• 18.02.2020 00:00
  • (880)

 Geçen haftanın kulis haberiydi. Ya malum sebep nedeniyle (Saray'ı kızdırmamak) ya da FETÖ'nün siyasi ayağı tartışmasıyla, İdlib'e asker yığınağı yapılmasının gündemi kaplaması nedeniyle üzerinde durulmadı.

İkisinden biri.

Ama konu mühimdi; gerçi konuşulmuyor, tartışılmıyor, masaya yatırılmıyor ama mühim!

Mesele, yüzbinlerce gencin haybeye üniversite mezunu olma durumu!

İktidar her ile üniversite, her ilçeye fakülte, neredeyse her beldeye yüksek okul açtı. Güzel güzel binalar yaptı. Ama içine koyacak öğretim üyesi bulamadı. Eğitimi binalardan ibaret zannetti. Binaların içine eğitimi koymayı unuttu.

Tıpkı; adalet sarayları yapıp içine adalet koymayı unuttuğu gibi.

Dün Cumhuriyet gazetesinde okudum. Bahçeşehir Eğitim Kurumları Yönetim Kurulu Başkanı'yla röportaj yapmışlar. Enver Yücel dersliklerle, inşaatlarla fiziksel yapılarla uğraşıldığını içeriğe bir türlü gelinemediğinden yakınmış.

Özetle; gelecekte olmayacak mesleklere eleman yetiştirdiğimize dikkat çekmiş.

İktidar, Ardahan'a, Hakkari'ye, Kırşehir'e, Bitlis'e, Artvin'e, Tekirdağ kısaca 81 ile üniversite kurmakla milyonlarca genci üniversiteli yapmakla övünüyor. Ama sıra onlara iş imkanları açma konusuna gelince susuyor. Kendi sorunu değilmiş gibi davranıyor.

Türkiye'nin konuşulmayan ama kanayan yaralarından biri de bu. Bazı fakülteleri bitirenleri ayırırsak neredeyse üniversite mezunlarının yüzde 95'i işsiz.

İşsizlik rakamları bunu doğruluyor.

Milli Eğitim Bakanı bu meseleyi Bakanlar Kurulu toplantısında dile getirmiş. (Bakanlar kurulu toplantısı tabiri yanlış. Böyle bir kurul yok. Böyle bir kurul kararı da yok. Zaten geçerliliği de yok. Hükümet tek kişiden oluşuyor, yürütmenin yegane temsilcisi var.)

Bakan "Sanayici bizden nitelikli ara iş gücü istiyor. Herkes üniversiteli olmak zorunda değil. 'Sen ağa ben ağa, bu inekleri kim sağa' durumu var yani" demiş.

Cumhurbaşkanı Erdoğan da orada. Hak vermişmiş midir acaba. Haklısın demiş midir?

Hemen yorum yapmayın. Durun daha haberin devamı var.  

Eğitim Bakanı'nın bu sözleri gülüşmelere neden olmuş. Demek ki; Eğitim Bakanı'nı dinleyen öteki bakanlar, mesela Sağlık Bakanı, mesela İçişleri Bakanı mesela Dışişleri Bakanı mesela Ticaret Bakanı gülmüş.

Maliye ve Hazine Bakanı da gülmüş müdür?

Bakan devam etmiş: "Asıl projemiz meslek liselerini güçlendirerek üniversitedeki yığılmayı azaltmak istiyoruz.".

Tayyip Erdoğan, meslek lisesi denilince imam hatipleri anlıyordu. Onları yaygınlaştırdı. Normal liselerin yerine koydu. Hedef bir milyon öğrencinin imam hatipte okumasıydı. Hedefe ulaşıldı.

(Bir parantez açıp yeri gelmişken küçük bir bilgi vereyim. Son rakamlar şöyle:

Anadolu imam hatip liselerinde 525 bin 52.

İmam hatip ortaokullarında 713 bin 561.

Açık öğretim imam hatip liselerinde 120 bin 248.

Yatılı imam hatip okullarında 90 bin öğrenci eğitim görüyor.)

Tabii iktidar bu okulları meslek okulu olarak görmüyor. Oradan mezun olanları da imam veya hatip ihtiyacını karşılamak amacıyla yetiştirmiyor.

İktidarın hedefi şu; her çocuk önce imam hatipte okusun sonra ne olacaksa olsun. Hakim, doktor, mühendis vs.

* * *

Biz bakanların buluşmasına dönelim. Eğitim Bakanı'nın sözleri bununla da kalmamış. Demiş ki: niversite öğrencisi sayısı çoksa o ülkede sorun vardır. Az öğrenci sayısı varsa başarılıdır."

Baltayı taşa vurmuş.

Neden mi?

Cumhurbaşkanı akademik yılın açılışında yaptığı konuşmada üniversite öğrencisi sayısıyla övünmüş, Almanya'yı da küçümsemişti.

Cumhurbaşkanı üniversite sayısını 76'dan 207'ye öğrenci sayısını 1.6 milyondan 8 milyona çıkardıklarını gururla anlattıktan sonra şu sözleri sarf etmişti: "Nüfusumuz hemen hemen aynı, Almanya'da üç milyon üniversite öğrencisi var, bizde sekiz milyon."

Almanya'da üç milyon.

Bizde sekiz milyon.

Almanları bu alanda neredeyse üçe katlamışız.

Eğitim bakanı baltayı taşa vurdu demem bundan. Bakan, üniversite öğrencisi sayısı çoksa o ülkede sorun vardır diyor, Cumhurbaşkanı üniversiteli sayısının çok olmasıyla övünüyor.

Zirvedeki tezatta bakın.

Cumhurbaşkanı'nın bu sözlerini duyunca YÖK Başkanı'na şu soruyu sormuştum. (19 Eylül tarihli yazım)

Almanya mı doğru yapıyor, Türkiye mi?

YÖK Başkanı yanıt vermemişti. Eğitim Bakanı niversiteli öğrenci sayısı çoksa sorun vardır, azsa başarılıdır" diyerek meseleye açıklık getirdi.

Ama, Cumhurbaşkanı'nın gözünün içine baka baka baltayı taşa vurmuş oldu.