• 5.02.2020 00:00
  • (901)

 Moskova ile Şam anlaştı, Astana süreci falan derken Ankara'yı oyuna getirdi. Şimdi diyorlar ki "Ya İdlib'i cihatçı teröristlerden arındır, ağır silahlarını topla ya da biz kendi yöntemlerimizle temizleyeceğiz".

Zaten Türkiye 2016 yılından beri Suriye'de 'temizlikçi' görevini yapıyor. Suriye'yi terörist gruplardan temizlemeye çalışıyor.

Zeytin Dalı harekatı, Fırat Kalkanı operasyonları neden yapıldı? El Bab'ı, Azez'i, Cerablus'u, IŞİD militanlarından temizlemek için değil miydi? Afrin'den hem IŞİD militanlarını, hem PKK/PYD militanlarını kovalamadık mı?

Kısaca terörist temizliği yaptık.

Tamam sınırımızdaki tehlikeyi uzaklaştırdık ama son tahlilde Şam ordusunun yapması gerekeni Türk ordusu yaptı.

Sonuçta o toprakları tertemiz halde Şam yönetimine vereceğiz.

IŞİD tehlikesi geçti de hala ölü hücreler var mı, bilmiyorum.

PKK/PYD güçleri sınırımızdan uzaklaştırıldı. ABD'nin himayesinde güneye petrol bölgesine indi.

Geriye İdlib'deki radikal cihatçı militanlar kaldı.

Türkiye'nin HTŞ denen terör örgütünün elinden silahları alması zor. Zaten sadece HTŞ yok, irili ufaklı ağır silahlara sahip onlarca terör örgütü var.

Katil ama meşru hükümet Şam, Moskova'nın desteğiyle İdlib'i geri almak veya terörist gruplardan temizlemek için acımasızca saldırıyor.

Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu dün Şam yönetimine kızarak (iktidar rejim terminolojisini kullanıyor) terörü bahane ederek askeri harekat düzenlediklerini söyledi.

Terörü bahane ederek…

İdlib terör örgütünün işgali altında değil mi?

Evet. Toprağında üstlenen, özerk bölge ilan eden terör örgütünü temizlemek en doğal, en meşru hakları değil mi?

Empati yapalım. Türkiye'nin bir bölgesine yerleşen terörist bir grup özek bölge ilan etse, Ankara'nın tepkisi , tavrı ne olur?

Ne olmalı?

Tabii Şam'ın izlediği yöntem vahşice. Kendine muhalif diye sivilleri de vuruyor. Eline silah alıp savaşanla, sivil halkı ayırmıyor.

Tümüne terörist muamelesi yapıyor, Rusya da öyle.

Gelelim Türkiye'nin İdlib'de batağa saplandı tezime...

Ankara ne yapmak istiyor? Ankara'nın ileriye dönük politikası ne?

Dün de altını çizdim: Sorunu dondurmak, günü kurtarmak.

Meseleye daha tepeden bakalım.

BİR: Askeri gözlem noktalarımız işlevini yitirdi mi?

Dün Dışişleri Bakanı basın toplantısında bir sor üzerine 'evet' dedi. O halde gözleme noktalarını sınırımıza çekelim. Askerlerimizi riske atmayalım.

İKİ: Ankara, Şam ordusunun İdlib'i almasının önüne geçebilir mi? Şam ordusunu durdurabilir mi?

Hayır. Sınır ötesi operasyon yapması gerekir. Bu, diğerlerine benzemez. Zeytin Dalı, Fırat Kalkanı ve Barış Pınarı terörist unsurlara karşı yapılmıştı. Bu kez düzenli orduya karşı yapılması gerekir ki; bu da savaş demek!..

ÜÇ: Ankara İdlib'den sınırımıza akın akın gelen göçü engelleyebilecek mi?

Çok zor, oradaki gözleme noktalarımız savaşmak için değil, barışı gözlemlemek için kuruldu. Ankara ancak insani yardım amaçlı para bulabilir ama Almanya'nın dışında elini cebine atmaya niyeti olan batı ülkesi yok.

DÖRT: Türk askeri HTŞ'yi temizlemek amacıyla İdlb'e de askeri operasyon düzenler mi?

Yine hayır. İdlib El Bab'a benzemez. Rusya da 'buyrun girin' demez.

Pek ne olacak?

Herhalde sınıra çektiğimiz duvarın ötesinde (Sahi iç savaşın ilk döneminde orası açık sınırdı, giren çıkan belli değildi, bulunla da övünüyorduk, şimdi devasa duvar çektik) onlara çadır kentler kurarak bakacağız. Avrupa'dan para geldi, geldi. Gelmedi yine cepten, yine hazineden çıkacak!..

Ankara İdlib batağına saplandı demem bundan.

'No way out' durumu var.