• 2.09.2020 00:00
  • (515)

 Haber kanallarındaki tartışma programlarını izliyor musunuz bilmiyorum. Eskiden dört kişi katılır, iki saatte biterdi. Bazı kanallar süreyi dört saate çıkardı, katılımcı sayısı da altıya yükseltildi.

Çoğu kanal 'muhalefete yer verdik mi, verdik' anlamında muhalif kesimden eski bir politikacıyı çağırıyor. Veya eleştirel bakan bir gazeteciye koltuk ayrılıyor.

Kimi hiç çağırmıyor, kimiler de hayatı boyunca 'ne şiş yansın ne kebap yansın' anlayışını hayatı boyunca düstur edinmiş gazeteciyi araya sıkıştırıyor...

Genellikle durum dörde bir, altıya bir, bazen altıya iki iktidar ağırlıklı oluyor.

İktidarın sesi daha çok çıkıyor. Zaten amaç da bu; eleştirel sesi boğuntuya getirmek.

Olabilir, itirazım yok.

O kanalın siyasi tercihi budur. İktidarın görüşünü, icraatını savunmayı görev edinmiştir. Bir başka kanal da iktidarı tersini yapabilir. Çağırdığı konuşlarla iktidarı topa tutabilir. Yapılıyor da.

İsteyen izler, istemeyen izlemez.

Benim anlatmak istediğim, iktidarı eleştirenlerle iktidarı savunanların dışında üçüncü bir grup daha var.

Onlara iktidarın ekran polisleri deniyor.

Veya tartışma programlarının iktidar bekçileri.

İktidarı savunanlardan farkları şu. Eleştirel yaklaşanın her iki cümlesinden birine müdahale ediyorlar, konuşmacının insicamını bozmaya çalışıyorlar, konuşmayı başka yöne çekmek istiyorlar, laf atarak sinirlendirmeye çalışıyorlar, konuşmasının kesik kesik ilerlemesine çaba sarf ediyorlar, gerekirse ağır ithamlarla, zaman zaman ağız dalaşına girerek amiyane tabirle konuşmayı 'piç' ediyorlar.

Görevleri bu.

Bağırış çağırışın bir numaralı uzmanları.

Tabii ağız dalaşı çakınca reyting artıyor, kanalın hoşuna gidiyor.

Eleştiri yapacak olanın sözü (başa çıkanlar yok değil) ağzına tıkandığı için iktidarın da hoşuna gidiyor.

Kim bunlar diyeceksiniz?

En meşhuru ve en başarılısı Takvim Gazetesi'nin Ankara Temsilcisi Zafer Şahin. Laf atmada, iktidarın işine gelmeyen bir konuya girildiğinde ama alakalı ama alakasız şu tarihte de böyle olmuştu diye araya girip ortalığı karıştırmakta üzerine yok.

Durduk yerde kavga çıkarma yeteneğine sahip.

İkinci sırama Mehmet Metiner'i koyarım. Eski AKP Milletvekili, Star yazarı. O da laf atma, karşısını bozma, konuyu saptırma, rakibi çıldırtma konusunda hünerli.

Üçüncü sırada Yüzyıl Üniversitesi Rektörü Yaşar Hacısalihoğlu geliyor. Bilimsel takılıyormuş ayağında kahve kültürü düzeyinde topa giriyor. Eleştirel konuşmasının bir cümlesinden yola çıkarak uzun nutuk atıyor. Kibar üslup ağır cümlelerle muhalif konuşmacıyı bezdirmeye çalışıyor. Cevap verirmiş gibi yapıyor ama iktidarın hoşlandığı gündemi allem ediyor kallem ediyor tartışmanın merkezine oturtuyor. Uzun süre meşgul ediyor, saat çalıyor.

Son sıraca SETA Direktörü, Sabah Gazetesi Yazarı Hasan Basri Yalçın'ı koydum. İlk dönemde akademisyen kimliğiyle AKP'yi desteklemeye çalışıyordu. Giderek açıldı. Popüler oldukça coştu. Onun da Mehmet Metiner'den farkı kalmadı.

Başka isimler yok mu diyeceksiniz?

Olmaz mı? Liste daha geniş. Ama en popülerleri bu isimler. Açın kanalları, bu kişilerin olmadığı tartışma programı yok gibi.

Bu akşam deneyin isterseniz.

Çünkü artık iktidarın ekran polisi olmadan tartışma başlamıyor/başlatılamıyor?