• 5.01.2019 00:00
  • (1038)

 Pazar günü AKP’nin iktidara gelmesinin 17. yıl dönümüydü. 18. yıla ayak bastıkları gündü.

Şaşalı kutlama yapmaları beklenirdi ama yapmadılar.

Mütevazı oldukları için mi?

Hayır... İtibardan tasarruf olmaz anlayışını şiar eden yönetimin 17. yılını bu şekilde geçirmesi şaşırtıcı değil mi?

Değil!..

Düşündürücü mü?

Değil!..

Niye mi?

Çünkü; AKP’nin sözü bitti... AKP’nin hikâyesi bitti... AKP vaat ettiği Türkiye’yi kuramadı...

Bu sebeple boyunları bükük...

AKP özgürlük diye geldi; polis devleti kurdu. Üstünlerin hukukuna son vereceğiz dedi; muktedirlerin hukukuna selam çaktı.

Ülkeyi seçilmişler yönetmeli dedi; bürokratlara teslim etti.

Kuvvetler ayrılığı dedi; kuvvetler birliğini getirdi.

Ekonomide koyduğu hedeflerin hiç birini tutturamadı. İşsizlik tarihin en yüksek seviyesine çıktı. İktidara geldiklerinde bir dolar 1.6 liraydı, ne yaptılar ne ettilerse bir dolar 6 lira oldu.

Dış politikada ‘değerli yalnızlık’ sürüyor. Avrupa Birliği için gündüz vakti atılan havai fişeklerin ne ışığı kaldı, ne sesi.

Hal buysa, AKP’yi yönetenler insanlara çıkıp ne diyecek? Neyle övünecek?

18. yıllarına girerken boyunları bükük demem bundan...

AKP iktidarının 17 yılını iki lider değerlendirdi. Saptamaları aşağı yukarı aynı...

Önce CHP Lideri Kılıçdaroğlu’nun sözleri:  

“17 yılda iktidara geldiğinde söyledikleri ile bugün söyledikleri arasında 180 derece farklılık yarattılar. O dönemde demokrasiden söz ediyorlardı, demokrasi kalmadı. Yargı bağımsızlığından söz ediyorlardı, yargının bağımsızlığı kalmadı. Medya özgürlüğünden söz ediyorlardı medya özgürlüğü kalmadı. ‘Haksızlığa karşı mücadele edeceğiz’ diyorlardı o olmadı. 3Y kavramı vardı. Yasaklar, yolsuzluklar ve yoksulluğu bitireceklerdi. Yoksul sayısı arttı. Yolsuzluk artık siyasal iktidarın temel anlayışlarından birisi haline dönüştü. Yasaklar ise hepimizin hayatının bir parçası haline geldi.”

Kılıçdaroğlu’nun bu sözlerine itiraz duymadım.

Zaten ne diyecekler ki AKP tabanında ve tavanında herkes durumun farkında ama dillendiremiyorlar.

Gelelim Saadet Partisi Genel Başkanı Karamollaoğlu’nun sözlerine...

O da şöyle demiş:

Milletimiz 3 Kasım 2002’de beş şeyi gerçekleştirmek için AK Parti’ye oy verdi. Güçlü, özgür, müreffeh, adaletli bir Türkiye için oy verdi. Ama ekonomiden ekolojiye, eğitimden dış politikaya sürekli savrulan bir Türkiye var ne yazık ki… Bütün birikimleri Varlık Fonu altında ipotek edildiği bir Türkiye var. Komşularla sıfır sorun derken tek bir komşusu kalmayan bir Türkiye var. Adalet, iflas etmiş, mağdurlar ordusu oluşmuş bir Türkiye var. Eğitimi yaz-boz tahtasına dönmüş, aile yapısı zayıflamış bir Türkiye var. Yarınlara dair umutların tükendiği bir Türkiye var. 3 Kasım 2002 AK Parti'nin iktidara geldiği gün, 3 Kasım 2019 miladını doldurduğunu tescilleme tarihidir. Türkiye'ye vereceği hiçbir şey kalmamıştır. Ülkemizde ne adalet kalmıştır ne de kalkınma’.

AKP Genel Başkanvekili Kurtulmuş da dün farklı bir açıdan bakarak izledikleri politikanın miladının dolduğunu açıkladı. Dedi ki; ‘Erdoğan’ın siyasi karizmasının arkasına sığınarak siyaset yapma devri sona erdi.”

Bakalım AKP, Erdoğan partisi olmaktan çıkacak mı? Yoksa hayatını Erdoğan’ın karizmasıyla sürdürmeye mi çalışacak?

AKP miladını doldurdu mu doldurmadı mı; ilk seçimde göreceğiz.

Yerel seçim milat doldu sinyaller verdi.

Erdoğan’ın siyasi karizmasına rağmen.