• 23.01.2020 00:00
  • (844)

 Siyasiler konuşuyor, tartışıyor, hatta birbirlerine laf çakıyorlar ama FETÖ'nün siyasi ayağını ortaya çıkarma konusunda bir adım atılamıyor.

İşin daha da kötüsü bu konu siyasi çekişmeye dönüştü. CHP'ni n siyasi kanadının araştıralım önerisini iktidar kanadı (AKP/MHP) kendilerini yıpratmaya yönelik hamle olarak görüyor.

CHP Meclis araştırma komisyonu kurulmasını önerdi. AKP Genel Başkanı "AKP ve MHP içinde bu tür adamlar var mı; ispatlayın" dedi. CHP'nin Meclis'i işaret ederek kendi, İyi Parti ve HDP içindeki FETÖ yapılanmasını örtbas etmeye çalıştığını ima etti.

MHP Genel Başkanı da "Biz savcı mıyız, hakim miyiz" diyerek CHP'nin girişimine karşı çıktı. Farklı bir hedef gösterdi, FETÖ'cülerin kurduğu "Yurtta Sulh Konseyi"nin incelenmesini istedi; "Askeri kanat dışında sivil unsurları da merak ediyorlarsa siyasi ayağı da bulmuş olurlar" dedi.

Bahçeli'nin bu çıkışına çeşitli yorumlar yapıldı.

Karnından konuşmaz denildi.

Boş konuşmaz denildi.

Bildiği vardır denildi.

Koca koca anlamlar yüklendi.

Ama kimse ne biliyorsan çık açık açık söyle demedi. Bir bildiği vardır denildi, geçildi.

Soru şu; Bahçeli, üç buçuk yıl sonra Yurtta Sulh Konseyi'ni neden gündeme getirdi?

Bence tek nedeni var, FETÖ' nün siyasi ayağı tartışmalarının AKP üzerinden yürümesini, AKP ekseninde dönmesini engellemek için.

Yurtta Sulh Konseyi kimi iktidardan devirmek için darbeye kalkışmıştı?

AKP iktidarını.

O halde Yurtta Sulh Konseyi üzerinden yürütülecek 'siyasi ayak' tartışması AKP'ye bulaşmaz.

Doğru mu?

Yurtta Sulh Konseyi'nde kimler olduğu belli. 38 kişi var, tamamı asker. Darbe yapılanmasını da 27 Mayıs'ı yapanlardan esinlendikleri belli. O yapıyı örnek aldıkları ortada. 27 Mayıs darbesini emir komuta dışında alt rütbeli subaylar yapmıştı. Milli Birlik Komitesi kurarak ülkeye el koymuşlardı.

Ülkeyi yönetmeye soyunmuşlardı.

Milli Birlik Komitesi kaç kişiydi?

37. Şunu da belirteyim, FETÖ gibi cemaatçi örgüt değildiler. FETÖ gibi ne bürokrasi de, ne yargıda, ne medyada, ne poliste kolları bacakları vardı. Ahtapot gibi değillerdi.

 37 subay darbe yaptı yaptı.

Belki de 15 Temmuz'da darbeye kalkışan Yurtta Sulh Konseyi' de başarılı olsaydı ülkeyi yönetmeye soyunacaktı.

Milli Birlik Komitesi gibi.

Aslında bu işleri en iyi bilen kişilerden biri de Devlet Bahçeli'dir. MHP'nin kurucusu, başbuğ dedikleri Alpaslan Türkeş 27 Mayıs ihtilalini yapan 37 subaydan biriydi. İhtilal bildirisini radyoda okuyan kişiydi. Milli Birlik Komitesi üyesiydi.

Bahçeli, Türkeş'in çok yakın mesai arkadaşı, dava arkadaşıydı. Milli Birlik Komitesi'ni siyasi ayağı olup olmadığını birinci ağızdan çok dinlemiştir.

Acaba diyorum; Bahçeli o bilgiler ışığında mı Yurtta Sulh Konseyi'nin üzerine gidin diyor yoksa AKP'yi bu tartışmanın dışına, uzağına atmak için mi?

Galiba ikincisi!

FETÖ'nün siyasi ayağı konusunda sen ne diyorsun diyeceksin. Daha öce yazdım. FETÖ'nün güçlü bir siyasi ayağı yok. Beş /on milletvekili, bir o kadar da belediye başkanı, belediye meclis üyesi, il, ilçe yöneticisi çıkabilir. Ama bunlar siyaseti şekillendirecek, yön verecek düzeyde değiller. Bunları siyasi ayak sayamayız. Yargı ayağına bakarsanız, eğitim ayağına bakarsanız, iş dünyası ayağına bakarsanız, üniversite ayağına bakarsanız, bürokrasi ayağına bakarsanız, polis ayağına bakarsanız, asker ayağına bakarsanız deve de kulak kalır.

Siyasi ayak sayılmaz.

İddiam şu; Fethullahçılar siyasi ayağı önemsemediler çünkü siyasi ortakları vardı.

Devletin tüm organlarını ele geçirsek vesayet düzeni kurarak siyaseti kontrol altına alırız diye düşündüler. Siyaset bize mahkum olur diye hesap ettiler.