• 15.04.2020 00:00
  • (778)

 Lafı evirip çevirmeye gerek yok; takıntılı kafa dediğim; iktidar. Takıntılı, her meseleye ideolojik bakıyor, her konuyu yarar/zarar terazisine koyup tartıyor. Memleketin yararına mı zararına mı önceliğinin yerini, AKP’nin yaranına mı zararına mı aldı.

Varsa yoksa AKP.

İddialı bir cümle kurduğumun farkındayım ama gerekçelendirmeye çalışacağım.

Eczaneden maske aldınız mı? Telefonunuza barkod geldi mi?

Bana gelmedi, arkadaşlarımı arıyorum onlara da gelmemiş! İktidar sanki, yeşil reçeteli ilaç dağıtacak. İktidar sanki, siper saldırıya karşı korunma maskesi verecek. Vereceği üç kuruşluk bez parçası onu da veremiyor. Dağıtmayı beceremiyor.

Hepimiz biliyoruz, maske dağıtım işi CHP’li belediyelerin uhdesine geçmesin diye yasak kondu. Onlar puan toplamasın diye satışı yasaklandı.

Parasız dağıtımı bile.

Alt tarafı bez parçası!..

Halkevleri diktirip halka dağıtmaya kalktı polis bastı, gözaltı yaptı. Haberlerde izlemişinizdir, şu kadar kaçak yüz maskesi yakalandı diye yayın yapılıyor.

Yahu, maskenin kaçağı olur mu?

Sağlık Bakanı ekranlarda "Maskenizi evde üretin" diyor, evde maske üretenin evine polis baskın yapıyor.

Manşet: Kaçak maske yakalandı.

Nasıl ya; maskenin kaçağı mı olur?

Alkol mü bu, eroin mi, esrar mı; ne?

Bu iktidar, geçen yıl soğan, patates baskını da yapmıştı. Depoları basmışlardı. Maliye Bakanı ekranları çıkıp şu kadar soğan ele geçirdik diye övünerek anlatmıştı.

Kısa bir süre sonra anlaşıldı ki soğan zaten depolarda saklanması gereken ürün. Soğan patates soğuk hava depolarında durmayacak da nerde duracak?

İktidar halka yediririm zannetti, yerel seçimler "hayvan terli" yanıtı geldi.

İktidar ders almamış olacak ki, aynı oyunu maske üzerinden çevirmeye çalışıyor. Sokağa çıkması yasak olan 65 ve üstü gruba polis ve jandarma marifetiyle maske yolluyor, veya şovunu yapıyor. Maskeye ihtiyacı olan günlerdir bekliyor.

Telefonuna barkod gelecekmiş de o barkodla eczaneye gidecekmişsin de, eczanede varsa alacakmışsın da...

Üç kuruşluk maske için çekilen eziyete bak.

Parası olmayana dağıt, parası olan marketlerden alsın, eczanelerden alsın.

Hayır olamaz!

Niye?

CHP rant yapar!

Hayata ideolojik bakmak budur işte.

* * *

Bir de dış kaynaktan para bulma meselesi var. Maliye Bakanımız dolar 5.30 lirayken beş liraya indirdik, indiriyoruz diye övünüyordu. Şimdilerde dolar 6.80.

Ağızını bıçak açmıyor.

Yediler, bitirdiler kasa tam takır kuru bakır. Gidecekleri tek kapı var.

IMF.

Başka kapıları var mı?

Yok, çünkü Türkiye’nin kredibilitesi sıfır, hatta eksi!

Daha da ötesi, IMF’nin garantisi olmadan Ankara hiçbir uluslararası kuruluştan para alamaz. Beş kuruş bile!  

Eee, o halde neden bu zor günde IMF ile masaya oturmuyoruz?

İdeolojik. Takıntı!

Yıllarca bunca laf etti şimdi hadi konuşalım diyemiyor, aslında diyor da gizli kapaklı diyor! Yakında kokusu çıkar.

Ama maalesef bu takıntılı durumunda kaybeden çalışan olacak, esnaf olacak, işveren olacak; Türkiye olacak.

Dün de yazdım; bu politikayla ülkeyi yönetemezler; gidecekler.

Gidiyorlar.

Cumhurbaşkanı yıllardır aynı hikâyeyi anlatır. IMF bizden 5 milyar dolar borç istemiş, Cumhurbaşkanı o zaman başbakandı "verin" demiş. IMF almamış.

IMF dün şu çağrıyı yaptı: En yoksul ülkelere iki yıl boyunca yardım sağlanması için ortaklarına "katkı yapın".

Hangi ülkeler?

Afganistan, Benin, Burkina Faso, Orta Afrika Cumhuriyeti, Çad, Komor Adaları, Demokratik Kongo Cumhuriyeti, Gambiya, Gine, Gine-Bissau, Haiti, Liberya, Madagaskar, Malavi, Mali, Mozambik, Nepal, Nijer, Ruanda, Sao Tome ve Principe, Sierra Leone, Solomon Adaları, Tacikistan, Togo ve Yemen.

Ankara 5 milyar dolar bağışlar mı?

Sorsanıza, kasada 5 milyar var mı?