• 24.10.2019 00:00
  • (1109)

 Ankara önce Washington’la 13 maddelik, sonra Moskova’yla 10 maddelik mutabakat metni imzaladı.

İki süper gücün başkenti de Ankara’nın sınırında güvenli veya tampon bölge oluşturma talebini kabul etti.

Konunun ayrıntılarına girmeyelim. Dün akşamdan beri ıcığına cıcığına konuşuldu, yazıldı, çizildi.

Tekrara gerek yok...

Peki, sonunda kim kazandı, kim kaybetti?

Kimine göre, YPG/PKK kaybetti...

Kimine göre, YPG/PKK’ ya destek veren ABD de kaybetti...

Washington’daki bazı odaklara sorarsanız Ankara kaybetmedi ama kaybetmiş gibi oldu; istediğini alamadı.

Yani her kafadan bir ses çıkıyor.

Biz daha tepeden bakalım. Aslında ne oldu sorusunun yanıtını arayalım.

Bence herkes kazançlı; tüm merkezler, tüm aktörler...

Niye mi?

Gelin tek tek bakalım.

ANKARA: Amacına ulaştı. Sınırında terör koridorunun oluşmasının önüne geçti. 30 kilometrelik güvenli bölge oluşmasını sağladı. Fırat’ın doğusunu Rusya ile birlikte denetleme imkânına kavuştu.

Tel Abyad - Resulayn arasındaki 120 kilometre uzunluğundaki 32 kilometre derinliğindeki alanın kontrolünde olmasını Moskova/Washington/Tahran/Şam’a kabul ettirdi.

O bölgeye aradan kaçan Arap nüfusun dönüşünü sağlama imkânına kavuştu. Göçmenlerin geri dönüşü yolunda önemli bir kapıyı aralamış oldu.

Münbiç gibi Tel Rıfat gibi ceplere yerleşen YPG militanlarının da 30 kilometre aşağıya inmesini sağladı...

YPG/PKK militanlarıyla sınır bağını kopardı. Onların güneye göç etmesini sağladı.

MOSKOVA: En kârlı başkent. Sadece benim kahir ekseriyetin görüşü bu. Putin akıllı oynadı. Kimine göre dış politika nasıl yapılır dersini verdi. Soğukkanlı, akılcı, duygularını törpülemiş politika izleyerek Suriye’nin ağabeyi oldu.

Artık kimse Moskova’nın onayını almadan adım atamaz. Ankara bile. Şam bile. Hatta Washington bile. Suriye’nin yeniden nasıl şekilleneceğinin onayı da bundan böyle Moskova’dan geçecek. Ayrıca Suriye’de kurduğu askeri üsleri daha da geliştirecek, belki de sayılarını arttıracak. Bir süre sonra doğu Akdeniz de Moskova’dan sorulur hale gelebilir!

WASHİNGTON: Suriye’de etkinliğini kaybetti, gücünü yitirdi gibi görünüyor ama kazın ayağı öyle değil. ABD askerleri YPG/PKK militanlarıyla birlikte nereye çekildi?

Güneye...

Yukarıdan bakarsak güney doğuya... Şam’dan bakarsak kuzey doğuya...

Orada ne var?

Petrol...

Petrol bölgesi ABD’nin kontrolü altında... Trump petrol bölgesini kontrolümüz altında, gerisi önemli değil mealinde demeç vermedi mi?

Kaç yıl orada kalır?

Suriye’de kargaşa bitip, taşlar yerli yerine oturup, istikrarlı demokratik yapı gelene kadar.

Kaç yıl?

En az 20/30 yıl diyorum.

Kötümser miyim?

Hayır, iyimserim bile denebilir!..

ŞAM: Kurşun atmadan Fırat’ın doğusundaki toprakların büyük bölümünü geri aldı. Türkiye sınırına kadar geldi. 15 kontrol noktası kuracak. Yani savaş öncesi duruma döndük. Şam rejimiyle yine komşu olduk. Hatta sınırımızın Suriye tarafını Şam rejimine emanet edeceğimizi mutabakat metnine koyduk.

Esad yönetimi meşruiyetini onaylattı. Ankara’ya bile kabul ettirdi. Bir milyonun Suriyelinin katili rejim, teröristleri zapt-ı rap altına alacak, sınır güvenliğimizi sağlayacak rejime dönüştü. Katliamları unutuldu, konuşulmaz oldu. YPG’nin sınırımızdan uzaklaştırılması da Şam’a havale edildi.

Bu pozisyon Cenevre görüşmelerinde Şam’ın elini daha da güçlü kılacak. Katliam yapan rejim güçleri Suriye’nin ülkenin toprak bütünlüğünü koruyacak yegane güç olarak anılmaya başlandı. Geçmişin acılarının üzerine toprak atıldı.

PYD/YPG: Abdullah Öcalan’ın Suriyeli Kürtlere kurdurduğu örgütlenme. PYD siyasi, YPG silahlı kanat. Tabii YPG’nin temeli, özü, aslı gücü PKK. Türkiye sınırından kovalanarak kaybetmiş gibi görünseler de durum biraz farklı.

Güneye petrol bölgesine çekiliyorlar. Ağır silahlarını teslim etmediler. ABD hâlâ onların hamisi. Trump ‘petrol bölgesini YPG ile birlikte koruyacağız’ diyor. Şam onlarla masaya oturmayı reddetmiyor. Putin, Şam rejiminin Kürtlerle diyaloğunu önerirken herhalde Türk tarafına ayıp olmasın diye PYD demedi. İstediği Şam’ın, PYD/YPG/PKK yapılanması i kolunun kanadının altına alması.

Durum bu, soruyorum...

Sizce kim kazandı, kim kaybetti?