•  
  • (1234)

 CHP Lideri Kılıçdaroğlu partisinin grup toplantısında konuştu... Konuşmasının bir bölümünde hangi yargı bağımsızlığı? diye sordu... Yargıya güven konusunda yapılan bir çalışmanın sonuçlarını açıkladı...

Soru şu; sizce Türkiye'de makam mevki sahibi biri ile sıradan vatandaş mahkemelik olsa eşit koşullarda yargılanır mı?

Verilen yanıt; yüzde 79 hayır...

Kılıçdaroğlu'nu bu sözlerini duyunca nedense aklıma birden Nadira Kadirova vakası geldi... Vakası diyorum 23 yaşındaki Özbek kız intihar mı etti, intihara mı sürüklendi, yoksa bir cinayetle mi karşı karşıyayız henüz net değil... En azından kamuoyu tatmin olmadı...

Kadirova, AKP milletvekili Şirin Ünal'ın evinde çalışıyordu... Ünal ve ailesinin evde olduğu bir saatte Kadirova'nın milletvekilinin beylik tabancasını kullanarak intihar ettiği açıklandı... Alelacele otopsisi yapıldı, Adli Tıp raporunu yazdı iki gün içinde ülkesine gönderilerek toprağa verildi...

Dosya tam kapatılacağı sırada... Ağabeyi “Kardeşim üniversiteye girmek için kursa gitmeye hazırlanıyordu... İntihar edecek gibi değildi' şeklinde demeç verdi... Leyla adlı Özbek arkadaşı 'bir gece önce beni aradı tacize uğradığı yönünde sözler sarf etti' dedi. Bu demeçler gazetelerde yer alınca sosyal medya “Nadira'ya ne oldu” sorusuyla çalkalandı...

Kadın örgütleri devreye girdi... Gönüllü avukatlar dosyaya el attı, milletvekilleri konuyu Meclis'e taşıdı...

Ve anlaşıldı ki... Polis evde yeteri kadar inceleme yapılmamış ... Evde olanların, arkadaşlarının ifadesine başvurulmadan intihar damgasını vurmuş... Olay medyada geniş yer alınca iddiaya göre, polis sadece intihar damgası vurmamış fuhuş yaptığı damgası vurmaya da çalışmış... Nadira'nın Özbek kız arkadaşına “Fuhuşa sen mi getirip götürüyordun” diye sormuş... Yani fuhuş soruşturması yapmış...

Mesele Meclis'e taşındı dedim ya... TİP Hatay Milletvekili Barış Atay, 'Bir kabile devletinden beter oldu ülke. MV’nin evinde, çalışanı ölü bulunuyor. Kendisi hakkında iddialar var. Çıkıp bir açıklama yapma gereği dahi duymuyor. Savcı tanıkları dinlemiyor, kadını yaftalıyor, adli tıp “işini” bir gecede bitirip naaşı gönderiyor. Nadira’ya ne oldu?'diye sordu...

Yani... Ortada Kılıçdaroğlu'nun dün grup toplantısında altını çizdiği gibi ensesi kalın ayrıcalığı mı var?

Galiba öyle... Milletvekili Ünal hiç konuşmadı... Olayın üzerindeki sis perdesi kalkmadı... Bunun üzerine Saadet Partisi milletvekili İslam, hem Cumhurbaşkanı Yardımcısı'na, hem İçişleri Bakanı'na hem de Adalet Bakanı'na bir dizi soru sordu... Soruların içinde can alıcı olanlarından biri de şu...

“Olayın incelenmesi henüz yapılmadan intihar vakası olduğunun vurgulanmasının sebebi nedir?”

Emniyet'in intihar açıklamasındaki şu bölüm de dikkat çekici... “İntihar eğiliminde olduğuna dair bulunan geçmişe ait notlar...” O notlar nedir, el yazısıyla mı değil mi henüz bilemiyoruz...

Tabii yanıt bekleyen çok soru var... Örneğin ağabeyi kardeşinin göğsünde yanık izi olmadığını söylüyor... Ateşli silahlarla yakın mesafeden yapılan atışta yanık ve barut izi olması gerekir... Olay yerinde bulunan silahın şarjörü de takılı değilmiş... Silahın markası da soru işareti... Milletvekilinin ailesi, silahın Belçika yapımı 14'lü olduğunu söylemiş... O marka silahın şarjör olmadan çalışmayacağına dikkat çekilince ifadelerini değiştirmişler; silah Beratta markaydı demişler!..

Sonuç?

Daha belli değil... Bakanlar sorulara yanıt vermedi... Avukatın detaylı araştırma talebi karşılık bulmadı... Savcılık tarafından yapılan açıklama kamuoyunu tatmin etmedi... Evinde intihar vakası yaşanan milletvekili konuşmadı...

Nadira'ya ne oldu sorusu askıda kaldı...