• 18.10.2019 00:00
  • (1139)

 Diplomatik trafiğe bakarsanız, verilen demeçlerin satır aralarına dikkat ederseniz şunu rahatlıkla söyleyebilirsiniz:

Türkiye, Suriye ile savaş halinde.

Amerika’sı, Rusya’sı, İran’ı el ele vermiş savaşı bitirmeye çalışıyor.

Evet, evet görüntü böyle. Algı bu.

Sanki Türkiye- Suriye savaşı var!..

 Rusya, Ankara ile Şam el sıkıştırma için yoğun çaba harcıyor. Tahran tek çözümün bu olduğunu dile getiriyor. Esad’ın gitmesi gerektiğini yıllardır söyleyen ABD ise suskun!...

Hakikaten, Ankara –Şam diyaloğu başlarsa, ortak hareket ederlerse o topraklar güllük gülistanlık olur mu?

Önemli adım atılmış olur ama o kadar. Ötesi zor. İki ülke karşı karşıya gelmedi. İki ordu birbirine kurşun atmadı ama atmış kadar oldular.

İki başkent kavgalı.

İki ülkenin Cumhurbaşkanı kanlı bıçaklı.

***

Mesele Ankara’nın gözüyle bakalım...

Esad kendi halkının üzerine bombalar yağdırdı. Orantısız gücün kat kat üzerinde güç kullandı. Bir milyona yakın vatandaşını öldürdü. Yedi milyondan fazla insanı göçe zorladı.

O insanların çoğuna ( 3.5 milyon) biz sahip çıktık.

Suriyelilerin boşattığı alana İŞİD yerleşti. Şam İŞID militanlarına zaman zaman destek çıktı. Sınır güvenliğimizi göz önüne alarak temizlemek zorunda kaldık. Zeytin Dalı ve Fırat Kalkanı adını verdiğimiz iki askeri harekat düzenlemek zorunda kaldık.

 Onlarca şehit verdik.

İç savaş veya iç kargaşa nedeniyle YPG/PKK güçlendi, palazlandı. O bölgeyi teröristlerden temizlemek için hala askeri harekat yapıyoruz. Askerlerimiz risk altında.

Esad, ‘Arap Baharı’ yla değişen dinamikleri, halktan gelen talepleri iyi okusaydı bunlar olmazdı. Reform yapacağına silaha sarıldı.

Esad katildir.

Esad gitmeden Suriye’ye barış/huzur gelmez. Esad’la masaya oturulmaz. Esad olduğu sürece barış masası bile kurulamaz.

Çünkü Esad; Esed oldu.

***

Şimdi de gelin meseleye Şam gözüyle bakalım.

Erdoğan, 2012 yılında, ayaklanmaların yeni başladığı günlerde Şam’a gelmekten buradaki kardeşleriyle muhabbetle kucaklaşmaktan, Emevi Camii’nde namaz kılmaktan söz etti...

Açıkça taraf oldu.

Ankara Özgür Suriye Ordusu’nun kurulmasını teşvik ederek, silah yardımı yaparak, ÖSO’ ya katılanları maaşa bağlayarak iç savaşın içine girdi.

ÖSO terörist örgütlenmelidir. IŞID’den HTŞ’den farkları yok.

ÖSO’ye destek veren Erdoğan başta olduğu sürece ortak hareket etmemiz imkansız. Aynı masaya oturmamız düşünülemez bile.

***

İki ülkenin bakışı aşağı yukarı bu... Bir araya gelir Suriye’nin toprak bütünlüğünü sağlamak için birlikte hareket etmeleri gerekir mi?

Evet, akıl mantık bunu söylüyor. Sahada ki gelişmeler bunu gerekli kılıyor.

Çünkü iki başkent de şu anda teröristleri temizlemekle uğraşıyor. IŞİD temizlendi ama yarın yeniden ayağı kalkar mı bilinmez!

IŞİD’in dışında Fırat’ın doğusunda PKK/YPG, batısında HTŞ ve irili ufaklı onlarca İslamcı radikal terör örgütü var.

Kaderin garip cilvesi sahanın terör örgütlerinden temizlenmesi birbiriyle küs olan iki başkentin de işine yarıyor.

Buna rağmen ortak adım atarlar mı?

Yanıt vermesi zor.

Sanki adı konulmamış Ankara-Şam; Türkiye Suriye savaşı var!