• 24.03.2020 00:00
  • (709)

 Uzaktan eğitim veya TV’den eğitim bugün başlayınca sekizinci sınıfta okuyan çocukları düşündüm.

Ne bahtsız kuşakmış!

Neden mi? Hikâyelerini anlatayım.

2012 yılıydı… AKP iktidarı, eğitim sisteminin yeniden kurguladı. Sekiz yıllık kesintisiz eğitim sisteminden intikam almak için 4+4+4 modeline geçmekle kalmadı, ilkokula başlama yaşını da 60 aya (beş yaşına) çekti.

O yılları hatırlayın. Eğitimciler karşı çıktı, yanlış yapıyorsunuz dendi, bedeli önümüzdeki yıllarda çıkar dendi, iktidar dinlemedi.

Çünkü, eğitime bakışları tamamen ideolojikti; imam hatip eksenliydi. İmam hatiplerin ortaokulları açılacak, sayıları artırılacak, eğitimin ilk dört yılını bitiren öğrencilerin imam hatibe gitmesi teşvik edilecekti.

İlkokula başlama yaşı da bu sebeple 60 aya indirildi. Beş yaşında ilkokula başlayan kız öğrencinin dokuz yaşında mezun olması hedeflenmişti. Böylece imam hatibe giriş yaşıyla tesettüre girme yaşı eşitlenecekti.

Plan buydu, harfiyen de uygulandı. Ama daha ilk yıl büyük sorunlar baş göstermeye başladı.

Çünkü eğitimin DNA’sıyla oynamışlardı. O yıla kadar ilkokula başlama yaşı 72 ay ve üstüydü. Çocuklar, genellikle altı buçuk yaşına doğru okula başlardı. 1 milyon 200 bin öğrenci bu yaşlarda okula kaydoldu.

611 bin 517 çocuk ise beş yaşındayken okullu oldu. Beş yaşındaki çocukla altı buçuk yaşındaki çocuğun öğrenmesi, derse ilgi göstermesi farklıydı.

İdeolojik sebeplerle beş yaşında okula başlatılan 600 binden azla çocuğa yazık oldu.

Öğrenmenler yaşı büyüklerle küçükler arasında makas açılmasın diye eğitimi yavaşlattı diğer çocuklara da yazık oldu.

Aradan sekiz yıl geçti. Bu bahtsız çocuklar bu yıl iyi bir liseye girmek için LGS'de yarışacak.

Her yıl 1 milyon 200 bin çocuk yarışırdı.

Bu yıl 1 milyon 600 bin çocuk yarışacak.

Bahtsız kuşak demem bundan.

Haa bu arada, 2017 yılıydı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Orta öğretime geçiş sınavı ( liseye giriş) kalkmalı" dedi, dönemin Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz şak diye kaldırdı.

Rağbet gören okular için yine de küçük çaplı bir sınav yapılacağını duyurdu. Bakanlık bu sınava en fazla yüz bin, yüz elli bin öğrenci katılır öngörüsünde bulundu!

O yıl 996 bin kişi katıldı. Lise çağına gelen gençlerin yüzde 90’ı.

Ertesi yıl sayı daha da arttı.

Bu yıl 1 milyon 600 bin kişi kuyrukta.

Biz dönelim bahtsız gençlere. Bu çocukların çoğu takviye alarak sınava LGS’ye hazırlanıyordu. Gerçi dershaneler yıllar önce resmen kapatılmıştı ama fiilen kapatmam hiçbir zaman mümkün olmadı.

Sınav varsa, yarış varsa, kaliteli okul sayısı azsa okulda verilen eğitimin dışında takviye almak bir yerde mecburiyet.

Hele sükseli Anadolu Liseleri gibi. Mesela İstanbul Erkek gibi, Galatasaray gibi, Kabataş Anadolu Lisesi gibi okullara niyet etmişsen; şart.

Parası olan özel hoca tutarak, parası daha az olan eğitim danışma merkezlerine giderek, parası daha da az olan adı dershane olmayan dershanelerde yarışa hazırlanıyordu ki...

Koronavirüs sistemi darmadağın etti..

Çocuklar eve kapandı, TV’den öğretimle eğitim sezonunun tamamlamaya çalışıyorlar.

Sınava odaklanma sıfırlandı, gevşeme dönemine girildi.

LGS'nin ne zaman olacağı belli değil, sınavın olup olmayacağı da belli değil. Bunca belirsizlik içinde 13/14 yaşındaki çocuk kendini derslere verebilir mi?

Kendini sınava hazırlayabilir mi?

Mümkün değil.

Futbolcular bile, basketbolcular bile ligler yeniden başlarsa toparlanmamız üç haftayı bulur demişlerdi. Olimpiyata hazırlanan sporcular. "motivasyonumuz kalmadı, erteleyin’ diyorlar.

13/14 yaşındaki çocuklar ne yapsın?

Bahtsız gençler demem bundan.