara/Tahran/Moskova/Washington) siyasi çözüm bulması.. Dört başkentin anlaşarak o topraklarda tek silahlı gücün kalmasını sağlamaları lazım..

---

Ve maalesef bunun yolu Şam’dan geçiyor..

Ve maalesef Suriye’nin toprak bütünlüğü Şam’ın güçlenmesinden geçiyor..

Ve maalesef Suriye’nin terörden arınması Şam ordusunun kontrolü ele almasından geçiyor..

Ve maalesef çözümün anahtarı diktatörde..

---

İşin gerçeği şu.. Muhalif güçler başarısız oldu, Esad devrilmedi.. Her geçen gün artık Şam’a yarıyor, Şam güçleniyor..

Ankara, Esad’ın gitmesini istiyordu ama sınırındaki PYD/YPG/PKK yapılanmasından sonra Esad’ın kalması işine gelecek..

Ve maalesef siyasi çözüm Şam’dan geçiyor..

Dedikodu yazan kalemini kırsın

Fehmi Koru yıllar önce Sözcü gazetesi sahibi Burak Akbay’ın Fethullah’ın okullarında okuduğunu yazmıştı..

Suç gibi sunmuştu..

Savcılar da suç kabul etti..

Koru dün mahkemede ifade verdi..

Demiş ki; “Gezi sırasında Ertuğrul Akbay’ın bana söylediklerinden dolayı bunu yazdım. Ertuğrul Akbay 1990’larda bana ‘Oğlum güzel insanlarla tanıştı’ demişti. Ben sonradan güzel insanları FETÖ olarak düşündüm. Bu yazım 2010 yılında yayınlandı. O dönem FETÖ cemaat olarak adlandırılıyordu. Yazının asıl konusu da bu değildi, bir nottu. Burak Akbay’ın suçlanmasına neden olan yazısı hakkında hiçbir temeli olmayan fikirlerimi yazdım.”

---

Bu hepimize ders olsun..

Artık kimse dedikoduya dayanarak yazı kaleme almasın..

Artık kimse kulaktan duyma bilgilerle kimseyi yaftalamasın..

Artık herkes birileri hakkında kalem oynatırken kılı kırk yarsın..

Aksini yapan kalemini kırsın..