•  
  • (373)

 2011 yılının ocak ayıydı. AKP iktidarı Ankara'da görkemli toplantı düzenledi. Dönemin Başbakan'ı 10'uncu Kalkınma Planı'nı açıkladı. 2023 hedeflerini ilan etti.

GSYH: 2 trilyon dolar.

Kişi başına gelir: 25 bin dolar.

İhracat: 500 milyar dolar.

İşsizlik: Yüzde 5.

İş dünyası bayıldı. TOBB gibi kuruluşların yöneticileri ayakta alkışladı. İktidara yakın yazar, çizer,  ekonomist takımı günlerce övgüler yağdırdı.

Aradan yedi yıl geçti, Türkiye rejim değiştirdi. Parlamenter rejimden vazgeçip Türk usulü başkanlık modeline geçti. Artık ülkeyi tek kişi yönetecekti.

Yürütmenin yegane temsilcisi olacaktı. Oldu da.

2019 yılında yeni rejim 11'inci Kalkınma Planı'nı açıkladı. 2023 hedeflerini yüzde 50 küçültmüşlerdi.

GSYH: 1 trilyon 80 milyar dolar.

Kişi başı gelir: 12 bin 484 dolar.

İhracat: 226 bin dolar.

İşsizlik: Yüzde 9.9.

İş dünyası yine ayakta alkışladı. TOBB yöneticileri yine övgüler yağdırdı. İktidara yakın, yazar, çiter, ekonomist takımı ayağı yere basan gerçekçi hedef ilan etti. Ekonomi yönetiminin başarısı üzerine neredeyse destan yazılıyordu.

Önceki gün bu kez kürsüye Hazine ve Maliye Bakanı çıktı. O da 2023 hedeflerini açıkladı.

GSYH: 875 milyar dolar.

Kişi başı gelir: 10 bin 33 dolar.

İhracat: 214 milyar dolar.

İşsizlik: Yüzde 10.9.

İş dünyası aynı tepkiyi verdi; ayakta alkışladı. Yeni ekonomik programa desteklerinin tam olduğunu söylediler. TOBB yöneticileri, güçlü ve istikrarlı büyüme sürecine geçiş sağlanacağı için memnun olduklarını ilan etti. İktidara yakın yazar, çizer, ekonomist takımı mükemmel plan mükemmel hedefler olduğunu yazdı, söyledi.

Kahir ekseriyet, 10 yıl önce kişi başına gelir 10 bin dolardı, şimdi 3 yıl sonraki hedef kişi başına 10 bin dolar bu nasıl iş demedi. Bu nasıl ekonomi yönetimi diye sorgulamadı.

Türkiye geri vitese takıp gaza da sonuna kadar yüklenen araba gibi, demeye cesaret edemedi.

Bundan 12 yıl önce, 2008 yılında kişi başına düşen gelir 10 bin dolardı siz neden söz ediyorsunuz, diyen çıkmadı.

Hâl böyle olunca, iktidar da meydanı boş buldu. Dünyadan pozitif ayrılıyoruz diye sevinç rüzgarı estirilmeye çalışıyor.

Tutuyor mu, insanlar boş vaatlere inanıyor mu, diye soracak olursanız...

Zannetmiyorum.

Dünyanın demiyorum ama Avrupa'nın en fakir ülkesi olduğumuzun herkes farkında.

Dolar hedefine bakın; 2023 yılında bir doların 8 lira olması hedefleniyor.

Bu da bize başarı olarak sunuluyor.

Oysa 2005 yılının 1 Ocak günü Türkiye parasından altı sıfır atarken dolar kuru 1.3 lira civarındaydı. Aradan 15 yıl geçti dolar 7.8 lira seviyesine çıktı.

Soruyorum zenginleştik mi, fakirleştik mi?

Bu arada fakirleştik derken iktidar ekonomik krizin faturasını çalışana kesmeye hazırlanıyor.

Nasıl mı?

Kamunun yönlendirdiği bazı fiyat ve ücretlerde geçmiş enflasyon yerine  enflasyon tahminine göre ayarlama yapılacakmış.

Hazine Bakanı 2021 enflasyon hedefini yüzde 8 ilan etti ya işçi, memur, emekliye bu oranda zam verilecek.

Bunun anlamı şu; 2020 yılında yapılan zamların üzerine bir bardak soğuk su için!

Aralık sonuna kadar zam yağmuruna maruz kalırsak şaşırmayın.

Peki, iktidarın enflasyon tahmini gerçekçi mi?

Son 10 yıla bakın, enflasyon tahmininin bir kere tutuğunu göremezsiniz. Bu yıl hedef yüzde 8.5'ti, TÜİK'in rakam operasyonuyla yüzde 12'lerde. Sokak yüzde 18 - 20 diyor.

Önümüzdeki yıl enflasyonun yüzde 8 olacağına inanan var mı?

Yok. Ama memura, emekliye kendi tahminleri oranında zam verecekler. Özel sektörde buna uyacak.

İsterse uymasın! Kısaca daha da yoksullaşacağız.

Bu arada şu notu da düşmeden edemeyeceğim: Türkiye ekonomik buhranla inlerken MHP lideri neyle uğraşıyor görüyorsunuz.

Anayasa Mahkemesi'nin yapısı değişmeliymiş. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ne uyumlu hale getirilmeliymiş!

Cumhurbaşkanlığı'na bağlanmalı mı demek istedi anlamadım. Yoksa ekonomiyi unutturup, tartışma programlarına malzeme verip meşgul etme niyetinde mi?