• 28.06.2019 00:00
  • (1236)

 Yazıya soru sorarak başlayalım... 800 bin fark bekliyor muydunuz?

Hayır mı?

Gerçi, KONDA seçimden üç gün önce 9 puan fark olacağını açıklamıştı ama doğrusunu söylemek isterseniz kimse beklemiyordu...

O halde, 800 bin oy farkını nasıl açıklamalıyız? Bir izahı olmalı...

Ben 'tepki oyu' diyorum... İktidara 'yeter artık' demenin ifadesidir diyorum... Altı yıl önce Taksim'e çıkan ruhun sandıkta buluşmasıdır diyorum... Meydan protestosunun sandık protestosuna dönme halidir diyorum... Gezi Ruhu'nun siyasette yansımasıdır

23 Haziran'da İmamoğlu'na kim oy verdi...

Solcular, sosyal demokratlar, liberaller, milliyetçiler, muhazakarlar, mütedeyyinler, İslamcılar... Her görüşten insan... Her partiden seçmen...

HDP'lisi de oy verdi, MHP'lisi de... AKP'lisi de oy verdi, İyi Partilisi de...

Altı yıl önce Taksim meydanına çıkan insanlar da aynı kişilerdi... Onların içinde de, solcu vardı, sağcı vardı, İslamcı vardı, radikal milliyetçi vardı (Türk/Kürt)...

Onları bir araya getiren iktidarın yaptıklarını protesto etmekti...

Onları bir araya getiren iktidara 'yeter dur artıkdemekti...

Onları bir araya getiren iktidara beni dinlemiyorsun haykırışıydı...

23 Haziran sabahı insanları sandıkta birleştiren aynı duygudur...

*

Daha başka benzerlikler de var?

Gezi olayları 27 Mayıs 2013 günü akşam saat 22.00 'de ağaç sökülmesiyle başladı. Ertesi gün insanlar parkta toplantı, polis gaz sıkarak müdahale etti... Yüzüne gaz sıkılan kırmızı elbiseli kadının fotoğrafı beyinlere kazındı... Çevreciler Gezi parkina çadır kurdu. 31 Mayıs sabahı saat beşte polis/zabıta parka baskın yaptı, TOMA'lar devreye girdi... Bu duruma öfkelenen binlerce İstanbullu sokaklara döküldü. Evinden çıkamayanlar tencere tava çaldı... 'Bu kadarı da fazla' diyen milyonlar eylem yaptı...

Gelelim İstanbul seçimine...

31 Mart'ta İmamoğlu 13 bin oy farkla kazandı... Seçim tarihinin görülmemiş usülsüzlüğü dediler, oyların çalındığını söylediler... İktidara destek veren yayın organları devreye girdi, günlerce 'hırsız var' yayını yapıldı. YSK'ya baskı yapılarak 'gerekçesiz gerekçeyle' seçim iptal ettirildi... İmamoğlu'nun mazbatası elinden alındı... Altı yıl önce olduğu gibi 'bu kadarı da fazla' diyen milyonlar bu kez Taksim'e koşmadı, sandığa koştu...

Bu kez tepkisini protesto eylemiyle dillendirmedi, sandıkta şekillendirdi...

Bu kez yürüyerek/haykırarak konuşmadı, oy kullanarak konuştu...

*

Haa şu da var... Şunu da es geçmeyelim...

 

Altı yıl önce Gezi protestolarından sonra şu soruluyordu: Bu örgütsüz, lidersiz, kendiliğinden oluşan sivil hareket siyasi karşılık bulacak mı? Siyaset bu kitleye kitap edip yanına çekebilecek mi? Siyaset bu kitlenin dilini anlayabilecek mi?

Bugün bu sorunun yanıtı var... 23 Haziran'daki oy patlaması Gezi Ruhu'nun siyasi karşılığıdır...

İmamoğlu'nun kısa sürede bu kadar ilgi görmesi, bu kitlenin dilini anlamasının sonucudur... Bu kitleyi sandığa çekme başarısıdır...

İstanbul seçimlerine bir de bu gözle bakın...

(Bu arada şu notu da eklemek isterim... Osman Kavala'nın tutuklu yargılandığı Gezi davası sürüyor... O dava siyasi, hayatın gerçeğiyle bağdaşmıyor.)