• 1.04.2020 00:00
  • (779)

 Neredeyse bütün dünyada; Avrupa’da, Amerika’da, Asya’da... İşyerleri kepenek kapatıyor, fabrikalar üretime ara veriyor, işçiler izine çıkarılıyor...

Esnaf tedirgin, yatırımcı tedirgin, işveren tedirgin... Bu işin sonu nereye varacak?

Almanya'da hükümet garanti verdi. Hatta şartlara uyuyor mu uymuyor mu bakmaksızın başvuran herkese 'kısa çalışma ödeneği' kapsamında para yatırdı.

Fransa çalışana garanti verdi. Macron "hiçbir şirket batmayacak, gereken destek sağlanacak" dedi. İspanya aynı yolu izledi, Portekiz çalışanlara ‘maaşlarınız benden rahat olun’ mesajı verdi, İngiltere kesenin ağzını açtı.

Ankara’nın da benzer önlemlere başvurması bekleniyordu. Vergi alacaklarını öteledi, kredi musluklarını açtı, kamu bankaları aylık geliri beş bin liradan az olana 10 bin lira borç vereceğini ilan etti.

Önceki akşam Cumhurbaşkanı Erdoğan, ulusa sesleniş konuşması yapacağını açıkladı. Televizyonların başına kilitlendik. Yürütmenin Yegane Temsilcisi olan Erdoğan halka ne verecekti? İnsanların nakit ihtiyacını nasıl karşılayacaktı? Toplumu nasıl rahatlatacaktı?

Öyle ya!

ABD’de, Almanya’da, İngiltere’de, Hollanda’da eve kapanan insanlara para sıkıntısı çekmeyeceklerinin garantisini vermişti.

Herhalde Ankara da aynısını yapacaktı.

Tam tersi oldu. Erdoğan para vermek yerine para istedi. "Biz bize yeteriz" başlıklı yardım kampanyası başlattı.

Millet bıktı valla!

Deprem olur; yardım kampanyası.

Sel felaketi olur; yardım kampanyası.

Kuraklık olur; yardım kampanyası.

Cumhurbaşkanı’nı dinlerken Reha Muhtar’ı andım. "Nerde bu devlet" derdi ya.

"Nerde bu devlet, nerde nasıl yaşatılıyorsa!"

Yürütmenin Yegane Temsilcisi’nin yardım kampanyası başlatmasına son başbakandan bir önceki başbakan tepki gösterdi. Davutoğlu; "bütün devletler vatandaşlarına para aktarırken ,bizde vatandaşlardan para toplanıyor" diye isyan etti.

Akşener de güzel tespit yapmış. Diyor ki; "Erdoğan’dan nakit yardımı beklerken IBAN numaranızı şu adrese gönderin para yatıralım demesini beklerken, o şuralara para yatırın diye IBAN numarası verdi."

CHP sözcüleri de verdi veriştirdi; daha düne kadar Kanal İstanbul’u yapacak gücümüz var diye hava atıyor dunuz ne oldu diye sordu.

Soru şu; Hazine’nin durumu gerçekten bu kadar kötü mü?

Kasa tamtakır kuru bakır mı?

Devlet, kepenk kapatan, işinden olan, evine kapanan insanlardan para isteyecek kadar vahim durumda mı?

Geçen yaz Merkez Bankası’nda saklı olan ihtiyat akçesini Hazine’ye aktarıp yediğimize göre; evet.

O para, 40 milyar lira, olağanüstü durumlarda kullanılmak üzere kenara ayrılan rezerv paraydı. İktidar o paraya bile ihtiyaç duyduğuna göre demek ki kasada fareler dolaşıyor!

Soruyorum.

Ne oldu, işsizlik fonunda biriken 130 milyar liraya?

Ne yaptınız, 15 Temmuz şehit ve gazileri için toplanan 338 milyon lirayı?

Ne yaptınız, İnönü Stadı önünde PKK’nın saldırısında şehit düşen polislerimiz için toplanan 52 milyon lirayı?

Elazığ depremi için toplanan parayı da sorayım mı?

Sözü uzatmaya gerek yok. Halktan yardım isteyen ülkeler listesi her şeyi anlatıyor.

IMF kayıtlarına göre halkından para isteyen ülkeler; Irak ,Lübnan, Sri Lanka, Senegal , Güney Afrika.

Ve Türkiye.  

* * *

Son not: Cumhurbaşkanlığı iletişim Başkanı Altun demiş ki; "Milli dayanışma, devletin halktan para istemesi değil. Milletin her ferdiyle sınıf, ideoloji, siyaset ayırmadan birbirine destek olmasıdır."

O halde şu soruya da yanıt versin:

İstanbul ve Ankara belediyeleri de yardım kampanyası başlattı. İstanbul ihtiyaç sahibi 300 bin aileye, Ankara 500 bin aileye yardım yapacağını para girdi çıktısının şeffaf olacağını açıkladı.

Neden, engel oluyorsunuz, neden soruşturma açtınız, neden insanların yardımlarına el koymaya kalkıyorsunuz?

Cevap lütfen!