• 27.02.2020 00:00
  • (738)

 Cumhurbaşkanı önce uçakta konuştu sonra AKP’nin Meclis kürsüsünde.

Hedefinde her zaman olduğu gibi CHP lideri vardı.

Hem her zamanki gibi verdi veriştirdi hem de Kılıçdaroğlu’nun söylediklerinin hiçbir değeri olmadığını ıslarla vurguladı.

"Söyledikleri deryada damla hükmünde değildir" dedi.

"Söylediği söz, ancak sinek vızıltısı kadar değer taşır" dedi.

Cumhurbaşkanı’na sormadan edemeyeceğim. Maden Kılıçdaroğlu’nun sözleri damla hükmünde bile değil, hatta sinek vızıltısı değerinde konuşmasının büyük bölümünü neden o zat dediği kişiye ayırdı?

Cumhurbaşkanı daha da ötesini söyledi.

"Zerre kadar bilgisi yok" dedi.

"Ya sen siyaseti bilmiyorsun cahilsin" dedi.

"Nerede ne oluyor haberin yok" dedi.

"Tank üretmeyi teneke kutu üretmek, uçak üretmeyi kağıttan model yapmak, savunma ve muharebe sistemleri geliştirmeyi beş taş oynamak sanan birisine elbette ne desek boştur" dedi.

"Bu zatın dönüp dolaşıp saman konusunu açması zihin dünyasının çapıyla ilgili yeteri kadar fikir vermeye yeterlidir" dedi.

Cumhurbaşkanı, Kılıçdaroğlu’nu önemsemediğini söylüyor ama hangi mevzu açılırsa sözü dönüp dolayıp 'Bay Kemal’e getiriyor.

Anlaşılan o ki; Erdoğan 'Bay Kemal'siz yapamıyor. Yapamayacak da.

Dün cahil dedi, dünyadan haberi yok dedi, zihin dünyasının çapsız olduğunu ima etti ya, görürsünüz yapacağı ilk konuşmayı 'Bay Kemal' demeden tamamlamayacak.

Bunun iki nedeni var.

Birincisi; Cumhurbaşkanı birilerine çatmayı birilerini hedef tahtası yapmayı seviyor. Birilerini suçlayarak tabanını konsolide ettiğine inanıyor. Birilerini suçlayarak o kişilerin sözlerine itibar edilmemesine çalışıyor.

İkincisi; Kılıçdaroğlu damarına basıyor. En hassas konuları gündeme getirerek Erdoğan’ın sinir uçlarını tahrip ediyor. Yumuşak karnını yokluyor.

Mesela her hafta Tank Palet Fabrikası’nı gündeme getirmesi. Fabrika’nın bedelsiz BMC/Katar ordusu ortaklığına verildiğini söylemesi Cumhurbaşkanı’nı sinirlendiriyor.

Belli ki, yumuşak karnı.

Neden mi?

Şundan; altay tanklarının seri üretimi için ihale yapıldı. En iyi teklifi BMC-Katar ordusu ortaklığı verdi. İhaleyi kazanmışlardı ama tankları üretecek fabrikaları yoktu.

Savunma Bakanı, "iki yıl yeni fabrika yapılmasını bekleyecek halimiz yoktu. Bir an önce üretime başlasınlar diye Tank Palet Fabrikası’nı verdik" demişti.

Tank fabrikasını bedelsiz aldılar ama hala tank üretemiyorlar. Ordu hâlâ tank bekliyor.

Neden mi?

Tank motoru bulunamıyor!

Firma tank motoru bulacak, birileriyle anlaşacak, ithal edecek sonra üretim başlayacakmış.

İşçilerin maaşını kim ödüyor?

Katarlılar mı?

Hayır; bakanlık ödüyor.

Sadece bu değil.

Kılıçdaroğlu, "ne işimiz var Suriye’de" dedikçe...

"Ne işimiz var Libya’da" diye seslendikçe Cumhurbaşkanı öfkeleniyor.

Çünkü "ne işimiz var Libya’da, Suriye’de" söylemi halkın diline de yapıştı.