• 17.10.2019 00:00
  • (1186)

 Türkiye’ye ağır yaptırımlar uygulanması için didinen biri var; Cumhuriyetçi Senatör Graham...

Yaptırım teklifini bugün Senato’ya sunacak... Ne kadarı kabul edilir, ABD Başkanı’nı ne kadarını devreye sokar, erteme yoluna gider mi sorularının yanıtı sahadaki gelişmelerle ilintili...

TSK’nın yürüttüğü operasyonla bağlantılı...

Bir yandan askeri harekat tüm hızıyla sürüyor ama bir yanda da baş döndürücü diplomatik trafik yaşanıyor....

Senatör Graham yaptırım paketinden söz ederken çok önemli bir açıklama yaptı... Trump ile Erdoğan görüşürken kendisinin de orda olduğunu ,yani görüşmeye tanık olduğunu açıkladı... Erdoğan’ın Trump’a Kobani’den uzak durma sözü verdiğini söyledi...

Yani ABD’nin kırmızı çizgisi Kobaniymiş!...

Kobani neden bu kadar önemli? Hadi gelin Kobani’yi mercek altına alalım...

 Ankara’nın Suriye politikası başından beri yanlış ama Kobani Kürt meselesi konusunda kırılma noktası oldu...

Bugün, Barış Pınarı adı verilen askeri harekatın yapılmasının da, Fırat’ın güneyinde PKK/YPG hakimiyetinde devletçik veya özerk bölge kurulma çabasının da, Türkiye’nin tampon bölge oluşturma isteğinin de altında Kobani yatıyor...

***

Beş yıl önceye dönelim... 2014 yılının sonbaharına... İki binden fazla IŞİD militanı Kobani’ye saldırdı... Kobani’nin büyük bölümünü ele geçirdi... Binlerce sivil Kürt Türkiye’ye kaçtı... Eli silahlı olanlar savaşmayı tercih etti...

YPG’liler IŞİD’le ölüm kalım savaşına girince batı medyasının projektörleri oraya odaklandı... Kürt kadın savaşçılarının öyküleri yazılmaya, boy boy fotoğrafları sergilenmeye başlandı...

Manzara şuydu...

Modern Kürk kadınları, göğsüne kadar sarkan sakallarıyla gözü dönmüş radikal İslamcı militanlara teslim olmamak için canları pahasına savaşıyorlardı...

ABD Türkiye’yi müdahale etmesi için telkin etmeye çalıştı...

Ankara duymazdan geldi...

Dönemin Başbakan’ı Davutoğlu BBC’ye verdiği demeçte Kobani’den 200 bin Kürt’ün Türkiye’ye geldiğini kalanların PKK/YPG unsurları olduğunu söyledi...

Bunun anlamı şuydu... Oradaki militanlar için kılımızı kıpırdatamayız...

Oysa sınırı geçmeye bile gerek yoktu. Obüs topları bile IŞİD’ı durdurmaya yeterdi...

Ankara yapmadı...

ABD Irak’tan gelecek silah, mühimmat ve yiyecek yardımı için koridor açılmasını talep etti...

Ankara ayak sürttü...

Sonra... Sonrası bugüne geliş sürecinin sıfır noktası... ABD, 28 paraşütle Kobani’ye 24 bin ton silah mühimmat ve tıbbı malzeme attı... Bir kısmı İŞID militanlarının eline geçti ama YPG’liler rahat bir nefes aldı... Savaşın seyri değişti...

Batı basınında sayfalarca Kobani destanı yazılmaya başlandı.

Ankara sonunda Kuzey Irak’tan yollanacak silah ve savaşçı yardımı için koridor açmak zorunda kaldı...

Hatta Kobani’deki PKK/YPG unsurlarına yardım için gelen peşmergelere lahmacun ve ayran bile ısmarladık!.

ABD’nin Suriye’ye adım atması böyle oldu... Ankara ilgisiz kalınca önce paraşütle silah attı, sonra gelip yerleşti...

Şu notu düşmeden de edemeyeceğim... Kaderin garip cilvesidir...

Kobani’de PKK/YPG militanları var diye soğuk bakan dönemin başbakanı Davutoğlu dört ay sonra AKP’nin Diyarbakır İl Kongresi’nde yaptığı konuşmada Kobani’ye selam gönderecek; ‘ oradaki kardeşlerimi alnından öperim ‘ diyecekti...

Suriye de bugünleri işte bu hataları yaparak gelindi...

2014’te Kobani saldırısına müdahale etseydik... IŞİD’i durdursaydık tarihin akışı farklı olacaktı...

Aradan beş yıl geçti...

ABD’li üst düzey heyet Ankara’da... Masada yine Kobani de var...