•  
  • (381)

 İki gündür siyaset kulislerinde şu iki sorunun yanıtı aranıyor.

Birincisi; İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'dan sonra MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin de Anayasa Mahkemesi'ni hedef alması planlı bir hareketin ürünü mü, bireysel çıkış mı?

İktidara yakın gazeteleri taradım Bahçeli'nin Anayasa Mahkemesi yeniden yapılandırsın talebine pek yüz vermemişler.

Çoğu birinci sayfasına bile taşımamış. Birinci sayfada yer verenler de büyütmemiş, kenara köşeye sıkıştırmış.

AKP sözcülerinden destek gelmedi.

Cumhurbaşkanı TBMM açılış konuşmasında değinmedi. Değinmedi ama çıkışta gazetecilerin sorusu üzerine; "Parlamento adım atarsa seve seve buna katılırım" dedi.

Bu destek anlamına mı geliyor?

Hayır, bence Cumhurbaşkanı Bahçeli'yi kırmamak için bu açıklamayı yaptı.

Topu taca attı.

İdam meselesinde olduğu gibi. İdamı yıllardır söylüyor, dün de yineledi; "Parlamentodan geçsin önüme gelsin imzalarım" diyor ama genel başkanı olduğu parti bugüne kadar bu konuda tek bir hamle yapmadı.

Anayasa Mahkemesi konusunda söyledikleri de farklı değil. "Parlamento karar versin seve seve" demek bu işin olur tarafı yok ama siyaseten evet diyorum demek.

Tersi olsa iktidar gazeteleri Bahçeli'nin talebini manşetten verirlerdi.

Gelelim ikinci soruya. Bahçeli; Anayasa Mahkemesi'nin yeni sisteminin doğasına uygun şekilde yeniden yapılanmasını istedi ve cumhurbaşkanı hükûmet sistemiyle çekişmemesi gerektiğini söyledi.

Söyledi ama o nasıl bir AYM istediğini açıklamadı.

Gerçi sözlerinin içinde ip uçları var.

AYM'nin hak ihlali kararlarına kızmış mesela. Demek ki bireysel başvuru hakkının elinden alınmasını istiyor.

Yürütme çelişmemesini düşünüyor mesela. Demek ki çıkarılan yasaların Anayasa'ya uygunluğunu denetleme görevine son verilmesini talep ediyor.

Galiba göstermelik olsun istiyor.

Var mı, var!

Anladığım kadarıyla kafasındaki formül şu: Türkiye'yi bir kişi yönetsin o kişiye kimse karışamasın. O kişinin aldığı kararlar Anayasa'ya aykırı olsa bile, temel hak ve özgürlükleri kısıtlasa bile hiçbir kurum karşı çıkamasın.

Kısaca kuvvetler birliği istiyor. Yasama, yargı, yürütmenin tek elde toplanmasını...

Abartmıyorum, MHP liderinin sözlerinden çıkan sonuç bu. İktidara tam destek veren gazeteler, yazarlar bile bu talebi fazla bulmuş olacaklar ki geçiştirmişler, görmemişler, yorumlamaya değer bulmamışlar.

İki gündür soruyorlar; "Nasıl yorumluyorsun" diyorlar.

Galiba, diyorum Devlet Bey yabancı sermayenin Türkiye'ye gelmesini istemiyor, var olanlar da bir an önce gitsin diye bakıyor.

Talebinin başka anlamı yok. İstedikleri hayata geçilse bırakın yabancı sermayenin gelmesini ne olur ne olmaz diye sınırımızdan bile geçmez.

Söz, MHP liderinden açılmışken şu konuya da girmeden edemeyeceğim. Hazine ve Maliye Bakanı üç - dört ay önce aldığı kararların tam tersi kararlar almaya başladı.

Politika faizi yükseltildi. Swap limitleri arttırıldı. Yabancı finans kurumlarının TL'ye erişimi kısıtlanmıştı, kısıtlama kaldırıldı. Döviz ve altından alınan vergi oranı eski hâline döndürüldü falan. Bahçeli sert kararlar alındığı günlerde Hazine ve Maliye Bakanı'na destek vermişti, "Çok başarılı" demişti.

Acaba Bahçeli şimdi ne diyor?

"Ekonomiyi çocuk oyuncağına çevirdiniz, yaz - boz tahtasına döndürdünüz" mü diyordur yoksa yine çok başarılı mı buluyordur?

(Okuyucuya küçük bir not: O gün alınan kararları Covid - 19'la bağlantılı değerlendirmeyin. Durum mayıs ayından daha beter. Dolar kuru neredeyse bir lira daha yüksek.)