• 13.11.2019 00:00
  • (1010)

 Apar topar, yangından mal kaçırır gibi Anayasa değişikliği yaptılar. Ortaya ucube bir rejim çıktı.

Bir süredir söylüyorum, soruyorum; tabii ki cevap verilmiyor. Vermelerini de beklemiyorum..

Çünkü, verecek cevapları yok. Çünkü, onlar da bilmiyor...  

Yine de içimde kalmasın diye gündeme getiriyorum...

Daha önce yazdım, konuya girmeden önce kısaca hatırlatayım. Getirdikleri rejimde...

Cumhurbaşkanı devletin başı...

Aynı zamanda yürütmenin yegane temsilcisi...

Aynı zamanda baş komutan...

Aynı zamanda Meclis çoğunluğunu elinde bulunduran AKP’nin genel başkanı...

Aynı zamanda Meclis’te çoğunluğu elinde bulunduran 'Cumhur ittifakı'nın lideri...

Aynı zamanda bütün kamu kurumlarına (bakanından genel müdürüne, büyükelçisinden, kaymakamına, emniyet müdüründen, milli eğitim ilçe müdürüne kadar) atama yetkisine sahip olan tek imza...

Aynı zamanda Hakimler ve Savcılar Kurulu’nun tek belirleyicisi...

Aynı zamanda Varlık Fonu Yönetim Kurulu Başkanı olarak kamu bankaları üzerinden piyasaların belirleyicisi...

Aynı zamanda yine Varlık Fonu üzerinden THY, PTT, Türksat, Borsa İstanbul gibi kurumların patronu...

Aynı zamanda bunlara yerel seçimden sonra İstanbul, Ankara, İzmir, Antalya başta olmak üzere birçok ilde muhalefet partisi genel başkanı sıfatı da eklendi...

Bi şapka daha taktı!..

Garip bi durum ortaya çıktı...  

Hem iktidarda hem muhalefette, hem devletin başı hem en sert muhalif...

Hatırlarsanız; "Cumhurbaşkanı bu illerde nasıl davranacak?" diye sormuştum... Devletin başı gibi mi davranacak, muhalefetteki partinin lideri elbisesiyle politika mı yapacak?

Hadi daha somutlaştıralım...

Erdoğan ile İmamoğlu arasındaki ilişki nasıl olacak? Nasıl olmalı?

Cumhurbaşkanı İstanbul’a özgü yerel kararlara karışmalı mı, karışmamalı mı? İmamoğlu’nun icraatlarına nasıl yaklaşmalı?

Ve yine hatırlarsınız, "Merak ediyorum" demiştim; "Cumhurbaşkanı nasıl davranacak, hangi yolu seçecek?"

İmamoğlu’nun düzenlediği temel atmama töreni bütün bu soruların yanıtını verdi.

Cumhurbaşkanı ikinci yolu seçti.

İstanbul Belediye Başkanı Silahtarağa İleri Biyolojik Arıtma Tesisi Projesi'ni uygun görmedi, yanlış yatırım diyerek iptal etti.

İlk tepki Cumhurbaşkanı’ndan geldi. Erdoğan İstanbul’da İmamoğlu’nu muhatabı/rakibi kabul ederek (siyaseten öyle) muhalefet etme, icraatını eleştirme gereği duydu.

Çünkü, İmamoğlu’na karşı çıkacak, politika yapacak, eleştirecek, kınayacak başka siyasi odak yok.

Bu rejimi kurgulayanlar, Erdoğan’ı ülkede tek yetkili kılmak için Anayasa’yı değiştirenler (MHP Lideri Bahçeli; Erdoğan Anayasa’ya uymuyorsa biz Anayasa’yı ona uyduralım diye rejim değişikliği istemedi mi?) belli ki bu durumu düşünmemişler, hesaplamamışlar.

Türkiye, cumhurbaşkanı ile belediye başkanının atışmasına/polemiğine/çekişmesine/politik mücadelesine de tanık oldu...

Aralarında biyolojik arıtma tesisi kavgası çıktı.

Ucube rejim bize bunu da gösterdi.

Bakalım daha neler gösterecek!