• 17.12.2019 00:00
  • (957)

 Haberlerde gördüm. Adana'da polis Büyük Saat bölgesini bariyerlerle kapatmış. TOMA'ları hazır bekletmiş. İçkili mekanların yoğun olduğu Şinasi Efendi Caddesi'ne çevik kuvvet polisleri yerleşmiş. Restoranların önündeki masa sandalyeler toplatılmış. Polis, işletme sahiplerinden eğlence düzenlenmeyeceğine dair imza almış.

Kısaca Adana olağanüstü hal dönemini aratmayacak bir gün geçirmiş.

Sebep ne diyeceksiniz?

Geçen hafta Adana'da festival vardı. Geçen yıla kadar adı; 'Dünya Rakı Festivali' idi. Valilik geçen yıl yasaklayınca düzenleme kurulu adını değiştirdi; Kebap ve Şalgam Festivali'ne dönüştürdü. Geçen yıl yasağa rağmen festival yapıldı.

Rakı da içildi tabii.

Adana Valisi bu oldu bitti durumuna çok içerlemiş olmalı ki; bu yıl hem yasak koydu, hem de içkili mekanların önüne polis dikti. TOMA'ları hazır bekletti.

Gerekçe klasik; terör tehdidi ve güvenlik.

Asıl sebebi İçişleri Bakanı Soylu açıkladı; geleneklerimize, göreneklerimize, ananelerimize aykırıymış!

2010 yılında aykırı değildi!.

2011 yılında da, 2015 yılında da. Yasak 2018 yılında geldi.

Neden?

Süleyman Soylu yasağı desem yerli yerine oturmuyor. Yasağı hararetle savunan Soylu 2016 yılında İçişleri Bakanı oldu, o yıl Dünya Rakı Festivali yapıldı. 2017 yılında da yapıldı. O tarihlerde çıkıp gelenek, görenekten bahsetmedi. Yasak koydurtmadı.

Neden?

İki sebebi olabilir.

BİR: Festivale katılım bir milyonu bulunca iktidar kanadı telaşlandı. Rakı festivaline olan ilgiden, katılımın her geçen gün artmasından rahatsız oldular. Ne olur ne olmaz sayı daha da büyür muhalif harekete dönüşür endişesiyle yasakladılar. Geçen yıl festivale katılanlar yasağı delince bu yıl polisiye önlemler aldılar.

İKİ: Soylu o yıllarda siyasetçi bakandı. 2018 yılında rejim değişikliğinin devreye girmesiyle bürokrat bakan oldu. Eskiden Meclis'e, seçmene hesap vermek zorundaydı. Şimdi Cumhurbaşkanı'na yani Saray'a karşı sorumlu. Adı kebap /şalgam da olsa rakı içilen festivali yasaklanması Saray'dan alkış alması demek. Takdir görmesi demek.

Saray'ın yaşam biçimi tarzına sahip çıktığının, başka yaşamlara gerekirse polis marifetiyle müdahale edeceğinin ilanı demek.

Bakan sadece Adana'daki festivale müdahale ettirmedi...

İstanbul'da, Ankara'da kadınların şiddeti/tecavüzü şarkıyla protesto etmesine de müdahale ettirdi.

Neymiş, şarkının sözleri polisi, hâkimi, devleti ve başkanı suçluyormuş. Bu Şili'de başlayan protesto. Dünya destek verdi. İspanya'da, Almanya'da, Fransa'da, Hindistan'da kadınlar kendi dillerinde aynı şarkıyı söyleyerek dans etti.

Bizde ise dans edenler dayak yedi.

Efendim şarkının sözlerindeki şu ifadeler suçmuş. Kadınlar polislere baka baka; 'suç bende, tecavüzcü sensin, öldüren sensin, polisler, hakimler, devlet ve başkan' diyemezmiş.

CHP Grup Başkan Vekili Özgür Özel anlatmaya çalıştı. Mealen 'bu şarkının sözlerinde bizim polis, bizim yargıç, bizim devlet kastedilmiyor. Kadını hor gören sistem kastediliyor. Kadının isyanını simgeliyor. İngiliz de söylüyor, Hintli de.' dedi.

Bakan nuh dedi peygamber demedi.

Bunun üzerine CHP'li kadın milletvekilleri Las Tesis'i Meclis'e taşıdı. Bakan'ın gözünün içine baka baka o şarkıyı söylediler.

'Dünyanın söylediği şarkıyı söylemek için dokunulmazlık zırhı mı gerekiyor' sorusunu da yönettiler.

Hafta sonu İstanbul Beşiktaş'ta, İzmir Alsancak'ta danslı, şarkılı eylem vardı.

Neyse polis müdahale etmedi. Etmedi ama gösteriden sonra 6 kişiye gözaltına almış.

Merak ediyorum; polis o kadınlara sorguda ne sormuştur?

Ve yine merak ediyorum; Adana'daki festivale bu yıl da çok yoğun katılım olsaydı, sokaklara masa kurulsaydı, kebap, rakı, şalgam üçlüsü devreye girseydi, polis o masaları dağıtıp bazı kişileri gözaltına alsaydı; sorguda ne sorardı?