• 10.09.2019 00:00
  • (1181)

 AKP kulislerinin bir numaralı konusu kabine değişikliğiymiş!.. Ankara'yı heyecan fırtınası sarmış!.. Yeniden yükseliş için kabine değişikliğine umut bağlamışlar; yani bakanlar kurulu, yani hükümet değişikliğine...

Umutlarını karartmayayım, heyecanlarını söndürmeyeyim ama o eskidendi... Artık hükümet yok, artık kabine yok, artık bakanlar kurulu yok...

Eskiden işler kötüye gittiği zaman, iktidardaki partinin genel başkanı kabinesinde değişiklik yapardı... Böylece hem partisini canlandırmayı hedefler hem de yeni yüzlerle yeni siyasi dengelerle kamuoyuna mesaj vermeye çalışırdı...

Bu bazen tutar bazen işe yaramazdı... Ama o vakitler bakanlar hem kendi partilerine hem de yasama organına karşı sorumluydular... Seçim çevreleri vardı, seçmenleri doğrudan hesap sorardı... O devirde kabine veya partide yapılan vitrin değişikliğinin anlamı vardı. Şimdi yok...

Çünkü; bakanların yetkisi yok... Bakanların gücü yok... Bakanlar Kurulu diye bir kavram kalmadı... Bakanlar Kurulu kararı diye bir karar yok... Bakanlar müsteşar gibi... Aslında yetkileri müsteşardan da az... Cumhurbaşkanı'na bağlılar... Cumhurbaşkanı'nın direktilerini uygulamakla görevliler...

Bu sebeple çoğunun adını bile bilmiyoruz... Çünkü politika belirleme yetkileri yok... Haliyle ağırlıkları da yok...

Sağlık Bakanı sağlık politikasını belirliyor mu? Yoo... Cumhurbaşkanı belirliyor; yetki onda...Dişişleri Bakanı'nın Suriye politikasını yönlendirecek gücü var mı? Yoo... Cumhurbaşkanı belirliyor...

Türkiye'nin en büyük sorunlarından biri de mülteciler değil mi? Bu topraklarda dört milyon Suriyeli yaşıyor... Üç milyonu genç/çocuk/bebek!. Ülkelerine geri dönecekler mi?

Hayır... Belki üç yüz, dört yüz bilemedin beş yüz bini döner gerisi kalacak... Hangi bakanın sorumluluğunda bilen var mı? Hangi bakan bu konuda politika üretiyor? Hangi bakanın ağzından bu meseleyle ilgili beş yıl, on yıl sonrasına yönelik plan/proje duydunuz?

Hiçbirinin!.. Avrupa Birliği Türkiye delegasyonu adına yeni eğitim ve öğretim yılının başlaması vesilesiyle hayırlı olsun tweeti atıldı... Türkçe ve Arapça...

Neden? Suriyeliler içinmiş... Onlar da anlasın istemişler... Kızdık ama AB bir yerde haklı... 4 milyondan fazla Arap nüfusumuz oldu, on yıl , on beş yıl sonra bu sayı kaça çıkacak? Nüfusumuzun yüzde 10'u büyük ihtimalle Arap olacak... Kültürel zemin farklılaşacak, daha bugünden farklılaşma başladı... Suriyelilere çalışma izni versek dert, çalışmalarını yasaklasak başka dert, evinizde oturun size devlet bakacak desek daha büyük dert...

Bu derdi hangi bakana sorsak, hangi bakanla tartışsak?

Son günlerde güncel konu vakıflar... Bazı vakıflar sırtını İstanbul Belediyesi'ne dayamış milyonları kasalarına transfer etmiş... Yeni yönetim musluğu kapattı... AKP'liler nasırlarına basılmış gibi anında tepki verdi, dün Belediye Meclis'i toplantısında sert tartışmalar oldu... İmamoğlu'nu tehdit bile ettiler...

Cumhurbaşkanı da vakıflar konusunda sessiz kalmadı... Belediyenin parayı kesmesini 28 Şubat dönemiyle ilişkilendirdi... Kızdı!...

Bildiğim kadarıyla vakıflar sırtını yardımseverlere dayar, belediye bütçesine değil... Yanlışlık burada zaten... Yılardır ekmek elden su gölden yaşamışlar, belediyeden gelen parayı harcamışlar...

Peki vakıflar kime bağlı? Kültür ve Turizm Bakanı'na... Onun sesi çıkıyor mu? Hayır... Çünkü iktidar tek kişi... Bu sebeple; her mesele ona soruluyor, her meselede o açıklama yapıyor, o tartışmaya giriyor...

AKP çevreleri kabine değişikliği olacak, silkeleneceğiz, yokuş aşağı gidişe dur denilecek diye umutlanmasın... Bakanların varlığından haberimiz yok ki değişikliği ses getirsin...

Şunu da bilelim... Tek kişilik iktidar rejimlerinde değişiklik sadece seçimle olur... Çünkü; başarıdan da başarısızlıktan da sorumlu tek kişidir... AKP'lilere nacizane tavsiyem bu meseleyi fazla kurcalamasınlar...

Sakatlanabilirler!...